DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Suppe {f} çorba {i}
Suppe essen {allg} çorba içmek {allg}
die Suppeneinlage {f} çorbanın içine katılan ek yiyecekler {i}
die Suppeneinlage {f} garnitür {i}
das Suppenfleisch {n} çorbalık et {i}
das Suppengrün {n} çorbaya katılan yeşil sebzeler {i}
das Suppenhuhn {n} çorbalık tavuk {i}
der Suppenkasper {m} iştahsız çocuk {i}
der Suppenkasper {m} yemek yemeyen çocuk {i}
die Suppenkelie {f} çorba kepçesi {i}
der Suppenlöffel {m} çorba kaşığı {i}
der Suppenlöffel {m} kepçe {i}
die Suppennudel {f} şehriye {i}
die Suppenschüssel {f} çorba kasesi {i}
die Suppenteigwaren {pl} erişte {ç}
die Suppenteigwaren {pl} şehriye {ç}
der Suppenteller {m} çorba tabağı {i}
die Suppenterrine {f} çorba kasesi {i}
der Suppenwürfel {m} çorba özütü {i}
der Suppenwürfel {m} çorbalık {i}
die Suppenwürze {f} çorba baharatı {i}
Indirekte Treffer
die an der Suppe naschen {allg} çorbanın tadına bakmak {allg}
Brot in Suppe stippen {allg} ekmeği çorbaya bandırmak {allg}
die Suppe die man sich eingebrockt hat auslöffeln {allg} kendi işlediği bir hatanın ceremesini çekmek {allg}
die Suppe versalzen {allg} birisinin planlarına engel olmak {allg}
die Suppe, die man sich eingebrockt hat auslöffeln müssen {s*be} [Redw.]kendi işlediği bir hatanın ceremesini çekmek {s*be}
ein Haar in der Suppe finden {allg} bir şeyde kusur bulmak {allg}
jemandem die Suppe versalzen {allg} baltalamak {allg}
jemandem die Suppe versalzen {allg} pişmiş aşa soğuk su katmak {allg}
jemandem die Suppe versalzen {allg} pişmiş aşa soğuk su kalmak {allg}
kochfertige Suppe {allg} hazır çorba {allg}
Suppe essen {allg} çorba içmek {allg}