TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sudan {a} nebensächlich {a}
sudan {i} der Sudan {m}
sudan {a} unbedeutend {a}
sudan {allg} fadenscheinig {allg}
sudan bahane {allg} eine abgedroschene Ausrede {allg}
sudan bahane {allg} eine banale Ausrede {allg}
sudan bahane {s*be} eine billige Ausrede {s*be}
sudan bahane {allg} fadenscheiniger Grund {allg}
sudan bahane {allg} faule Ausrede {allg}
sudan bahane {ç} die Flausen {pl}
sudan bahane ile işten kaçılan pazartesi {allg} der blaue Montag {allg}
sudan bahaneler {allg} Fisimatenten {allg}
sudan bahaneler {allg} nichtige Vorwände {allg}
sudan çıkarıp kurtarmak {fi} auffischen {v}
sudan çıkarmak {fi} auffischen {v}
sudan çıkarmak {allg} aus dem Wasser heben {allg}
sudan çıkarmak {itr} fischen {itr}
sudan geçirmek {fi} ausspülen {v}
sudan geçirmek {v} spülen {v}
Sudan ile ilgili {s} sudanesisch {adj}
Sudan ile ilgili {s} sudanisch {adj}
sudan korkan {s} wasserscheu {adj}
sudan korkma {i} [hek]die Wasserscheu {f}
sudan sebep {allg} fadenscheiniger Grund {allg}
sudan sebepler {allg} nichtige Vorwände {allg}
sudan sebepler {ç} die Nichtigkeitsgründe {pl}
sudan ucuz {allg} für einen Apfel und ein Ei {allg}
sudan ucuz {a} spottbillig {a}
sudan ucuz fiyat {i} der Schleuderpreis {m}
sudan veya toprak altından can ve mal kurtarma {i} die Bergung {f}
sudan veya toprak altından kurtarılan mal {i} das Bergungsgut {n}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} das Bergegeld {n}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} der Bergelohn {m}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} der Bergungslohn {m}
Sudan {i} der Sudaner {m}
Sudan {i} der Sudanese {m}
Sudan {i} die Sudanesin {f}
Sudan {a} sudanesisch {a}
Indirekte Treffer
balığı sudan çıkarmak {fi} ausfischen {v}
bir şeyi sudan alıp çıkarmak {fi} ausfischen {v}
bir şeyi sudan kurtarmak {v} aus dem Wasser fischen {v}
eşek sudan gelinceye kadar dövmek {allg} jemandem eine Tracht Prügel verabreichen {allg}
eşek sudan gelinceye kadar dövmek {fi} durchwichsen {v}
eşek sudan gelinceye kadar dövmek {fi} durchbläuen {v}
havadan sudan bahaneler bulmak {allg} an den Haaren herbeiziehen {allg}
havadan sudan konuşmak {allg} über dies und das reden {allg}
sudan bahane {allg} fadenscheiniger Grund {allg}
sudan bahane {s*be} eine billige Ausrede {s*be}
sudan bahane {allg} eine banale Ausrede {allg}
sudan bahane {ç} die Flausen {pl}
sudan bahane {allg} eine abgedroschene Ausrede {allg}
sudan bahane {allg} faule Ausrede {allg}
sudan bahane ile işten kaçılan pazartesi {allg} der blaue Montag {allg}
sudan bahaneler {allg} nichtige Vorwände {allg}
sudan bahaneler {allg} Fisimatenten {allg}
sudan çıkarıp kurtarmak {fi} auffischen {v}
sudan çıkarmak {itr} fischen {itr}
sudan çıkarmak {allg} aus dem Wasser heben {allg}
sudan çıkarmak {fi} auffischen {v}
sudan geçirmek {fi} ausspülen {v}
sudan geçirmek {v} spülen {v}
Sudan ile ilgili {s} sudanisch {adj}
Sudan ile ilgili {s} sudanesisch {adj}
sudan korkan {s} wasserscheu {adj}
sudan korkma {i} [hek]die Wasserscheu {f}
sudan sebep {allg} fadenscheiniger Grund {allg}
sudan sebepler {ç} die Nichtigkeitsgründe {pl}
sudan sebepler {allg} nichtige Vorwände {allg}
sudan ucuz {a} spottbillig {a}
sudan ucuz {allg} für einen Apfel und ein Ei {allg}
sudan ucuz fiyat {i} der Schleuderpreis {m}
sudan veya toprak altından can ve mal kurtarma {i} die Bergung {f}
sudan veya toprak altından kurtarılan mal {i} das Bergungsgut {n}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} der Bergungslohn {m}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} der Bergelohn {m}
sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret {i} das Bergegeld {n}
tuzlu sudan tatlı su edinme tesisi {i} die Entsalzungsanlage {f}