DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Rede {f} anma konuşması {i}
die Rede {f} deyiş {i}
die Rede {f} hitap {i}
die Rede {f} ifade tarzı {i}
die Rede {f} kelam {i}
die Rede {f} konuşma {i}
die Rede {f} nutuk {i}
die Rede {f} rivayet {i}
die Rede {f} söylenti {i}
die Rede {f} söylev {i}
die Rede {f} söyleyiş biçimi {i}
die Rede {f} söz {i}
Rede abbrechen {allg} konuşmayı kesmek {allg}
die Redefigur {f} etkili anlatım {i}
die Redefigur {f} farklı ifade biçimi {i}
der Redefluss {m} akıcı konuşma {i}
der Redefluss {m} sürekli konuşma {i}
die Redefreiheit {f} düşüncelerini serbestçe açıklama özgürlüğü {i}
die Redefreiheit {f} ifade özgürlüğü {i}
die Redefreiheit {f} konuşma özgürlüğü {i}
die Redegabs {f} ifade yeteneği {i}
die Redegabs {f} söz söyleme yeteneği {i}
redegewandt {adj} ağzı laf yapan {s}
redegewandt {a} belagatli {a}
redegewandt {adj} iyi konuşma yeteneği olan {s}
die Redekunst {f} güzel konuşma sanatı {i}
die Redekunst {f} retorik {i}
reden {v} demek {fi}
reden {v} ifade etmek {fi}
das Reden {n} konuşma {i}
reden {v} konuşmak {fi}
reden {v} nutuk atmak {fi}
reden {v} söylemek {fi}
reden {v} söylev vermek {fi}
reden aus dem Stegreif {v} hazırlıksız konuşmak {fi}
Reden ist Silber, Schweigen ist Gold {allg} söz gümüşse {allg}
Reden ist Silber, Schweigen ist Gold {allg} sükut altındır {allg}
reden wie einem der Schnabel gewachsen ist {allg} hiç çekinmeden konuşmak {allg}
die Redensart {f} deyim {i}
die Redensart {f} tabir {i}
die Rederei {f} boş konuşma {i}
die Rederei {f} boş söz {i}
die Rederei {f} gevezelik {i}
die Rederei {f} laklak {i}
der Redeschwall {m} seri ve sürekli konuşma {i}
der Redeschwall {m} söz tufanı {i}
das Redeverbot {n} konuşma yasağı {i}
die Redewendung {f} değişken ifade {i}
die Redewendung {f} deyimsi {i}
die Redewendung {f} deyiş {i}
die Redewendung {f} konuşma kalıbı {i}
Indirekte Treffer
die bombastische Rede {allg} abartılı konuşma {allg}
die Rede halten {allg} söylev vermek {allg}
direkte Rede {allg} [Sprachw]dolaysız söz {allg}
direkte Rede {allg} [Sprachw]dolaysız anlatım {allg}
eine Rede abkürzen {allg} konuşmayı kısa kesmek {allg}
eine Rede halten {v} nutuk vermek {fi}
eine Rede schwingen {allg} konuşma patlatmak {allg}
eine Rede schwingen {allg} bir nutuk atmak {allg}
eine Rede vom Stapel lassen {allg} [Redw.]bir konuşma patlatmak {allg}
eine witzige Rede {allg} esprili bir konuşma {allg}
eine witzige Rede {allg} şaka dolu bir konuşma {allg}
freie Rede {allg} metinsiz konuşma {allg}
freie Rede {allg} irticalen konuşma {allg}
gebundene Rede {allg} [Lit.]koşuk {allg}
in die Rede fallen {allg} birisinin sözünü kesmek {allg}
indirekte Rede {allg} [Sprachw]dolaylı anlatım {allg}
jdn zur Rede stellen {allg} hesap sormak {allg}
jemandem Rede und Antwort stehen {allg} birine cevap vermek {allg}
jemanden zur Rede stellen {allg} birinden hesap sormak {allg}
jemanden zur Rede stellen {allg} hesap sormak {allg}
keine Rede {allg} söz konusu olamaz! {allg}
langer Rede kurzer Sinn {allg} uzun sözün kısası! {allg}
Rede abbrechen {allg} konuşmayı kesmek {allg}
ungebundene Rede {allg} [Lit.]düz yazı {allg}
ungebundene Rede {allg} [Lit.]nesir {allg}