TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
güven {i} das Fiduz {n}
güven {i} die Geborgenheit {f}
güven {i} der Glauben {m}
güven {i} die Selbstsicherheit {f}
güven {i} die Sicherheit {f}
güven {i} die Treue {f}
güven {i} der Verlass {m}
güven {i} das Vertrauen {n}
güven {i} das Zutrauen {n}
güven {i} die Zuversicht {f}
güven altına alma {i} die Sicherung {f}
güven aralığı {i} [mat]das Konfidenzintervall {n}
güven dolu {s} vertrauensvoll {adj}
güven durumu {i} die Vertrauensstellung {f}
güven duygusunu sarsmak {v} verunsichern {v}
güven duymak {fi} versichern {v}
güven içinde olmak {allg} in Sicherheit sein {allg}
güven ilişkisi {i} das Vertrauensverhältnis {n}
güven istemi {i} die Vertrauensfrage {f}
güven mektubu {i} das Beglaubigungsschreiben {n}
güven merkezi {i} das Trustcenter {n}
güven sağlayan {s} vertrauensbildend {adj}
güven sorunu {i} die Vertrauenssache {f}
güven sorusu {i} die Vertrauensfrage {f}
güven uyandıran {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven uyandırmak {allg} Achtung einflößen {allg}
güven uyandırmak {allg} Vertrauen einflößen {allg}
güven veren {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven verici {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven verici {s} vertrauenswürdig {adj}
güven vermek {i} das Vertrauen geben {n}
güvence {i} die Abdeckung {f}
güvence {i} die Bürgschaft {f}
güvence {i} die Deckung {f}
güvence {i} die Deckungssumme {f}
güvence {i} das Fiduz {n}
güvence {i} der Garant {m}
güvence {i} die Garantie {f}
güvence {i} die Gewähr {f}
güvence {i} die Gewährleistung {f}
güvence {i} die Kaution {f}
güvence {i} das Pfand {n}
güvence {i} die Sicherheit {f}
güvence {i} die Sicherheitsleistung {f}
güvence {i} die Sicherung {f}
güvence {i} die Zusicherung {f}
güvence altına alma {i} die Sicherstellung {f}
güvence altına almak {v} sichern {v}
güvence anlaşması {i} der Garantievertrag {m}
güvence bildirgesi {i} der Deckungsbescheid {m}
güvence derecesi {i} der Deckungsgrad {m}
güvence miktarı {i} der Deckungsbestand {m}
güvence onayı {i} die Deckungsbestätigung {f}
güvence sağlamak {allg} Deckung anschaffen {allg}
güvence sağlamak {allg} Deckung gewähren {allg}
güvence süresi {i} die Haftfrist {f}
güvence veren {i} der Garant {m}
güvence verilebilir {a} deckungsfähig {a}
güvence verme {i} die Haftung {f}
güvence vermek {v} beteuern {v}
güvence vermek {fi} garantieren {v}
güvence vermek {v} verbürgen {v}
güvenceli {a} garantiert {a}
güvenceli {a} gesichert {a}
güvenceli {s} mündelsicher {adj}
güvenceli işlem {i} das Deckungsgeschäft {n}
güvenceli kredi {allg} besichertes Darlehen {allg}
güvencenin konusu {i} der Deckungsgegenstand {m}
güvencesiz {allg} ohne Garantie {allg}
güvencesiz {a} ungesichert {a}
güvencesiz ikraz {allg} Darlehen ohne Deckung {allg}
güvenceye alma {i} die Absicherung {f}
güvenceye almak {fi} absichern {v}
güvendiği dağlara kar yağmak {allg} ernüchtert werden {allg}
güvenerek anlatmak {fi} anvertrauen {v}
güveni kötüye kullanan {i} der Defraudant {m}
güveni kötüye kullanma {i} die Dafraudation {f}
güveni kötüye kullanma {i} die Untreue {f}
güveni kötüye kullanma {i} der Vertrauensbruch {m}
güveni kötüye kullanma {i} die Veruntreuung {f}
Indirekte Treffer
bir kişiye güven {allg} Glaube an eine Person {allg}
geleceğe güven {i} die Zuversicht {f}
güven altına alma {i} die Sicherung {f}
güven aralığı {i} [mat]das Konfidenzintervall {n}
güven dolu {s} vertrauensvoll {adj}
güven durumu {i} die Vertrauensstellung {f}
güven duygusunu sarsmak {v} verunsichern {v}
güven duymak {fi} versichern {v}
güven içinde olmak {allg} in Sicherheit sein {allg}
güven ilişkisi {i} das Vertrauensverhältnis {n}
güven istemi {i} die Vertrauensfrage {f}
güven mektubu {i} das Beglaubigungsschreiben {n}
güven merkezi {i} das Trustcenter {n}
güven sağlayan {s} vertrauensbildend {adj}
güven sorunu {i} die Vertrauenssache {f}
güven sorusu {i} die Vertrauensfrage {f}
güven uyandıran {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven uyandırmak {allg} Vertrauen einflößen {allg}
güven uyandırmak {allg} Achtung einflößen {allg}
güven veren {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven verici {s} Vertrauen erweckend {adj}
güven verici {s} vertrauenswürdig {adj}
güven vermek {i} das Vertrauen geben {n}
kendine güven {i} das Selbstvertrauen {n}
kendine güven {i} das Selbstbewusstsein {n}
kendine güven {i} die Hochnäsigkeit {f}
kendine güven {i} der Stolz {m}
piyasada güven kazanmış sağlam hisse senetleri {allg} wertbeständige Aktien {allg}