TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sıkı {a} angespannt {a}
sıkı {s} bräsig {adj}
sıkı {s} dicht {adj}
sıkı {s} disziplinarisch {adj}
sıkı {s} drakonisch {adj}
sıkı {s} eingeschränkt {adj}
sıkı {a} eng {a}
sıkı {s} fest {adj}
sıkı {s} intensiv {adj}
sıkı {s} knapp {adj}
sıkı {s} kompakt {adj}
sıkı {s} konsistent {adj}
sıkı {s} scharf {adj}
sıkı {s} straff {adj}
sıkı {s} stramm {adj}
sıkı {s} streng {adj}
sıkı {a} strikt {a}
sıkı {s} [tek]schwergängig {adj}
sıkı arkadaşlık {allg} echte Freundschaft {allg}
sıkı çakılmış {s} nagelfest {adj}
sıkı çalışmak {v} klotzen {v}
sıkı dikkat {allg} gespannte Aufmerksamkeit {allg}
sıkı dost {i} der Duzbruder {m}
sıkı dost {i} der Duzfreund {m}
sıkı dost olmak {fi} zusammenhängen {v}
sıkı dostluk {allg} dicke Freundschaft {allg}
sıkı dostluk {i} die Dioskurenp {f}
sıkı eğitim {i} [ask]der Drill {m}
sıkı fıkı {a} eng {a}
sıkı fıkı {a} familiär {a}
sıkı fıkı {s} intim {adj}
sıkı fıkı {s} nahe stehend {adj}
sıkı fıkı {s} Unzertrennlich {adj}
sıkı fıkı dost {allg} dicker Freund {allg}
sıkı fıkı olma {i} [tek]die Verzahnung {f}
sıkı fıkı olmak {fi} nahe treten {v}
sıkı geçme yatak {i} der Presssitz {m}
sıkı geçme yatak {i} der Schrumpfsitz {m}
sıkı hale getirmek {v} verdichten {v}
sıkı yeleği {i} das Mieder {n}
sıkı kurallı {s} steif {adj}
sıkı para politikası {allg} kontraktive Geldpolitik {allg}
sıkı perhiz {allg} strenge Diät {allg}
sıkı savunma yapmak {itr} mauern {itr}
sıkı sıkı {a} öfters {a}
sıkı sıkı bağlamak {v} verknoten {v}
sıkı sıkı geçme {i} der Haftsitz {m}
sıkı sıkı kapalı {allg} fest verschlossen {allg}
sıkı sıkı kapalı {adv} festverschlossen {adv}
sıkı sıkı tutma {i} die Umklammerung {f}
sıkı sıkı tutmak {v} umklammern {v}
sıkı sıkıya {s} hermetisch {adj}
sıkı sıkıya bağlı {s} Unzertrennlich {adj}
sıkı sıkıya birbirine bağlamak {v} verketten {v}
sıkı sıkıya birleştirmek {v} liieren {v}
sıkı sıkıya dayanmak {allg} anpressen {allg}
sıkı sıkıya kapamak {fi} zuziehen {v}
sıkı sıkıya kök salmak {fi} festwachsen {v}
sıkı sıkıya pazarlık etmek {fi} herumfeilschen {v}
sıkı tarak {allg} feiner Kamm {allg}
sıkı tutma {fi} festhalten {v}
sıkı tutmak {fi} festhalten {v}
sıkı tutum göstermek {allg} feste Haltung zeigen {allg}
sıkı yalancı {allg} ausgemachter Lügner {allg}
sıkıca {a} fest {a}
sıkıca bağlama {i} die Abschnürung {f}
sıkıca bağlamak {fi} [hek]abbinden {v}
sıkıca bağlamak {fi} abklemmen {v}
sıkıca bağlamak {fi} abschnüren {v}
sıkıca bağlamak {fi} anbinden {v}
sıkıca bağlamak {fi} festbinden {v}
sıkıca bağlamak {fi} festmachen {v}
sıkıca dayanmak {allg} anpressen {allg}
sıkıca iliştirmek {fi} festmachen {v}
sıkıca kavramak {v} umklammern {v}
sıkıca sarmak {v} bewickeln {v}
sıkıca tutma {i} die Umklammerung {f}
sıkıca tutmak {fi} festgreifen {v}
sıkıca tutmak {v} umstricken {v}
sıkıca vidalamak {fi} festschrauben {v}
Indirekte Treffer
ağzı sıkı {s} mundfaul {adj}
ağzı sıkı {s} diskret {adj}
ağzı sıkı {s} verschwiegen {adj}
ağzı sıkı {i} der Schleicher {m}
ağzı sıkı olmak {allg} nichts ausplaudern {allg}
ağzı sıkı olmak {fi} dichthalten {v}
ağzı sıkı olmak {allg} dicht halten {allg}
ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı {s} sittenstreng {adj}
bir şeye sıkı sıkıya yapiışmak {allg} krallen {allg}
birbiriyle sıkı fıkı olmak {allg} wie Pech und Schwefel zusammenhalten {allg}
birbiriyle sıkı ilişkide olan iki kişi {i} das Gespann {n}
birisini sıkı kontrol altında bulundurmak {allg} auf die Finger sehen {allg}
çok sıkı {s} Unzertrennlich {adj}
çok sıkı {s} hageldicht {adj}
eli sıkı {i} der Pfennigfuchser {m}
eli sıkı {i} der Geizkragen {m}
eli sıkı {allg} sparsamer Schäler {allg}
eli sıkı {s} sparsam {adj}
eli sıkı olmak {itr} knickern {itr}
eli sıkı olmak {itr} knapsen {itr}
eli sıkı olmak {fi} [Redw.]den Pfennig dreimal umdrehen {v}
inancını sıkı sıkıya savunan {s} rechtgläubig {adj}
kuru sıkı {allg} bloße Drohung {allg}
kuru sıkı ateş etmek {i} der Schreckschuss {m}
kuru sıkı fişek {i} die Platzpatrone {f}
kuru sıkı tabanca {i} die Schreckschusspistole {f}
olağanüstü sıkı tedbirler {allg} drakonische Maßnahmen {allg}
sıkı arkadaşlık {allg} echte Freundschaft {allg}
sıkı çakılmış {s} nagelfest {adj}
sıkı çalışmak {v} klotzen {v}
sıkı dikkat {allg} gespannte Aufmerksamkeit {allg}
sıkı dost {i} der Duzfreund {m}
sıkı dost {i} der Duzbruder {m}
sıkı dost olmak {fi} zusammenhängen {v}
sıkı dostluk {allg} dicke Freundschaft {allg}
sıkı dostluk {i} die Dioskurenp {f}
sıkı eğitim {i} [ask]der Drill {m}
sıkı fıkı {a} familiär {a}
sıkı fıkı {a} eng {a}
sıkı fıkı {s} Unzertrennlich {adj}
sıkı fıkı {s} nahe stehend {adj}
sıkı fıkı {s} intim {adj}
sıkı fıkı dost {allg} dicker Freund {allg}
sıkı fıkı olma {i} [tek]die Verzahnung {f}
sıkı fıkı olmak {fi} nahe treten {v}
sıkı geçme yatak {i} der Schrumpfsitz {m}
sıkı geçme yatak {i} der Presssitz {m}
sıkı hale getirmek {v} verdichten {v}
sıkı yeleği {i} das Mieder {n}
sıkı kurallı {s} steif {adj}
sıkı para politikası {allg} kontraktive Geldpolitik {allg}
sıkı perhiz {allg} strenge Diät {allg}
sıkı savunma yapmak {itr} mauern {itr}
sıkı sıkı {a} öfters {a}
sıkı sıkı bağlamak {v} verknoten {v}
sıkı sıkı geçme {i} der Haftsitz {m}
sıkı sıkı kapalı {adv} festverschlossen {adv}
sıkı sıkı kapalı {allg} fest verschlossen {allg}
sıkı sıkı tutma {i} die Umklammerung {f}
sıkı sıkı tutmak {v} umklammern {v}
sıkı sıkıya {s} hermetisch {adj}
sıkı sıkıya bağlı {s} Unzertrennlich {adj}