TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
oyun {i} [tiy]die Aufführung {f}
oyun {i} [tiy]die Darbietung {f}
oyun {i} das Drama {n}
oyun {i} die Finte {f}
oyun {i} die Partie {f}
oyun {i} die Praktik {f}
oyun {ç} die Ränke {pl}
oyun {i} der Schabernack {m}
oyun {i} [tiy]das Schauspiel {n}
oyun {i} der Schelmenstreich {m}
oyun {i} das Schelmenstück {n}
oyun {i} das Spektakel {n}
oyun {i} das Spiel {n}
oyun {i} der Streich {m}
oyun {i} das Stück {n}
oyun {i} der Tanz {m}
oyun {i} [tiy]das Theater {n}
oyun {i} das Theaterstück {n}
oyun {i} die Vorstellung {f}
oyun {i} der Winkelzug {m}
oyun alanı {i} der Abenteuerspielplatz {m}
oyun alanı {i} der Platz {m}
oyun alanı {i} das Spielfeld {n}
oyun alanı {i} der Spielplatz {m}
oyun alanı {i} der Tummelplatz {m}
oyun alanındaki kazalar için mesuliyet kabul edilmez {allg} Betreten der Spielfläche auf eigene Gefahr {allg}
oyun arasına veya oyunun içine sokulmuş ara oyun {i} [tiy]das Zwischenspiel {n}
oyun arkadaşı {i} der Gespiele {m}
oyun arkadaşı {i} der Mitspieler {m}
oyun arkadaşı {i} die Mitspielerin {f}
oyun arkadaşı {i} der Speifreund {m}
oyun arkadaşı {i} der Spielkamerad {m}
oyun bağımlılığı {i} die Spielsucht {f}
oyun bilyesi {i} der Klicker {m}
oyun bozanlık etme lütfen! {allg} sei kein Frosch bitte {allg}
oyun bozanlık etmek {allg} aus der Reihe tanzen {allg}
oyun çağı {i} das Spielalter {n}
oyun çıkarmak {fi} aufspielen {v}
oyun çubuğu {i} [biliş]der Joystick {m}
oyun dili {i} die Spielsprache {f}
oyun düşkünü {s} verspielt {adj}
oyun eşyaları {ç} die Spielwaren {pl}
oyun gereçleri {ç} die Spielsachen {pl}
oyun hamuru {i} die Knet {f}
oyun hamuru {i} die Knete {f}
oyun hamuru {i} die Knetmasse {f}
oyun harici etme {i} [sp]die Disqualifikation {f}
oyun hastası {i} die Spielratte {f}
oyun için gerekli tüm gereçler listesi {i} [tiy]das Szenarium {n}
oyun kuralı {i} die Spielregel {f}
oyun odası {i} das Spielzimmer {n}
oyun olarak {s} spielerisch {adj}
oyun oynamak {v} [tiy]bespielen {v}
oyun oynarmışçasına {adv} spielend {adv}
oyun oynayabilen ayı {i} der Tanzbär {m}
oyun planı {i} der Spielplan {m}
oyun programı {i} der Spielplan {m}
oyun sahası {i} der Tummelplatz {m}
oyun salonu {i} das Kasino {n}
oyun salonu {i} die Spielbank {f}
oyun salonu {i} die Spielhalle {f}
oyun salonu {i} das Spielkasino {n}
oyun sergilemek {fi} [tiy]wiedergeben {v}
oyun sokağı {i} die Spielstraße {f}
oyun süresi {i} [tiy]die Aufführungsdauer {f}
oyun süresi {i} die Spielzeit {f}
oyun topu {i} der Fangball {m}
oyun topu {i} der Spielball {m}
oyun yasağı {i} [sp]das Spielverbot {n}
oyun yazarı {i} [tiy]der Bühnenautor {m}
oyun yazarı {i} [tiy]der Bühnendichter {m}
oyun yazarı {i} der Dramatiker {m}
oyun yazarı {i} die Dramatikerin {f}
oyun yazarının sahneleme notu {i} die Regieanweisung {f}
oyun yeri {i} der Spielplatz {m}
oyun yeri {i} der Tummelplatz {m}
oyun yeri {i} die Spielwiese {f}
oyun yöneticisi {i} [sin]der Spielleiter {m}
oyun zamanı {i} die Spielzeit {f}
oyun zarı {i} [anat]der Knöchel {m}
Indirekte Treffer
amatör oyun {i} [tiy]das Laienspiel {n}
araçlara kapalı oyun yolu {i} [yol]die Spielstraße {f}
berabere biten oyun {i} [sp]das Remis {n}
beş perdelik oyun {i} [tiy]der Fünfakter {m}
bilardoda üç bantlı oyun {i} [sp]der Dreibandenball {m}
bir deste oyun kağıdı {i} [isk]das Buch {n}
bir olayı oyun gibi canlandırma {i} das Rollenspiel {n}
bir oyun {i} [isk]der Ramsch {m}
bir oyun esnasında birden çok yerin aynı anda gösterilmesi {i} [tiy]die Simultanbühne {f}
bir perdelik oyun {i} [tiy]der Einakter {m}
birine bir oyun oynamak {allg} jemandem einen Streich spielen {allg}
birine bir oyun oynamak {allg} jemandem ein Schnippchen schlagen {allg}
birisine oyun oynamak {allg} ein Schnippchen schlagen {allg}
centilmence oyun {i} [sp]das Fair-play {n}
dini oyun {i} die Moralität {f}
dramatik oyun {allg} [tiy]dramatisches Spiel {allg}
düşünsel oyun {i} [tiy]das Ideendrama {n}
duygusal oyun {i} das Melodrama {n}
fiyasko ile sonuçlanan bir oyun {allg} ein misslungenes Spiel {allg}
futbolda kötü oyun {i} [sp]das Geholze {n}
güncel olayları işleyen oyun {i} [tiy]das Zeitstück {n}
kısa güldürücü oyun {i} [tiy]der Sketch {m}
kombine oyun {i} [sp]das Kombinationsspiel {n}
komik oyun {i} [tiy]die Farce {f}
küçük çocuk oyun bahçesi {i} das Ställchen {n}
maskeli oyun {i} das Maskenspiel {n}
mükemmel bir oyun sergilemek {allg} [sp]ein hervorragendes Spiel liefern {allg}
müzikli oyun {i} [müz]das Singspiel {n}
öğretici oyun {i} das Lernspiel {n}
ön oyun {i} [tiy]der Prolog {m}
otomatik oyun makinesi {i} der Spielautomat {m}
oyun alanı {i} der Platz {m}
oyun alanı {i} der Abenteuerspielplatz {m}
oyun alanı {i} der Tummelplatz {m}
oyun alanı {i} der Spielplatz {m}
oyun alanı {i} das Spielfeld {n}
oyun alanındaki kazalar için mesuliyet kabul edilmez {allg} Betreten der Spielfläche auf eigene Gefahr {allg}
oyun arasına veya oyunun içine sokulmuş ara oyun {i} [tiy]das Zwischenspiel {n}
oyun arkadaşı {i} der Spielkamerad {m}
oyun arkadaşı {i} der Speifreund {m}
oyun arkadaşı {i} die Mitspielerin {f}
oyun arkadaşı {i} der Mitspieler {m}
oyun arkadaşı {i} der Gespiele {m}
oyun bağımlılığı {i} die Spielsucht {f}
oyun bilyesi {i} der Klicker {m}
oyun bozanlık etme lütfen! {allg} sei kein Frosch bitte {allg}
oyun bozanlık etmek {allg} aus der Reihe tanzen {allg}
oyun çağı {i} das Spielalter {n}
oyun çıkarmak {fi} aufspielen {v}
oyun çubuğu {i} [biliş]der Joystick {m}
oyun dili {i} die Spielsprache {f}
oyun düşkünü {s} verspielt {adj}
oyun eşyaları {ç} die Spielwaren {pl}
oyun gereçleri {ç} die Spielsachen {pl}
oyun hamuru {i} die Knetmasse {f}
oyun hamuru {i} die Knete {f}
oyun hamuru {i} die Knet {f}
oyun harici etme {i} [sp]die Disqualifikation {f}
oyun hastası {i} die Spielratte {f}
oyun için gerekli tüm gereçler listesi {i} [tiy]das Szenarium {n}