TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
üstünde {öt} auf {prp}
üstünde {a} darauf {a}
üstünde {adv} darüber {adv}
üstünde {tan.} drauf {Art.}
üstünde {adv} droben {adv}
üstünde {adv} drüber {adv}
üstünde {allg} oben auf {allg}
üstünde {öt} oberhalb {prp}
üstünde {öt} über {prp}
üstünde asılı durmak {fi} überhängen {v}
üstünde bulundurma {allg} Beisichführen {allg}
üstünde yürümek {v} [yol]begehen {v}
üstünden atlamak {fi} überspringen {v}
üstünden atmak {v} überwälzen {v}
üstünden gidilebilir {s} begehbar {adj}
Indirekte Treffer
adı üstünde {adv} wie der Name besagt {adv}
alacak üstünde haciz hakkı {allg} Pfändungspfandrecht an Forderungen {allg}
alacak üstünde rehin hakkı {allg} Pfandrecht an Forderungen {allg}
alacak üstünde rehin hakkı {i} das Forderungspfandrecht {n}
Anlaşılması güç bir metni açıklayan, anlam ve amacı üstünde yorumda bulunan kimse {i} der Ausleger {m}
at üstünde {s} beritten {adj}
at üstünde yolunu kaybetmek {allg} verreiten {allg}
barutfıçısı üstünde oturmak {allg} wie auf einem Pulverfass sitzen {allg}
başı üstünde yeri olmak {allg} in besonders hohem Ansehen stehen {allg}
bir şeyin üstünde fazla durmamak {allg} über etw hinwegsehen {allg}
birini el üstünde tutmak {allg} jemanden auf Händen tragen {allg}
bunun üstünde {adv} drauf {adv}
diken üstünde oturmak {allg} es brennt jemandem unter den Sohlen {allg}
diken üstünde oturmak {allg} auf Nadeln sitzen {allg}
diken üstünde oturmak {allg} wie auf glühenden Kohlen sitzen {allg}
dumanı üstünde {allg} ganz frisch {allg}
dumanı üstünde {s} brühwarm {adj}
el üstünde tutmak {fi} auf Händen tragen {v}
en üstünde {adv} obenauf {adv}
güvertenin üstünde {allg} an Deck {allg}
her şeyin en üstünde {adv} obendrauf {adv}
iğne üstünde oturmak {allg} wie auf Kohlen sitzen {allg}
kıl üstünde olmak {allg} auf des Messers Schneide stehen {allg}
kıl üstünde olmak {allg} etwas hängt an einem Haar {allg}
neyin üstünde? {adv} worauf {adv}
normal dozajın üstünde {i} die Überdosis {f}
onun üstünde {adv} drauf {adv}
ortalamanın üstünde {a} Überdurchschnittlich {a}
su üstünde kalmak {allg} an der Oberfläche bleiben {allg}
su üstünde taşıma {allg} Beförderung auf dem Wasserweg {allg}
şunun üstünde {adv} drauf {adv}
taşların üstünde bulunan bitkisel şekil ve izler {i} der Dendrit {m}
toprağın üstünde {s} oberirdisch {adj}
üstünde asılı durmak {fi} überhängen {v}
üstünde bulundurma {allg} Beisichführen {allg}
üstünde yürümek {v} [yol]begehen {v}
vasatın üstünde {s} Überdurchschnittlich {adj}
vasatın üstünde {allg} über dem Durchschnitt {allg}
yaprakların üstünde oluşan renkli lekeler {i} [bitk]die Panaschierung {f}
yukarıda üstünde {adv} oben {adv}