TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
tehlikeli {s} abenteuerlich {adj}
tehlikeli {s} bedenklich {adj}
tehlikeli {s} bedrohlich {adj}
tehlikeli {s} brenzlich {adj}
tehlikeli {s} brenzlig {adj}
tehlikeli {s} drohend {adj}
tehlikeli {s} gefährlich {adj}
tehlikeli {s} gefahrvoll {adj}
tehlikeli {a} gewagt {a}
tehlikeli {s} halsbrecherisch {adj}
tehlikeli {s} kitzelig {adj}
tehlikeli {s} kitzlig {adj}
tehlikeli {s} kritisch {adj}
tehlikeli {s} mulmig {adj}
tehlikeli {a} prekär {a}
tehlikeli {s} riskant {adj}
tehlikeli {s} schlimm {adj}
tehlikeli {a} verhängnisvoll {a}
tehlikeli akıntı {i} die Charybdis {f}
tehlikeli atık {i} der Gefahrmüll {m}
tehlikeli bir durum {allg} brenzlige Situation {allg}
tehlikeli bir durum {allg} eine kitzelige Frage {allg}
tehlikeli bir durum arzetmek {fi} zuspitzen {v}
tehlikeli bir durumu tehlikesizmiş gibi lanse etmek {v} verharmlosen {v}
tehlikeli bir işe kalkışılması durumunda söylenir {allg} Hals und Beinbruch {allg}
tehlikeli bölge {allg} [ask]bestrichener Raum {allg}
tehlikeli bölge {i} die Gefahrenzone {f}
tehlikeli dalga {i} die Bore {f}
tehlikeli durum {i} die Gefahrenlage {f}
tehlikeli durum {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlikeli durum {i} der Notfall {m}
tehlikeli durum {i} die Schlinge {f}
tehlikeli duruma getirmek {v} verschlechtern {v}
tehlikeli durumda olmak {allg} zwischen Himmel und Erde sein {allg}
tehlikeli girişim {i} das Wagestück {n}
tehlikeli girişim {i} das Wagnis {n}
tehlikeli hastalık {allg} [hek]bösartige Krankheit {allg}
tehlikeli {i} der Salto mortale {m}
tehlikeli işlerle uğraşmak {itr} kokeln {itr}
tehlikeli madde {i} das Gefahrgut {n}
tehlikeli madde nizamnamesi {i} die Gefahrstoffverordnung {f}
tehlikeli olay {i} der Schlag {m}
tehlikeli olma {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlikeli oyun {i} das Vabanquespiel {n}
tehlikeli parende {i} der Salto mortale {m}
tehlikeli sonuçlar doğuran {s} gefahrbringend {adj}
tehlikeli yaralama {i} die Gefährliche Körperverletzung {f}
Indirekte Treffer
çok tehlikeli {s} lebensgefährlich {adj}
çok tehlikeli {s} brandgefährlich {adj}
gençlik için tehlikeli {allg} jugendgefährdend {allg}
gençlik için tehlikeli yazı {i} die Jugendgefährdende Schrift {f}
tehlikeli akıntı {i} die Charybdis {f}
tehlikeli atık {i} der Gefahrmüll {m}
tehlikeli bir durum {allg} brenzlige Situation {allg}
tehlikeli bir durum {allg} eine kitzelige Frage {allg}
tehlikeli bir durum arzetmek {fi} zuspitzen {v}
tehlikeli bir durumu tehlikesizmiş gibi lanse etmek {v} verharmlosen {v}
tehlikeli bir işe kalkışılması durumunda söylenir {allg} Hals und Beinbruch {allg}
tehlikeli bölge {allg} [ask]bestrichener Raum {allg}
tehlikeli bölge {i} die Gefahrenzone {f}
tehlikeli dalga {i} die Bore {f}
tehlikeli durum {i} der Notfall {m}
tehlikeli durum {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlikeli durum {i} die Gefahrenlage {f}
tehlikeli durum {i} die Schlinge {f}
tehlikeli duruma getirmek {v} verschlechtern {v}
tehlikeli durumda olmak {allg} zwischen Himmel und Erde sein {allg}
tehlikeli girişim {i} das Wagestück {n}
tehlikeli girişim {i} das Wagnis {n}
tehlikeli hastalık {allg} [hek]bösartige Krankheit {allg}
tehlikeli {i} der Salto mortale {m}
tehlikeli işlerle uğraşmak {itr} kokeln {itr}
tehlikeli madde {i} das Gefahrgut {n}
tehlikeli madde nizamnamesi {i} die Gefahrstoffverordnung {f}
tehlikeli olay {i} der Schlag {m}
tehlikeli olma {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlikeli oyun {i} das Vabanquespiel {n}
tehlikeli parende {i} der Salto mortale {m}
tehlikeli sonuçlar doğuran {s} gefahrbringend {adj}
tehlikeli yaralama {i} die Gefährliche Körperverletzung {f}
toplum için tehlikeli {s} gemeingefährlich {adj}
toplum için tehlikeli suçlar {allg} gemeingefährliche Straftaten {allg}