TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
şans {i} die Aussicht {f}
şans {i} der Bonheur {m}
şans {i} die Chance {f}
şans {i} der Dusel {m}
şans {i} die Fortuna {f}
şans {i} die Gelegenheit {f}
şans {i} das Geratewohl {n}
şans {i} das Glück {n}
şans {i} der Glücksfall {m}
şans {i} der Massel {m}
şans {i} [hayb]das Schwein {n}
şans aramak {allg} eine Möglichkeit suchen {allg}
şans dilemek {fi} die Daumen drücken {v}
şans dilemek {allg} Glück wünschen {allg}
şans eseri {allg} auf gut Glück {allg}
şans eseri {i} der Glücksfall {m}
şans eşitliği {i} die Chancengleichheit {f}
şans getiren {s} Glück bringend {adj}
şans getiren {i} der Glücksbringer {m}
şans getirmek {fi} Glück bringen {v}
şans meselesi {i} die Glückssache {f}
şans oyunu bağımlılığı {i} die Spielsucht {f}
şans oyunu oynamak {i} das Zocken {n}
şans oyununda dilim {i} der Rang {m}
şans parası {i} der Glückspfennig {m}
şans sonucu tam isabet {i} der Glückstreffer {m}
şans tanrıçası {i} die Fortuna {f}
şans tanrıçası {i} die Glücksgöttin {f}
şans vermek {allg} Chance bieten {allg}
şans yüzüne güler {allg} das Glück ist ihm hold {allg}
şansa {allg} auf gut Glück {allg}
şansa {allg} zum Glück {allg}
sansar {i} der Baummarder {m}
sansar {i} [hayb]der Marder {m}
sansar {i} der Steinmarder {m}
sansar {i} [hayb]der Vielfrass {m}
sansar {i} das Wiesel {n}
sansar tuzağı {i} die Marderfalle {f}
sansasyon {i} das Aufsehen {n}
sansasyon {i} der Eklat {m}
sansasyon {i} die Furore {f}
sansasyon {i} der Knüller {m}
sansasyon {i} die Sensation {f}
sansasyon {i} die Sensationsmache {f}
sansasyon gazetesi {i} die Revolverpresse {f}
sansasyon hevesi {i} die Sensationssucht {f}
sansasyon uyandırmak {fi} Aufsehen erregen {v}
sansasyon yaratmak {allg} viel Staub aufwirbeln {allg}
sansasyoncu basın {i} die Sensationspresse {f}
sansasyonculuk {i} die Sensationsmache {f}
sansasyonel {s} Aufsehen erregend {adj}
sansasyonel {a} aufsehenerregend {a}
sansasyonel {s} epochal {adj}
sansasyonel {s} reißerisch {adj}
sansasyonel {s} sensationell {adj}
sansasyonel {s} spektakulär {adj}
sansasyonel {s} spektakulös {adj}
sansasyonel basın {i} die Regenbogenpresse {f}
sansasyonel biçimde isim yapmak {allg} Schlagzeilen machen {allg}
sansasyonel gazete {i} das Revolverblatt {n}
sansasyonel gazete haberi {i} der Knüller {m}
şanşeref hırsı {i} die Ruhmsucht {f}
sanseverya {i} die Sansevieria {f}
şansı açık {i} der Glücksvogel {m}
şansı hep yaver giden {i} das Glückskind {n}
şansı olmak {allg} Massel haben {allg}
şansı olmamak {allg} kein Glück haben {allg}
şansı vardır {allg} das Glück ist ihm hold {allg}
şansı yaver girmek {allg} die Treppe hinauffallen {allg}
şansı yaver gitmek {allg} Dusel haben {allg}
şansı yaver gitmek {allg} Massel haben {allg}
şansı yaver gitmek {allg} Schwein haben {allg}
şansı yaver gitmemek {allg} einer Eule aufsitzen {allg}
şansı yaver gitmemek {allg} Pech haben {allg}
şansına! {allg} aufs Geratewohl {allg}
şansını denemek {allg} sein Glück versuchen {allg}
şansını denemek {allg} sein Heil versuchen {allg}
şansız {s} ruhmlos {adj}
şansız {s} unglücklich {adj}
sanskrit {i} das Senskrit {n}
Indirekte Treffer
bir yarışma ya da karşılaşmada en çok şans tanınan {i} der Favorit {m}
birisine şans dilemek {allg} die Daumen halten {allg}
bol şans {allg} viel Glück {allg}
bol şans! {allg} viel Glück {allg}
bu bir şans meselesidir {allg} das ist Glückssache {allg}
büyük şans {i} das Mordsglück {n}
şans aramak {allg} eine Möglichkeit suchen {allg}
şans dilemek {allg} Glück wünschen {allg}
şans dilemek {fi} die Daumen drücken {v}
şans eseri {i} der Glücksfall {m}
şans eseri {allg} auf gut Glück {allg}
şans eşitliği {i} die Chancengleichheit {f}
şans getiren {s} Glück bringend {adj}
şans getiren {i} der Glücksbringer {m}
şans getirmek {fi} Glück bringen {v}
şans meselesi {i} die Glückssache {f}
şans oyunu bağımlılığı {i} die Spielsucht {f}
şans oyunu oynamak {i} das Zocken {n}
şans oyununda dilim {i} der Rang {m}
şans parası {i} der Glückspfennig {m}
şans sonucu tam isabet {i} der Glückstreffer {m}
şans tanrıçası {i} die Glücksgöttin {f}
şans tanrıçası {i} die Fortuna {f}
şans vermek {allg} Chance bieten {allg}
şans yüzüne güler {allg} das Glück ist ihm hold {allg}
zincirleme gelen şans {i} die Glückssträhne {f}