DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Kraft {f} derman {i}
kraft {prp} dolayısıyla {öt}
die Kraft {f} eleman {i}
die Kraft {f} enerji {i}
kraft {a} gereğince {a}
die Kraft {f} güç {i}
die Kraft {f} işçi {i}
die Kraft {f} kadir {i}
die Kraft {f} kuvvet {i}
die Kraft {f} mecal {i}
die Kraft {f} meriyet {i}
kraft {prp} sayesinde {öt}
die Kraft {f} takat {i}
die Kraft {f} yürürlük {i}
kraft Gesetz es {allg} kanundan doğan {allg}
kraft Gesetz es {allg} yasadan doğan {allg}
der Kraftausdruck {m} kaba söz {i}
die Kräfte {pl} güçler {ç}
der Kräftebedarf {m} işgücü ihtiyacı {i}
der Kräftebedarf {m} kapasite ihtiyacı {i}
der Kräftebedarf {m} personel ihtiyacı {i}
der Kräftemangel {m} işgücü eksikliği {i}
der Kräftemangel {m} kapasite eksikliği {i}
der Kräftemangel {m} personel eksikliği {i}
die Kräftenachfrage {f} işgücü talebi {i}
die Kräftenachfrage {f} personel talebi {i}
der Kraftfahrer {m} sürücü {i}
die Kraftfahrerin {f} sürücü {i}
die Kraftfahrtversicherung {f} motorlu araç trafiği sigortası {i}
das Kraftfahrtzeuggesetz {n} motorlu araç trafiği kanunu {i}
das Kraftfahrzeug {n} motorlu araç {i}
das Kraftfahrzeug {n} motorlu taşıt {i}
das Kraftfahrzeug {n} otomobil {i}
der Kraftfahrzeugbau {m} otomotiv sanayii {i}
der Kraftfahrzeugbau {m} otomotiv üretimi {i}
der Kraftfahrzeugbestand {m} motorlu araç sayısı {i}
die Kraftfahrzeugbranche {f} otomotiv sektörü {i}
der Kraftfahrzeugbrief {m} motorlu araç sahiplik belgesi {i}
der Kraftfahrzeugbrief {m} motorlu taşıt ruhsatı {i}
die Kraftfahrzeughaftpflicht {f} motorlu araçta mali sorumluluk zorunluğu {i}
die Kraftfahrzeughaftpflichtversicherung {f} motorlu kara taşıtları mecburi mali mesuliyet soru {i}
die Kraftfahrzeughaftpflichtversicherung {f} trafik sigortası {i}
der Kraftfahrzeughalter {m} motorlu aracın işleteni {i}
die Kraftfahrzeughalterin {f} motorlu aracın işleteni {i}
die Kraftfahrzeugindustrie {f} otomotiv sanayii {i}
die Kraftfahrzeugsteuer {f} motorlu araç vergisi {i}
die Kraftfahrzeugsteuer {f} motorlu taşıt vergisi {i}
die Kraftfahrzeugvermietung {f} otomobil kiralama {i}
die Kraftfahrzeugversicherung {f} motorlu araç sigortası {i}
die Kraftfahrzeugversicherung {f} trafik sigortası {i}
die Kraftfahrzeugzulassung {f} motorlu araç ruhsatı {i}
die Kraftfahrzeugzulieferungsindustrie {f} otomotiv yan sanayii {i}
das Kraftgas {n} motor gazı {i}
die Kraftgasanalyse {f} motor gazı analizi {i}
die Kraftgasmaschine {f} gaz makinesi {i}
kräftig {adj} adamakıllı {s}
kräftig {a} babayiğit {a}
kräftig {adj} besleyici {s}
kräftig {adj} dinç {s}
kräftig {adj} edepsiz {s}
kräftig {adj} enerjik {s}
kräftig {a} etkili {a}
kräftig {adj} etkili şiddetli {s}
kräftig {adj} görgüsüz {s}
kräftig {adj} güçlü {s}
kräftig {adj} gücü kuvveti yerinde {s}
kräftig {adj} gürbüz {s}
kräftig {adj} kaba {s}
kräftig {adj} kuvvetli {s}
kräftig {adj} sağlam {s}
kräftig {adj} sıhhatli {s}
kräftig {adj} vitaminli {s}
kräftigen {v} güçlendirmek {v}
kräftigen {v} kuvvetlendirmek {fi}
kräftigen {allg} güçlenmek {allg}
kräftigen {allg} kuvvetlenmek {allg}
kräftigend {allg} [Med.]tonik {allg}
die Kräftigkeit {f} güçlülük {i}
die Kräftigkeit {f} kuvvetlilik {i}
die Kräftigkeit {f} sebat {i}
Indirekte Treffer
die ABM-Kraft {f} geçici sözleşmeli çalışan {i}
die an Kraft verlieren {v} kuvvetten düşmek {fi}
außer Kraft gesetzt {allg} geçersiz kılınmış {allg}
außer Kraft sein {allg} yürürlükten kalkmış olmak {allg}
außer Kraft sein {allg} geçerliliğini yitirmek {allg}
außer Kraft setzen {v} yürürlükten kaldırmak {fi}
außer Kraft setzen {v} hükümsüz kılmak {fi}
außer Kraft setzen {v} geçersiz kılmak {fi}
ausübende Kraft {allg} yürütme gücü {allg}
beschleunigende Kraft {allg} hızlandırıcı kuvvet {allg}
bewegende Kraft {allg} harekete geçirici kuvvet {allg}
bewegende Kraft {allg} hareket ettirici kuvvet {allg}
bindende Kraft {allg} bağlayıcı güç {allg}
Forderungsübergang kraft Richterspruch {allg} kazai temlik {allg}
halbe Kraft {allg} [Naut.]yarım yol! {allg}
in Kraft {allg} geçerli {allg}
in Kraft bleiben {allg} geçerli kalmak {allg}
in Kraft setzen {allg} geçerli kılmak {allg}
in Kraft setzen, zur Geltung bringen {v} iddia etmek {fi}
in Kraft setzen, zur Geltung bringen {s*be} [Jur.]yürürlüğe koymak {s*be}
in Kraft setzen, zur Geltung bringen {v} ileri sürmek {fi}
in Kraft treten {v} yürürlüğe girmek {fi}
in Kraft treten {v} kesinleşmek {fi}
in Kraft treten {v} geçerlilik kazanmak {fi}
In-Kraft-Sein {n} yürürlükte olmak {i}
das In-Kraft-Sein {n} [Jur.]meriyette {i}
das In-Kraft-Sein {n} geçerli olmak {i}
das innere Kraft {allg} kuvvet {allg}
keine Kraft mehr haben {v} takatı kalmamak {fi}
konstante Kraft {allg} sabit kuvvet {allg}
kraft Gesetz es {allg} yasadan doğan {allg}
kraft Gesetz es {allg} kanundan doğan {allg}
lebendige Kraft {allg} canlı güç {allg}
lebendige Kraft {allg} aktif kuvvet {allg}
mit aller Kraft {allg} var gücüyle {allg}
mit rückwirkender Kraft {allg} geçmişe etkili {allg}
motorische Kraft {allg} motorlu kuvvet {allg}
ohne Saft und Kraft {allg} güçsüz {allg}
ohne Saft und Kraft {allg} durgun {allg}
ohne Saft und Kraft {allg} cansız {allg}
ohne Saft und Kraft {allg} yavan {allg}
ohne Saft und Kraft {allg} tatsız tuzsuz {allg}
resultierende Kraft {allg} toplam kuvvet {allg}