DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Ruhe {f} asayiş {i}
die Ruhe {f} dinlenme {i}
die Ruhe {f} dirlik {i}
die Ruhe {f} durgunluk {i}
die Ruhe {f} hareketsizlik {i}
die Ruhe {f} huzur {i}
die Ruhe {f} istirahat {i}
die Ruhe {f} nefeslenme {i}
die Ruhe {f} rahat {i}
die Ruhe {f} sabır {i}
die Ruhe {f} sessizlik {i}
die Ruhe {f} soğukkanlılık {i}
die Ruhe {f} sükun {i}
die Ruhe {f} sükunet {i}
die Ruhe {f} Susun {i}
Ruhe gönnen {allg} birisini rahat bırakmak {allg}
Ruhe gönnen {allg} dinlenmek {allg}
Ruhe in Frieden {allg} Nur içinde yat! {allg}
Ruhe und Ordnung {allg} disiplin {allg}
Ruhe und Ordnung {allg} huzur ve düzen {allg}
Ruhe, sonst klatscht's {allg} sus {allg}
Ruhe, sonst klatscht's {allg} yoksa şamar geliyor! {allg}
ruhebedürftig {adj} dinlenme ihtiyacı duyan {s}
ruhebedürftig {adj} dinlenmesi gereken {s}
ruhebedürftig {adj} dinlenmeye muhtaç {s}
ruhebedürftig {adj} yorgun {s}
die Ruhebühne {f} dinlenme sahanlığı {i}
das Ruhegehalt {n} emekli aylığı {i}
das Ruhegehalt {n} emeklilik maaşı {i}
das Ruhegehalt {n} tekaüt maaşı {i}
ruhegehaltsfähige Beschäftigung {allg} emeklilik hakları olan çalışma {allg}
ruhegehaltsfähiges Einkommen {allg} emeklilik hakkı doğuran gelir {allg}
das Ruhegeld {n} emekli aylığı {i}
der Ruhekontakt {m} durma kontağı {i}
ruhelos {adj} endişeli {s}
ruhelos {adj} hareketli {s}
ruhelos {adj} yol {s}
ruhelos {a} huzursuz {a}
ruhelos {adj} panik {s}
ruhelos {adj} sinirli {s}
ruhelos {adj} tedirgin {s}
die Ruhelosigkeit {f} hareketlilik {i}
die Ruhelosigkeit {f} heyecanlılık {i}
die Ruhelosigkeit {f} huzursuzluk {i}
die Ruhelosigkeit {f} sinirlilik {i}
die Ruhelosigkeit {f} tedirginlik {i}
ruhen {itr} dinlenmek {itr}
ruhen {itr} istirahat etmek {itr}
ruhen {itr} istirahate çekilmek {itr}
ruhen {itr} kafayı dinlemek {itr}
ruhen {v} sükut etmek {fi}
ruhen {v} susmak {fi}
ruhen {itr} uyumak {itr}
ruhen {itr} yatmak {itr}
das Ruhen des Verfahrens {n} davanın durması {i}
ruhen lassen {v} bir kenara bırakmak {fi}
ruhen lassen {v} devam ettirmemek {fi}
ruhen lassen {v} ele almamak {fi}
ruhen lassen {v} ertelemek {fi}
ruhen lassen {v} sürdürmemek {fi}
ruhend {adj} durgun {s}
ruhend {adj} hareketsiz {s}
die Ruhepause {f} ara {i}
die Ruhepause {f} mola {i}
die Ruhepause {f} paydos {i}
die Ruhepause {f} teneffüs {i}
der Ruheplatz {m} dinlenme yeri {i}
der Ruheraum {m} dinlenme odası {i}
der Ruhesitz {m} hareketsiz yatak {i}
der Ruhestand {m} emeklilik {i}
der Ruhestand {m} tekaüd {i}
das Ruhestandsverhältnis {n} emeklilik ilişkisi {i}
die Ruhestätte {f} dinlenme yeri {i}
die Ruhestätte {f} istirahat yeri {i}
die Ruhestätte {f} istirahatgah {i}
die Ruhestellung {f} [Tec]hareketsizlik konumu {i}
ruhestörend {adj} huzursuz eden {s}
ruhestörend {adj} rahatsız edici {s}
ruhestörend {adj} sükuneti bozucu {s}
der Ruhestörer {m} huzuru bozan {i}
Indirekte Treffer
der angenehme Ruhe {allg} iyi uykular {allg}
die ewige Ruhe {allg} ebedi istirahat {allg}
die ewige Ruhe {allg} ölüm {allg}
die Ruhe vor dem Sturm {allg} fırtına öncesindeki sessizlik {allg}
für Ruhe sorgen {allg} sükuneti sağlamak {allg}
in Ruhe lassen {s*be} [Redw.]rahat bırakmak {s*be}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak {allg}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak! {allg}
Ruhe gönnen {allg} dinlenmek {allg}
Ruhe gönnen {allg} birisini rahat bırakmak {allg}
Ruhe in Frieden {allg} Nur içinde yat! {allg}
Ruhe und Ordnung {allg} disiplin {allg}
Ruhe und Ordnung {allg} huzur ve düzen {allg}
Ruhe, sonst klatscht's {allg} yoksa şamar geliyor! {allg}
Ruhe, sonst klatscht's {allg} sus {allg}
zur Ruhe setzen {v} emekliye ayrılmak {fi}