TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
değil {s} anti {adj}
değil {a} nicht {a}
değil {önk} nicht- {prä}
değil mi {allg} nicht wahr {allg}
değil mi {allg} nicht wahr? {allg}
değil mi! {bağ} doch {konj}
değil mi! {ünl} gelt {Inter}
değil mi! {allg} nicht wahr {allg}
Indirekte Treffer
akıl alacak gibi değil {s} unerklärlich {adj}
akıl sır erecek gibi değil {s} unerklärlich {adj}
amacım bu değil {allg} das liegt mir fern {allg}
araç geçişine uygun değil {s} unbefahrbar {adj}
artık değil {allg} nicht mehr {allg}
artık değil! {allg} nicht mehr {allg}
ayıp değil {allg} es ist nichts dabei {allg}
başka kimse değil {allg} niemand anders {allg}
belli değil {s} Unentschieden {adj}
benim için sürpriz değil! {allg} kein Wunder {allg}
benim suçum değil {allg} es liegt nicht an mir {allg}
benim tipim değil {allg} jemand ist nicht mein Typ {allg}
bile değil {allg} nicht einmal {allg}
bile değil {adv} kaum {adv}
bir daha değil! {allg} nicht noch einmal {allg}
bir organın normal konumunda değil arkaya doğru {i} die Retroversion {f}
bir organın normal konumunda değil arkaya doğru eğik durumda olması {i} die Retroversion {f}
bir şey değil {allg} keine Ursache {allg}
bir şey değil {allg} gern geschehen {allg}
bir şey değil {i} die Bitte {f}
bir şey değil {allg} nichts zu danken {allg}
bir şey değil {allg} nicht zu danken {allg}
bir şey değil! {allg} keine Ursache {allg}
bir şey değil! {allg} keine Sache {allg}
bir şey değil! {allg} gern geschehen {allg}
birşey değil {tnz} gern geschehen {oA}
birşey değil {allg} bitte schön {allg}
böyle değil {allg} das ist nicht der Fall {allg}
böyle değil! {allg} weit gefehlt {allg}
bu azımsanacak bir şey değil! {allg} das ist kein Pappenstiel! {allg}
bu azımsanacak bir şey değil! {allg} das ist kein Pappenstiel {allg}
bu benim tarzım değil {allg} es ist nicht meine Art {allg}
bu gerçeklere uygun değil {allg} Das entspricht nicht den Tatsachen {allg}
bu sorun değil {allg} das ist keine Frage {allg}
bu yenecek nane değil! {allg} das ist ein dicker Hund {allg}
burası tekin değil {allg} hier spukt es {allg}
çok değil {adv} schwerlich {adv}
dayanılacak gibi değil {allg} nicht zu ertragen {allg}
değil mi {allg} nicht wahr {allg}
değil mi {allg} nicht wahr? {allg}
değil mi! {allg} nicht wahr {allg}
değil mi! {ünl} gelt {Inter}
değil mi! {bağ} doch {konj}
din açısından caiz değil {s} [din]verpönt {adj}
dün değil evvelki gün {adv} vorgestern {adv}
dün değil evvelki gün {adv} ehegestern {adv}
ertesi gün değil daha ertesi gün {s} überübermorgen {adj}
fena değil {adv} mittel {adv}
fena değil {allg} das ist nicht ohne {allg}
fena değil {adv} sonderlich {adv}
fena değil {s} passabel {adj}
fena değil! {allg} nicht schlecht {allg}
fena değil! {allg} es geht an {allg}
fena değil! {allg} nicht übel {allg}
geliyorsun değil mi! {allg} Du kommst, ja? {allg}
gelme olası değil {allg} er wird kaum kommen {allg}
hatırımda değil {allg} das ist mir nicht gegenwärtig {allg}
Henüz 18 yaşında bile değil {allg} Er ist kaum 18 Jahre alt {allg}
henüz değil {allg} noch nicht {allg}
henüz değil {adv} kaum {adv}
herkesin yapacağı değil {allg} es ist nicht jedermanns Sache {allg}
hiç de öyle değil {allg} nichts dergleichen {allg}
hiç değil {allg} gar nicht {allg}
hiç inandırıcı değil {allg} ist sehr weit hergeholt {allg}
hiç olası değil {allg} ist sehr weit hergeholt {allg}
hiçbir ülkenin vatandaşlığına tabi değil {s} heimlos {adj}
ikisi de değil {allg} keiner von beiden {allg}
imkansız değil {allg} nicht unmöglich {allg}
inanılacak gibi değil {allg} kaum zu glauben {allg}
inanılacak gibi değil {allg} das ist verhext {allg}
inanılacak gibi değil! {allg} kaum zu glauben {allg}
inanılır gibi değil {allg} Das ist ja ein Ding {allg}
inanılır gibi değil {s} unglaublich {adj}
inanılır gibi değil {allg} das ist ja ein Ding! {allg}
kabahat bende değil {allg} ich kann nichts dafür {allg}
kabahat bende değil! {allg} was kann ich dafür {allg}
karışık değil {a} überschaubar {a}