DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
schwer {adj} acı verici {s}
schwer {adj} ağır {s}
schwer {adj} anlaşılması güç {s}
schwer {adj} anlaşılması zor {s}
schwer {adj} çetin {s}
schwer {a} çetrefil {a}
schwer {adj} ciddi {s}
schwer {adj} çok miktarda {s}
schwer {adj} dalgalı {s}
schwer {adj} dar {s}
schwer {adj} dayanılması zor {s}
schwer {adj} güç {s}
schwer {adj} hazmı zor {s}
schwer {a} kunt {a}
schwer {adj} sert {s}
schwer {adj} sıkıntılı {s}
schwer {adj} [Med.]vahim {s}
schwer {adj} yağlı {s}
schwer {a} yorucu {a}
schwer {adj} yüklü {s}
schwer {a} zahmetli {a}
schwer {adj} zor {s}
schwer absetzbar {allg} zor pazarlanır {allg}
schwer absetzbar {allg} zor satılır {allg}
schwer behindert {a} ağır malul {a}
schwer behindert {a} özürlü {a}
schwer fallen {v} ağır gelmek {fi}
schwer fallen {v} zor gelmek {fi}
schwer geladen haben {allg} çok sarhoş olmak {allg}
schwer halten {v} güç olmak {fi}
schwer halten {v} müşkül olmak {fi}
schwer halten {v} zahmetli olmak {fi}
schwer halten {v} zor olmak {fi}
schwer hören {allg} kulakları ağır işitmek {allg}
schwer hören {allg} zor işitmek {allg}
schwer löslich {adj} zor çözünür {s}
schwer machen {allg} birisine bir şeyi güçleştirmek {allg}
schwer machen {v} ağırlaştırmak {fi}
schwer machen {v} güçleştirmek {fi}
schwer machen {v} zorlaştırmak {fi}
schwer nehmen {v} ağır kabul etmek {fi}
schwer nehmen {v} bir sözü kötü olarak almak {fi}
schwer nehmen {v} içine işlemek {fi}
schwer nehmen {v} önemsemek {fi}
schwer nehmen {v} üzülmek {fi}
schwer tun {v} güçleştirmek {fi}
schwer tun {v} zahmet çekmek {fi}
schwer verdaulich {adj} ağır {s}
schwer verdaulich {adj} hazmı güç {s}
schwer verletzt {adj} ağır yaralı {s}
schwer verwundet {adj} ağır yaralı {s}
schwer von Begriff {allg} anlayışı kıt {allg}
schwer von Begriff {allg} kalın kafalı {allg}
schwer von Begriff {allg} mankafa {allg}
schwer von Begriff sein {allg} anlayışı kıt olmak {allg}
schwer wiegend {adj} ciddi {s}
schwer wiegend {adj} çok mühim {s}
schwer wiegend {adj} çok önemli {s}
schwer zu büßen haben {allg} belasını bulmak {allg}
schwer zu büßen haben {allg} burnundan fitil fitil gelmek {allg}
schwer zu verstehen sein {allg} anlaşılması zor olmak {allg}
die Schwerarbeit {f} ağır {i}
der Schwerarbeiter {m} ağır işçi {i}
die Schwerathletik {f} [Sp]ağır spor {i}
die Schwerathletik {f} [Sp]boks {i}
die Schwerathletik {f} [Sp]güreş {i}
die Schwerathletik {f} [Sp]judo ve halter" toplu adı {i}
schwerbehindert {adj} [Med.]ağır malul {s}
schwerbehindert {adj} [Med.]ağır sakat {s}
die Schwerbehinderte {f} tam özürlü {i}
der Schwerbehindertenausweis {m} ağır engelli kimliği {i}
der Schwerbehindertenausweis {m} ağır maluliyet kimlik belgesi {i}
der Schwerbehindertenausweis {m} ağır sakatlık belgesi {i}
der Schwerbehindertenausweis {m} ağır sakatlık kimliği {i}
der Schwerbehindertenausweis {m} sakatlık kimliği {i}
Schwerbehinderter {fm} [Med.]ağır derecede özürlü {fm}
der Schwerbehinderter {m} tam özürlü {i}
schwerbeschädigt {adj} ağır hasarlı {s}
die Schwerbeschädigte {f} malul gazi {i}
Schwerbeschädigter {fm} ağır malül {fm}
Indirekte Treffer
die Geheimhaltung dieser Sache wird schwer {allg} bu sorunu gizli tutmak güç olacak {allg}
ein Kilo schwer {allg} bir kilo ağırlığında {allg}
er ist schwer zu ersetzen {allg} yerinin doldurulması zor {allg}
jemandem schwer im Magen liegen {allg} içine dert olmak {allg}
recht schwer erkrankt sein {allg} yatak döşek hasta yatmak {allg}
schwer absetzbar {allg} zor satılır {allg}
schwer absetzbar {allg} zor pazarlanır {allg}
schwer behindert {a} ağır malul {a}
schwer behindert {a} özürlü {a}
schwer fallen {v} zor gelmek {fi}
schwer fallen {v} ağır gelmek {fi}
schwer geladen haben {allg} çok sarhoş olmak {allg}
schwer halten {v} güç olmak {fi}
schwer halten {v} zor olmak {fi}
schwer halten {v} zahmetli olmak {fi}
schwer halten {v} müşkül olmak {fi}
schwer hören {allg} kulakları ağır işitmek {allg}
schwer hören {allg} zor işitmek {allg}
schwer löslich {adj} zor çözünür {s}
schwer machen {v} zorlaştırmak {fi}
schwer machen {v} güçleştirmek {fi}
schwer machen {allg} birisine bir şeyi güçleştirmek {allg}
schwer machen {v} ağırlaştırmak {fi}
schwer nehmen {v} önemsemek {fi}
schwer nehmen {v} içine işlemek {fi}
schwer nehmen {v} bir sözü kötü olarak almak {fi}
schwer nehmen {v} ağır kabul etmek {fi}
schwer nehmen {v} üzülmek {fi}
schwer tun {v} zahmet çekmek {fi}
schwer tun {v} güçleştirmek {fi}
schwer verdaulich {adj} hazmı güç {s}
schwer verdaulich {adj} ağır {s}
schwer verletzt {adj} ağır yaralı {s}
schwer verwundet {adj} ağır yaralı {s}
schwer von Begriff {allg} mankafa {allg}
schwer von Begriff {allg} kalın kafalı {allg}
schwer von Begriff {allg} anlayışı kıt {allg}
schwer von Begriff sein {allg} anlayışı kıt olmak {allg}
schwer wiegend {adj} çok önemli {s}
schwer wiegend {adj} çok mühim {s}
schwer wiegend {adj} ciddi {s}
schwer zu büßen haben {allg} burnundan fitil fitil gelmek {allg}
schwer zu büßen haben {allg} belasını bulmak {allg}
schwer zu verstehen sein {allg} anlaşılması zor olmak {allg}
wie schwer bist du {allg} kaç kilosun? {allg}