TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sorun {i} die Affäre {f}
sorun {i} die Angelegenheit {f}
sorun {i} das Bedenken {n}
sorun {i} das Ding {n}
sorun {i} der Fehler {m}
sorun {i} die Frage {f}
sorun {i} die Kiste {f}
sorun {i} die Materie {f}
sorun {i} das Problem {n}
sorun {i} der Punkt {m}
sorun {i} die Sache {f}
sorun {i} die Sorge {f}
sorun {i} das Unheil {n}
sorun {s} unklar {adj}
sorun çıkarmadan {allg} auf dem Kulanzwege {allg}
sorun çıkarmak {itr} behindern {itr}
sorun çıkarmak {allg} Schwierigkeiten bereiten {allg}
sorun çıkmak {fi} auftreten {v}
sorun çıkmak {fi} einstellen {v}
sorun haline getirmek {itr} problematisieren {itr}
sorun halloldu {allg} Sache ist gelaufen {allg}
sorun olan durum {i} der Problemfall {m}
sorun olarak ortaya atmak {itr} problematisieren {itr}
sorun olmamak {itr} leicht fallen {itr}
sorun tanımı {i} die Problembeschreibung {f}
soruna yönelik {s} problemorientiert {adj}
soruna yönelik dil {allg} problemorientierte Sprache {allg}
sorunları halletmek {v} runden {v}
sorunları yenmek {v} überbrücken {v}
sorunların bilimsel yöntemlerle araştırılması {i} [tek]die Operationsforschung {f}
sorunların üstesinden gelmek {allg} die Karre aus dem Dreck ziehen {allg}
sorunlu {a} problematisch {a}
sorunlu cocuk {i} das Sorgenkind {n}
sorunsallaştırmak {v} thematisieren {v}
sorunsuz {a} einwandfrei {a}
sorunsuz {s} inproblematisch {adj}
sorunsuz {s} problemlos {adj}
sorunsuz {a} reibungslos {a}
sorunsuz {allg} von Problemen frei {allg}
sorunu aşma amacıyla verilen kısa vadeli kredi {i} die überbrückungskredit {f}
sorunu aşmak {v} überschreiten {v}
sorunu çözmek {fi} aufklären {v}
sorunu çözmek {fi} auflösen {v}
sorunu çözümlemek {fi} glatt stellen {v}
sorunu gidermek {fi} ausgleichen {v}
sorunu tartışmak {v} wälzen {v}
sorunun temeline inmek {allg} auf den Grund gehen {allg}
sorunun temelini kavrayabilme yeteneği {i} der Scharfsinn {m}
Indirekte Treffer
ana sorun {i} [huk]die Hauptklage {f}
ana sorun {i} der Hauptpunkt {m}
aşıdan kaynaklanan sorun {i} der Impfschaden {m}
asıl sorun {i} die Kardinalfrage {f}
asıl sorun {i} der Hauptanspruch {m}
bu sorun değil {allg} das ist keine Frage {allg}
etnik sorun {allg} ethnisches Problem {allg}
güncel sorun {i} das Zeitproblem {n}
hayati sorun {i} die Lebensfrage {f}
işte esas sorun burada {allg} da liegt der Hase im Pfeffer {allg}
işte sorun bu {allg} das ist die Frage {allg}
işte sorun burada {allg} da liegt der Hund begraben {allg}
nazik bir sorun {allg} eine kitzelige Frage {allg}
ön sorun {i} die Vorfrage {f}
parasal sorun {i} die Geldangelegenheit {f}
sorun çıkarmadan {allg} auf dem Kulanzwege {allg}
sorun çıkarmak {allg} Schwierigkeiten bereiten {allg}
sorun çıkarmak {itr} behindern {itr}
sorun çıkmak {fi} einstellen {v}
sorun çıkmak {fi} auftreten {v}
sorun haline getirmek {itr} problematisieren {itr}
sorun halloldu {allg} Sache ist gelaufen {allg}
sorun olan durum {i} der Problemfall {m}
sorun olarak ortaya atmak {itr} problematisieren {itr}
sorun olmamak {itr} leicht fallen {itr}
sorun tanımı {i} die Problembeschreibung {f}
sosyal sorun {i} die Soziale Frage {f}
ticari sorun {i} [tic]die Handelssache {f}