DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
der Hund {m} [Zoo]it {i}
der Hund {m} [Zoo]köpek {i}
der Hund {m} [Berg]maden ocağı arabası {i}
das Hündchen {n} köpekcik {i}
das Hundeabteil {n} köpeklere ait yer {i}
die Hundearbeit {f} eziyet {i}
der Hundebandwurm {m} [Zoo]köpek solucanı {i}
der Hundebandwurm {m} [Zoo]köpek tenyası {i}
das Hundebellen {n} köpek havlaması {i}
der Hundebiss {m} köpek ısırması {i}
hundeelend {adj} berbat {s}
hundeelend {adj} rezil {s}
der Hundefloh {m} [Zoo]köpek piresi {i}
das Hundefutter {n} köpek maması {i}
das Hundegebell {n} köpek havlaması {i}
das Hundegras {n} parmak otu {i}
der Hundehalter {m} köpek sahibi {i}
das Hundeheim {n} köpek yuvası {i}
die Hundehütte {f} köpek kulübesi {i}
die Hundekälte {f} aşırı soğuk {i}
die Hundekälte {f} ısırıcı soğuk {i}
der Hundekuchen {m} köpek bisküvisi {i}
das Hundeleben {n} sefalet {i}
das Hundeleben {n} sefil hayat {i}
die Hundeleine {f} köpek tasması {i}
hundemüde {adj} bitkin {s}
hundemüde {adj} çok yorgun {s}
hundemüde sein {allg} köpek gibi yorgun olmak {allg}
die Hundert {f} 100 {i}
hundert {adj} [mat]yüz {s}
die Hundert {f} yüz sayısı {i}
der Hunderter {m} yüz rakamı {i}
der Hunderter {m} yüzlük {i}
hunderterlei {adj} yüz çeşit {s}
hunderterlei {adj} yüz türlü {s}
der Hunderteuroschein {m} yüz Euro {i}
hundertfach {adj} yüz katı {s}
hundertfach {adj} yüz misli {s}
hundertfältig {adv} yüz katı {adv}
hundertfältig {adv} yüz misli {adv}
der Hundertfüßer {m} çiyan {i}
der Hundertfüßer {m} çıyan {i}
der Hundertfüßer {m} kırkayak {i}
die Hundertjahrfeier {f} yüzüncü yıldönümü {i}
hundertjährig {adj} yüz senelik {s}
hundertjährig {adj} yüz yaşında {s}
hundertjährig {adj} yüz yıllık {s}
hundertjähriger Baum {allg} asırlık ağaç {allg}
hundertmal {adv} yüz defa {adv}
hundertmal {adv} [mat]yüz katı {adv}
hundertmal {adv} yüz kere {adv}
der Hundertmeterlauf {m} [Sp]yüz metre yarışı {i}
hundertprozentig {a} yüzde yüz {a}
die Hundertschaft {f} takım {i}
die Hundertschaft {f} yüz kişilik birlik {i}
hundertst {adj} yüzüncü {s}
hundertste {adv} yüzüncü {adv}
das Hundertstel {n} yüzde bir {i}
hundertster {a} yüzüncü {a}
hundertstes {a} yüzüncü {a}
hunderttausend {adj} yüz bin {s}
der Hundeschlitten {m} köpeklerin çektiği kızak {i}
die Hundeschnauze {f} [Zoo]köpek burnu {i}
der Hundesohn {m} itoğlu {i}
der Hundesohn {m} köpekoğlu {i}
die Hundesteuer {f} köpek vergisi {i}
die Hündin {f} [Zoo]dişi köpek {i}
die Hündin {f} kancık {i}
die Hündin {f} [Zoo]kancık köpek {i}
der Hundsfott {m} itoğlu it {i}
hundsgemein {adj} alçakça {s}
das Hundsgras {n} ayrıkkökü {i}
das Hundsgras {n} ayrıkotu {i}
das Hundsgras {n} [Bot.]parmakotu {i}
das Hundsgras {n} tarla ayrığı {i}
der Hundshai {m} [Zoo]camgöz balığı {i}
die Hundskamille {f} anthemis cotula {i}
die Hundskamille {f} köpek papatyası {i}
hundsmiserabel {adj} berbat {s}
hundsmiserabel {adj} bombok {s}
Indirekte Treffer
auf den Hund kommen {allg} parasal yönden sıkışık olmak {allg}
auf den Hund kommen {allg} beş parasız kalmak {allg}
auf den Hund kommen {allg} sıfırı tüketmek {allg}
auf den Hund kommen {allg} sefalete düşmek {allg}
bekannt sein wie ein bunter Hund {allg} herkes tarafından tanınmış olmak {allg}
bissiger Hund {allg} ısırgan köpek {allg}
da liegt der Hund begraben {allg} işin güç yanı asıl bu {allg}
da liegt der Hund begraben {allg} işte sorun burada {allg}
da liegt der Hund begraben {allg} işin püf noktası budur {allg}
damit lockt man keinen Hund hinter dem Ofen hervor {allg} beş para etmez {allg}
das ist ein dicker Hund {allg} bu yenecek nane değil! {allg}
den Hund anbinden {allg} köpeği bağlamak {allg}
der Hund ist los {allg} köpek tasmasından kurtulmuş {allg}
dicker Hund {allg} kuyruklu yalan {allg}
dicker Hund {allg} büyük bir hata {allg}
edler Hund {allg} cins köpek {allg}
einen Hund Gassi führen {allg} köpeği ihtiyacını karşılaması için dışarı çıkarmak {allg}
Räuder Hund {allg} Köpek herif! {allg}
Räuder Hund {allg} uyuz köpek {allg}
verdammter Hund {allg} itoğluit {allg}
vor dem Hund erschrecken {allg} köpekten korkmak {allg}
wie Hund und Katze leben {allg} kavga etmek {allg}
wie Hund und Katze leben {allg} kedi ile köpek gibi devamlı birbirini yemek {allg}
wie Hund und Katze sein {v} kedi köpek gibi hırlaşmak {fi}
zugelaufener Hund {allg} yanaşma köpek {allg}