TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
tamamen {s} absolut {adj}
tamamen {adv} aus {adv}
tamamen {allg} durch und durch {allg}
tamamen {adv} durchaus {adv}
tamamen {s} förmlich {adj}
tamamen {adv} ganz {adv}
tamamen {allg} ganz und gar {allg}
tamamen {s} gänzlich {adj}
tamamen {s} glatt {adj}
tamamen {s} grundsätzlich {adj}
tamamen {adv} lange {adv}
tamamen {allg} mit Haut und Haar {allg}
tamamen {adv} platterdings {adv}
tamamen {s} ratzekahl {adj}
tamamen {adv} reineweg {adv}
tamamen {adv} reinweg {adv}
tamamen {a} restlos {a}
tamamen {allg} samt und sonders {allg}
tamamen {adv} schlechterdings {adv}
tamamen {allg} über und über {allg}
tamamen {a} überhaupt {a}
tamamen {a} voll und ganz {a}
tamamen {adv} vollauf {adv}
tamamen {adv} vollends {adv}
tamamen {s} völlig {adj}
tamamen {a} vollständig {a}
tamamen {allg} von Grund aus {allg}
tamamen {allg} zur Gänze {allg}
tamamen akmış {s} abgelaufen {adj}
tamamen anlaşıldı {allg} das ist klar wie Kloßbrühe {allg}
tamamen asitlemek {v} [kim]durchätzen {v}
tamamen ayık {s} stocknüchtern {adj}
tamamen boyunduruk altında {s} gottergeben {adj}
tamamen boyunduruk altında olma {i} die Gottergebenheit {f}
tamamen bozuk {s} totalkaputt {adj}
tamamen çelişkili {s} widerspruchsvoll {adj}
tamamen çürümek {fi} durchfaulen {v}
tamamen değişim {i} die Umwälzung {f}
tamamen değişme {i} die Kehrtwendung {f}
tamamen değiştirmek {fi} umarbeiten {v}
tamamen devre dışı kalma {i} [tek]der Totalausfall {m}
tamamen dökülmüş {s} wrack {adj}
tamamen doldurmak {v} erfüllen {v}
tamamen doldurmak {v} voll füllen {v}
tamamen doldurmak {v} voll gießen {v}
tamamen dolmak {fi} voll laufen {v}
tamamen dolu {a} ausverkauft {a}
tamamen dolu {s} durchflutet {adj}
tamamen dolu {adv} knallvoll {adv}
tamamen dolu {s} prall {adj}
tamamen dolu olmak {allg} bis auf den letzten Platz besetzt sein {allg}
tamamen donmak {fi} ausfrieren {v}
tamamen donmuş {s} durchgefroren {adj}
tamamen elektronik {s} voll elektronisch {adj}
tamamen emin olmak {allg} steif und fest glauben {allg}
tamamen emmek {fi} durchsaugen {v}
tamamen ezmek {fi} aufreiben {v}
tamamen farklı {s} grundverschieden {adj}
tamamen gizli {s} klammheimlich {adj}
tamamen haklı olarak {allg} mit Fug und Recht {allg}
tamamen iyileşmek {fi} abheilen {v}
tamamen iyileştirmek {fi} [hek]auskurieren {v}
tamamen kapalı {s} hermetisch {adj}
tamamen kızartmak {fi} durchbacken {v}
tamamen kullanma {i} die Ausschöpfung {f}
tamamen ödenmiş {s} franco {adj}
tamamen onunla gili {s} ureigen {adj}
tamamen rezerve edilmiş {a} ausgebucht {a}
tamamen ruh dolu {s} durchgeistigt {adj}
tamamen sahip olma {i} [huk]der Vollbesitz {m}
tamamen satmak {fi} auskaufen {v}
tamamen sentetik {s} vollsynthetisch {adj}
tamamen sıhhatli olmak {allg} vollkommen gesund sein {allg}
tamamen uyanık {s} hellwach {adj}
tamamen uymak {allg} genau passen {allg}
tamamen yabancı {s} wildfremd {adj}
tamamen yanmak {itr} abbrennen {itr}
tamamen yanmak {fi} aufgehen {v}
tamamen yapışır şekilde {s} hauteng {adj}
tamamen yıkılmak {fi} zusammensacken {v}
Indirekte Treffer
bir şeyi tamamen doldurmak {fi} durchfluten {v}
Eyvan (üstü çoğunlukla tonozla örtülü üç tarafı kapalı, bir tarafı tamamen açık mimari birim) {i} [mim]der Iwan {m}
havası tamamen alınabilen deney cam kabı {i} [fiz]der Rezipient {m}
onu tamamen unutmuştum {allg} ich hatte es ganz vergessen {allg}
sinirleri tamamen gergin olmak {allg} völlig mit den Nerven herunter sein {allg}
tamamen akmış {s} abgelaufen {adj}
tamamen anlaşıldı {allg} das ist klar wie Kloßbrühe {allg}
tamamen asitlemek {v} [kim]durchätzen {v}
tamamen ayık {s} stocknüchtern {adj}
tamamen boyunduruk altında {s} gottergeben {adj}
tamamen boyunduruk altında olma {i} die Gottergebenheit {f}
tamamen bozuk {s} totalkaputt {adj}
tamamen çelişkili {s} widerspruchsvoll {adj}
tamamen çürümek {fi} durchfaulen {v}
tamamen değişim {i} die Umwälzung {f}
tamamen değişme {i} die Kehrtwendung {f}
tamamen değiştirmek {fi} umarbeiten {v}
tamamen devre dışı kalma {i} [tek]der Totalausfall {m}
tamamen dökülmüş {s} wrack {adj}
tamamen doldurmak {v} voll gießen {v}
tamamen doldurmak {v} voll füllen {v}
tamamen doldurmak {v} erfüllen {v}
tamamen dolmak {fi} voll laufen {v}
tamamen dolu {a} ausverkauft {a}
tamamen dolu {s} prall {adj}
tamamen dolu {adv} knallvoll {adv}
tamamen dolu {s} durchflutet {adj}
tamamen dolu olmak {allg} bis auf den letzten Platz besetzt sein {allg}
tamamen donmak {fi} ausfrieren {v}
tamamen donmuş {s} durchgefroren {adj}
tamamen elektronik {s} voll elektronisch {adj}
tamamen emin olmak {allg} steif und fest glauben {allg}
tamamen emmek {fi} durchsaugen {v}
tamamen ezmek {fi} aufreiben {v}
tamamen farklı {s} grundverschieden {adj}
tamamen gizli {s} klammheimlich {adj}
tamamen haklı olarak {allg} mit Fug und Recht {allg}
tamamen iyileşmek {fi} abheilen {v}
tamamen iyileştirmek {fi} [hek]auskurieren {v}
tamamen kapalı {s} hermetisch {adj}
tamamen kızartmak {fi} durchbacken {v}
tamamen kullanma {i} die Ausschöpfung {f}
tamamen ödenmiş {s} franco {adj}
tamamen onunla gili {s} ureigen {adj}
tamamen rezerve edilmiş {a} ausgebucht {a}
tamamen ruh dolu {s} durchgeistigt {adj}
tamamen sahip olma {i} [huk]der Vollbesitz {m}
tamamen satmak {fi} auskaufen {v}
tamamen sentetik {s} vollsynthetisch {adj}
tamamen sıhhatli olmak {allg} vollkommen gesund sein {allg}
tamamen uyanık {s} hellwach {adj}
tamamen uymak {allg} genau passen {allg}