TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
soğuk {a} abgekühlt {a}
soğuk {a} abweisend {a}
soğuk {s} antipathisch {adj}
soğuk {a} frigide {a}
soğuk {s} herzlos {adj}
soğuk {s} kalt {adj}
soğuk {i} die Kälte {f}
soğuk {a} kühl {a}
soğuk {s} marmorn {adj}
soğuk {s} ruhig {adj}
soğuk {s} scharf {adj}
soğuk {s} spröde {adj}
soğuk {s} stocksteif {adj}
soğuk {s} teilnahmslos {adj}
soğuk {s} unfreundlich {adj}
soğuk {s} ungastlich {adj}
soğuk {a} ungemütlich {a}
soğuk {s} unpersönlich {adj}
soğuk {s} unverbindlich {adj}
soğuk {s} unwirtlich {adj}
soğuk algınlığı {i} die Erkältung {f}
soğuk algınlığı {i} die Erkältungskrankheit {f}
Soğuk algınlığına karşı bir ilaç istiyorum {allg} Ich möchte ein Medikament gegen Erkältung {allg}
soğuk alma {i} die Erkältung {f}
soğuk almak {fi} [ask]ankriechen {v}
soğuk almak {fi} erkälten {v}
soğuk almak {allg} Erkältung holen {allg}
soğuk almak {allg} eine Erkältung zuziehen {allg}
soğuk almak {fi} erkälten {v}
soğuk almak {fi} verkühlen {v}
soğuk almış {adv} erkältet {adv}
soğuk bakmak {fi} abgeneigt sein {v}
soğuk bez {i} der Jaconnet {m}
soğuk bez {i} der Jakonett {m}
soğuk bir banyo yapmak {allg} ein kaltes Bad nehmen {allg}
soğuk bir duş almak {allg} eine kalte Dusche nehmen {allg}
soğuk bir selamlama {allg} eine frostige Begrüßung {allg}
soğuk boyama {i} [tek]das Kaltfärben {n}
soğuk dalgası {i} die Kältewelle {f}
soğuk damga {i} das Prägeeisen {n}
soğuk damga {i} der Prägestempel {m}
soğuk damga {i} der Trockenstempel {m}
soğuk davranma {i} die Steifheit {f}
soğuk davranmak {allg} jemandem die kalte Schulter zeigen {allg}
soğuk davranmak {allg} reserviert verhalten {allg}
soğuk demir ustası {i} der Grobschmied {m}
soğuk demirci {i} der Grobschmied {m}
soğuk difüzyon {allg} kalte Diffusion {allg}
soğuk döküm {i} der Kaltguss {m}
soğuk döküm dökmek {fi} kaltgießen {v}
soğuk espri {i} der Kalauer {m}
soğuk et {i} der Aufschnitt {m}
soğuk hadde atölyesi {i} das Kaltwalzwerk {n}
soğuk hava {i} die Kaltluft {f}
soğuk hava dalgası {i} die Kältewelle {f}
soğuk hava dalgası {i} der Kaltfront {m}
soğuk hava dalgası {i} die Kaltwetterfront {f}
soğuk hava deposu {i} die Kühlanlage {f}
soğuk hava deposu {i} das Kühlhaus {n}
soğuk hava deposu {i} der Kühlraum {m}
soğuk hava deposunda saklamak {allg} im Kühlhaus lagern {allg}
soğuk hava deposunda tutmak {allg} im Kühlhaus lagern {allg}
soğuk hava makinesi {i} das Kaltluftgebläse {n}
soğuk hava makinesi {i} die Kaltluftmaschine {f}
soğuk hava vantilatörü {i} der Kaltluftventilator {m}
soğuk içecek {i} das Erfrischungsgetränk {n}
soğuk içki {i} die Erfrischung {f}
soğuk ısırması {i} die Frostbeule {f}
soğuk kişi {s} herb {adj}
soğuk kişilik {s} frostig {adj}
soğuk kırılır {adv} kaltbrüchig {adv}
soğuk kırılma {i} der Kaltbruch {m}
soğuk kompres {i} der Kälteumschlag {m}
soğuk meze {i} die Vorspeise {f}
soğuk mezeler {allg} kalte Küche {allg}
soğuk mühür {i} der Trockenstempel {m}
soğuk nevale {s} frostig {adj}
soğuk nevale {a} herb {a}
soğuk nevale {a} kaltschäuzig {a}
soğuk nevale {s} kontaktarm {adj}
Indirekte Treffer
art arda soğuk ve sıcak banyo {ç} [hek]die Wechselbäder {pl}
aşırı soğuk {i} die Hundekälte {f}
büyük soğuk {allg} klirrende Kälte {allg}
cinsel açıdan soğuk {s} geschlechtslos {adj}
çok soğuk {s} bitterkalt {adj}
çok soğuk {s} saukalt {adj}
çok soğuk {allg} klirrende Kälte {allg}
donduracak derecede soğuk {a} frostig {a}
dondurucu soğuk {s} frostig {adj}
dondurucu soğuk {s} bitterkalt {adj}
dondurucu soğuk {s} saukalt {adj}
epey soğuk {allg} ordentlich kalt {allg}
Evsiz barksızlar soğuk havada kapının önünde titriyor {allg} Bei dem kalten Wetter zittern die Obdachlosen vor der Tür {allg}
gıda taşımacılığında soğuk hava sistemi ağı {i} die Kühlkette {f}
güzel ancak soğuk {s} puppenhaft {adj}
güzel ancak soğuk surat {i} das Puppengesicht {n}
hafif soğuk {s} kühl {adj}
hava çok soğuk {allg} sehr kalt {allg}
hava çok soğuk {allg} es ist lausig kalt {allg}
hava iyice soğuk {allg} ordentlich kalt {allg}
hava soğuk {allg} es ist kalt {allg}
ısırıcı soğuk {i} die Hundekälte {f}
ıslak ve soğuk çamasır {s} klamm {adj}
kalayın soğuk nedeniyle toz haline gelmesi {i} die Zinnpest {f}
müthiş bir soğuk {allg} eine grässliche Kälte {allg}
müthiş soğuk {s} saukalt {adj}
ne soğuk ne sıcak {s} überschlagen {adj}
pişmiş aşa soğuk su kalmak {allg} jemandem die Suppe versalzen {allg}
pişmiş aşa soğuk su katmak {allg} jemandem die Suppe versalzen {allg}
rutubetli ve soğuk hava {s} nasskalt {adj}
serinlemek için soğuk bir şey içmek {allg} erfrischen {allg}
şiddetli soğuk {i} der Frost {m}
şiddetli soğuk {allg} grimmige Kälte {allg}
sıcak ve soğuk hava cephelerinin birleşmesi durumu {i} [metr]die Okklusion {f}
sıcak ve soğuk su muslukları bir arada olan batarya {i} die Mischbatterie {f}
sıcak veya soğuk sargı {i} die Kompresse {f}
sıfırın altında 10 derece soğuk {allg} 10 Grad Kälte {allg}
soğuk algınlığı {i} die Erkältung {f}
soğuk algınlığı {i} die Erkältungskrankheit {f}
Soğuk algınlığına karşı bir ilaç istiyorum {allg} Ich möchte ein Medikament gegen Erkältung {allg}
soğuk alma {i} die Erkältung {f}
soğuk almak {allg} eine Erkältung zuziehen {allg}
soğuk almak {allg} Erkältung holen {allg}
soğuk almak {fi} erkälten {v}
soğuk almak {fi} verkühlen {v}
soğuk almak {fi} [ask]ankriechen {v}
soğuk almak {fi} erkälten {v}
soğuk almış {adv} erkältet {adv}
soğuk bakmak {fi} abgeneigt sein {v}
soğuk bez {i} der Jakonett {m}
soğuk bez {i} der Jaconnet {m}
soğuk bir banyo yapmak {allg} ein kaltes Bad nehmen {allg}
soğuk bir duş almak {allg} eine kalte Dusche nehmen {allg}
soğuk bir selamlama {allg} eine frostige Begrüßung {allg}
soğuk boyama {i} [tek]das Kaltfärben {n}
soğuk dalgası {i} die Kältewelle {f}
soğuk damga {i} der Trockenstempel {m}
soğuk damga {i} der Prägestempel {m}
soğuk damga {i} das Prägeeisen {n}
soğuk davranma {i} die Steifheit {f}