TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
duruma bağlı {allg} es kommt darauf an {allg}
duruma dayalı bilgi {allg} [fel]konditionales Wissen {allg}
duruma göre {allg} das kommt darauf an {allg}
duruma göre {allg} den Umständen entsprechend {allg}
duruma göre {adv} fallweise {adv}
duruma göre {allg} je nach Befinden {allg}
duruma göre {allg} je nach der Lage {allg}
duruma göre {allg} je nachdem {allg}
duruma göre {allg} je nachdem ob {allg}
duruma göre {a} jeweilig {a}
duruma göre {s} tendenziell {adj}
duruma göre farklı konuşan kişi {s} doppelzüngig {adj}
duruma göre karar vermek {allg} von Fall zu Fall entscheiden {allg}
duruma hakim olmak {allg} das Heft in der Hand haben {allg}
duruma hakim olmak {allg} Herr der Lage sein {allg}
duruma uygun {s} zuständig {adj}
duruma uymayan {adv} inadäquat {adv}
Indirekte Treffer
aracı çalışır duruma getirmek {v} flottmachen {v}
bayılacak duruma gelmiş {s} angeschlagen {adj}
bir duruma {fi} hinführen {v}
bir duruma düşmek {allg} in eine Lage geraten {allg}
birisini gülünç duruma düşürmek {v} deppen {v}
birisini gülünç duruma düşürmek {allg} jdn lächerlich machen {allg}
bozuk duruma uygun olarak {allg} den Umständen entsprechend {allg}
bu duruma göre {adv} vorläufig {adv}
bu duruma göre {adv} Vorderhand {adv}
bu duruma göre {adv} demzufolge {adv}
çok zor bir duruma düşmek {allg} in eine Zwickmühle geraten {allg}
daha kötü duruma dönüş {i} der Rückfall {m}
denk duruma getirmek {fi} abrechnen {v}
duruma bağlı {allg} es kommt darauf an {allg}
duruma dayalı bilgi {allg} [fel]konditionales Wissen {allg}
duruma göre {allg} je nach der Lage {allg}
duruma göre {s} tendenziell {adj}
duruma göre {allg} je nach Befinden {allg}
duruma göre {a} jeweilig {a}
duruma göre {adv} fallweise {adv}
duruma göre {allg} je nachdem ob {allg}
duruma göre {allg} den Umständen entsprechend {allg}
duruma göre {allg} je nachdem {allg}
duruma göre {allg} das kommt darauf an {allg}
duruma göre farklı konuşan kişi {s} doppelzüngig {adj}
duruma göre karar vermek {allg} von Fall zu Fall entscheiden {allg}
duruma hakim olmak {allg} Herr der Lage sein {allg}
duruma hakim olmak {allg} das Heft in der Hand haben {allg}
duruma uygun {s} zuständig {adj}
duruma uymayan {adv} inadäquat {adv}
eğri duruma getirmek {v} schrägen {v}
duruma getirmek {v} nivellieren {v}
gazın sıvı veya katı duruma geçişi {i} [fiz]die Kondensation {f}
görünür duruma gelmek {fi} auftauchen {v}
gülünç duruma düşme {i} die Blamage {f}
gülünç duruma düşmek {allg} lächerlich machen {allg}
gülünç duruma düşürmek {v} blamieren {v}
gülünç duruma düşürmek {v} verhöhnen {v}
gülünç duruma düşürmek {fi} veräppeln {v}
gülünç duruma düşürmek {fi} veralbern {v}
her duruma göre {adv} allenthalben {adv}
ilgili duruma getirmek {v} [fot]sensibilisieren {v}
işler duruma getirme {i} die Instandsetzung {f}
işler duruma getirmek {fi} instandsetzen {v}
itibarsız duruma düşmek {allg} in Mißkredit geraten {allg}
itibarsız duruma düşürmek {allg} in Mißkredit bringen {allg}
kötü duruma düşmek {a} [den]auf {a}
mahcup bir duruma düştüm {allg} in Verlegenheit geraten sein {allg}
nesnel duruma getirmek {v} konkretisieren {v}
pürüzlü duruma gelmek {itr} [teks]verfilzen {itr}
savaşamaz duruma düşürmek {allg} kampfunfähig machen {allg}
somut duruma getirmek {v} konkretisieren {v}
tehlikeli duruma getirmek {v} verschlechtern {v}
tekrar kullanılır duruma getirmek {fi} instand halten {v}
utanç verici duruma düşürmek {v} demütigen {v}
yarar duruma getirmek {allg} hoffähig machen {allg}
yeni bir duruma alışmak {allg} eingewöhnen {allg}
zor duruma düşmek {itr} verlottern {itr}
zor duruma düşmek {allg} aufs Glatteis begeben {allg}
zor duruma düşmek {fi} ins Gedränge kommen {v}
zor duruma düşürmek {v} verhöhnen {v}
zor duruma sokmak {v} kompromittieren {v}
zor duruma sokmak {v} hineinreiten {v}