DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
dick {adj} belalı {s}
dick {adj} besili {s}
dick {adj} cüsseli {s}
dick {adj} hacimli {s}
dick {adj} iri {s}
dick {adj} iri kıyım {s}
dick {adj} iri yarı {s}
dick {a} iriyarı {a}
dick {adj} kaim {s}
dick {a} kalın {a}
dick {adj} koyu {s}
dick {adj} koyulaşmış pıhtılaşmış {s}
dick {adj} pek {s}
dick {adj} semiz {s}
dick {adj} şişman {s}
dick {adj} tombul {s}
dick auftragen {v} abartmak {fi}
dick auftragen {v} mübalağa etmek {fi}
dick behäbig {a} şişman {a}
dick Luft {allg} gergin hava {allg}
dick tun {allg} şişmanlaştırmak {allg}
dick werden {v} şişmanlamak {fi}
dick wie ein Fass {allg} fıçı gibi şişman! {allg}
dickbändig {adj} kalın ciltli {s}
dickbauch {adj} şişko {s}
der Dickdarm {m} [anat.]kalınbağırsak {i}
der Dickdarm {m} kolon {i}
die Dickdarmblutung {f} kalınbağırsak kanaması {i}
das Dickdarmdivertikel {n} kalınbağırsak çıkmazı {i}
die Dickdarmentzündung {f} kalınbağırsak iltihabı {i}
die Dickdarmentzündung {f} [Med.]kalınbağırsak iltihaplanması {i}
die Dickdarmentzündung {f} [Med.]kolik {i}
die Dickdarmfistel {f} kalınbağırsak akarcası {i}
die Dickdarmgeschwulst {f} kalınbağırsak uru {i}
der Dickdarmkrebs {m} kalınbağırsak kanseri {i}
die Dickdarmoperation {f} kalınbağırsak ameliyatı {i}
die Dickdarmoperation {f} kalınbağırsak operasyonu {i}
der Dickdarmpolyp {m} kalınbağırsak polipi {i}
der Dickdarmtumor {m} kalınbağırsak tümörü {i}
der Dickdarmverschluss {m} kalınbağırsak tıkanması {i}
dicke {adj} fazlasıyla {s}
dicke {adj} haddinden fazla {s}
die Dicke {f} kalınlık {i}
die Dicke {f} koyuluk {i}
die Dicke {f} şişmanlık {i}
dicke Backe {allg} tombul yanak {allg}
dicke Bohne {allg} bakla {allg}
dicke Bohnen {allg} [Bot.]bakla {allg}
dicke Freundschaft {allg} sıkı dostluk {allg}
dicke Luft {allg} büyük tehlike {allg}
dicke Luft {allg} durum kötü {allg}
dicke Luft {allg} gergin hava {allg}
dicke Luft {allg} ortalık karışık {allg}
dicke Rübe {allg} hayvan yemi olarak kullanılan pancar {allg}
der Dickenmesser {m} kalınlıkölçer {i}
dicker Freund {allg} samimi dost {allg}
dicker Freund {allg} sıkı fıkı dost {allg}
dicker Hund {allg} büyük bir hata {allg}
dicker Hund {allg} kuyruklu yalan {allg}
dicker Mensch {allg} göbekli adam {allg}
dicker Mensch {allg} şişman adam {allg}
dicker Nebel {allg} koyu sis {allg}
das Dickerchen {n} küçük ama şişman kişi {i}
das Dickerchen {n} tosuncuk {i}
dickes Fell haben {allg} dik kafalı olmak {allg}
dickes Geld {allg} paranın çokluğu {allg}
dickes Geld {allg} zenginlik {allg}
dicketun {v} böbürlenmek {fi}
dicketun {v} farfara yapmak {fi}
dicketun {v} böbürlenmek {fi}
dicketun {v} çalım satmak {fi}
dicketun {v} övünmek {fi}
dickfellig {adj} aymaz {s}
dickfellig {a} hissiz {a}
dickfellig {adj} kasarlanmış {s}
dickfellig {a} kaşarlı {a}
dickfellig {a} pişkin {a}
dickfellig {adj} suratına tükürsen yarabbi şükür diyen {s}
dickfellig {a} vurdum duymaz {a}
dickfellig {adj} vurdumduymaz {s}
Indirekte Treffer
dick auftragen {v} mübalağa etmek {fi}
dick auftragen {v} abartmak {fi}
dick behäbig {a} şişman {a}
dick Luft {allg} gergin hava {allg}
dick tun {allg} şişmanlaştırmak {allg}
dick werden {v} şişmanlamak {fi}
dick wie ein Fass {allg} fıçı gibi şişman! {allg}
durch dick und dünn gehen mit jemandem {allg} biriyle tasada ve kıvançta beraber olmak {allg}
etwas dick haben {allg} usanmak {allg}
ich habe es dick {allg} bıktım usandım {allg}
ich habe es dick {allg} bıktım {allg}
jemanden dick haben {allg} usanmak {allg}
jemanden dick haben {allg} birinden bıkmak {allg}
kurz und dick {allg} bodur {allg}
kurz und dick {allg} hem kel hem fodul {allg}