TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
dinlenme {i} der Aufenthalt {m}
dinlenme {i} die Ausspannung {f}
dinlenme {i} die Entspannung {f}
dinlenme {fi} erholen {v}
dinlenme {i} die Erholung {f}
dinlenme {i} die Erholungspause {f}
dinlenme {i} die Freizeit {f}
dinlenme {i} das Gehör {n}
dinlenme {i} die Rast {f}
dinlenme {i} die Rekreation {f}
dinlenme {i} die Ruhe {f}
dinlenme {i} die Verschnaufpause {f}
dinlenme {i} die Zulassung {f}
dinlenme amaçlı tatil {i} der Erholungsurlaub {m}
dinlenme arası vermek {itr} rasten {itr}
dinlenme evi {i} das Wochenendhaus {n}
dinlenme evinin eğlence salonu {i} der Kursaal {m}
dinlenme gereksinimi olan {adv} erholungsbedürftig {adv}
dinlenme günü {i} der Ruhetag {m}
dinlenme ihtiyacı duyan {s} ruhebedürftig {adj}
dinlenme izni {i} der Erholungsurlaub {m}
dinlenme molası vermek {allg} Rast halten {allg}
dinlenme odası {i} der Erfrischungsraum {m}
dinlenme odası {i} das Gesellschaftszimmer {n}
dinlenme odası {i} der Ruheraum {m}
dinlenme oranı {i} die Einschaltquote {f}
dinlenme ormanı {i} der Erholungswald {m}
dinlenme raporu {allg} ärztliche Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung {allg}
dinlenme raporu {i} der Krankenschein {m}
dinlenme saati {i} die Erholungstunde {f}
dinlenme sahanlığı {i} die Ruhebühne {f}
dinlenme tesisi {i} die Freizeiteinrichtung {f}
dinlenme tesisi {i} das Rasthaus {n}
dinlenme tesisi {i} der Rastplatz {m}
dinlenme tesisi {i} die Raststätte {f}
dinlenme yeri {i} der Aufenthaltsraum {m}
dinlenme yeri {i} der Rastplatz {m}
dinlenme yeri {i} der Ruheplatz {m}
dinlenme yeri {i} die Ruhestätte {f}
dinlenme zamanı {i} die Auszeit {f}
dinlenmeden çalışan {s} rastlos {adj}
dinlenmek {fi} ausruhen {v}
dinlenmek {fi} ausschnaufen {v}
dinlenmek {itr} ausspannen {itr}
dinlenmek {fi} erholen {v}
dinlenmek {fi} Fasten {v}
dinlenmek {allg} Gehör finden {allg}
dinlenmek {itr} ruhen {itr}
dinlenmek {itr} schlummern {itr}
dinlenmek {allg} abspannen {allg}
dinlenmek {fi} ausruhen {v}
dinlenmek {fi} erholen {v}
dinlenmek {allg} regenerieren {allg}
dinlenmek {allg} Ruhe gönnen {allg}
dinlenmek {fi} verpusten {v}
dinlenmek {itr} verschnaufen {itr}
dinlenmek {itr} chillen {itr}
dinlenmek için uzanmak {allg} alle viere von sich strecken {allg}
dinlenmesi gereken {adv} erholungsbedürftig {adv}
dinlenmesi gereken {s} ruhebedürftig {adj}
dinlenmeye değer olma {i} die Zulässigkeit {f}
dinlenmeye muhtaç {s} ruhebedürftig {adj}
Indirekte Treffer
bir büyükşehir yakınındaki dinlenme bölgesi {i} das Naherholungsgebiet {n}
dinlenme amaçlı tatil {i} der Erholungsurlaub {m}
dinlenme arası vermek {itr} rasten {itr}
dinlenme evi {i} das Wochenendhaus {n}
dinlenme evinin eğlence salonu {i} der Kursaal {m}
dinlenme gereksinimi olan {adv} erholungsbedürftig {adv}
dinlenme günü {i} der Ruhetag {m}
dinlenme ihtiyacı duyan {s} ruhebedürftig {adj}
dinlenme izni {i} der Erholungsurlaub {m}
dinlenme molası vermek {allg} Rast halten {allg}
dinlenme odası {i} der Ruheraum {m}
dinlenme odası {i} das Gesellschaftszimmer {n}
dinlenme odası {i} der Erfrischungsraum {m}
dinlenme oranı {i} die Einschaltquote {f}
dinlenme ormanı {i} der Erholungswald {m}
dinlenme raporu {i} der Krankenschein {m}
dinlenme raporu {allg} ärztliche Arbeitsunfähigkeitsbescheinigung {allg}
dinlenme saati {i} die Erholungstunde {f}
dinlenme sahanlığı {i} die Ruhebühne {f}
dinlenme tesisi {i} die Raststätte {f}
dinlenme tesisi {i} der Rastplatz {m}
dinlenme tesisi {i} das Rasthaus {n}
dinlenme tesisi {i} die Freizeiteinrichtung {f}
dinlenme yeri {i} der Aufenthaltsraum {m}
dinlenme yeri {i} die Ruhestätte {f}
dinlenme yeri {i} der Ruheplatz {m}
dinlenme yeri {i} der Rastplatz {m}
dinlenme zamanı {i} die Auszeit {f}
fotoğrafçılıkta fotoğrafın dinlenme süresi {i} [fot]die Diapause {f}
hastalıktan dolayı raporla dinlenme vermek {fi} krankschreiben {v}
hukuki dinlenme {i} [huk]das Rechtliches Gehör {n}
otoyol dinlenme tesisi {i} [oto]die Autobahnraststätte {f}
tarlanın dinlenme zamanı {i} die Brachezeit {f}
temiz havalı dinlenme yeri {i} der Luftkurort {m}