TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
tehlike {i} die Fährlichkeit {f}
tehlike {i} die Fährnis {f}
tehlike {i} die Gefahr {f}
tehlike {i} die Gefährdung {f}
tehlike {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlike {i} das Gespenst {n}
tehlike {i} das Risiko {n}
tehlike {i} das Wagestück {n}
tehlike {i} das Wagnis {n}
tehlike alanı {i} der Gefahrenbereich {m}
tehlike atlatmak {fi} durchkommen {v}
tehlike bayrağı {i} die Notflagge {f}
tehlike bölgesi {i} die Gefahrenzone {f}
tehlike çanı {i} die Alarmglocke {f}
tehlike dışı {allg} außer Gefahr {allg}
tehlike dolu {s} gefahrvoll {adj}
tehlike düdüğü {i} die Alarmpfeife {f}
tehlike durumu {i} der Alarmzustand {m}
tehlike faktörü {i} der Unsicherheitsfaktor {m}
tehlike feneri {i} das Warnlicht {n}
tehlike freni {i} die Notbremse {f}
tehlike geçti işareti {i} [ask]die Entwarnung {f}
tehlike haberi vermek {v} [ask]alarmieren {v}
tehlike ikaz üçgeni {i} [oto]das Warndreieck {n}
tehlike ipi {i} die Notleine {f}
tehlike işareti {i} der Alarm {m}
tehlike işareti {i} das Alarmsignal {n}
tehlike işareti {i} das Notrufsignal {n}
tehlike işareti {i} das Warnsignal {n}
tehlike kapıda {allg} Gefahren lauern {allg}
tehlike kayma borusu {i} das Notrutschrohr {n}
tehlike kaynağı {i} der Gefahrenherd {m}
tehlike kaynağı {i} die Gefahrenquelle {f}
tehlike kokusu almak {allg} den Braten riechen {allg}
tehlike levhası {i} das Warnschild {n}
tehlike levhası {i} die Warnungstafel {f}
tehlike merdiveni {i} die Nottreppe {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenabwehr {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenverhütung {f}
tehlike sezmek {fi} Lunte riechen {v}
tehlike sınıfı {i} die Gefahrenklasse {f}
tehlike sınırı {allg} Gefahrengrenzwert {allg}
tehlike yok {allg} die Luft ist rein {allg}
tehlike yok {allg} reine Luft {allg}
tehlikede {a} gefährdet {a}
tehlikede {a} in Gefahr {a}
tehlikede olma {i} die Gefährdung {f}
tehlikede olmak {allg} gefährdet sein {allg}
tehlikede olmak {fi} in Gefahr schweben {v}
tehlikeden kaçma manevrası {i} [oto]das Ausweichmanöver {n}
tehlikeden kurtarmak {v} retten {v}
tehlikeden kurtulmak {fi} davonkommen {v}
tehlikeden kurtulmak {allg} einer Gefahr ausweichen {allg}
tehlikeden uzak olmak {fi} außer Gefahr sein {v}
tehlikeden uzaklaşmak {fi} retirieren {v}
tehlikeden uzaklaştırmak {v} retten {v}
tehlikedeymiş hissi uyandırmak {v} verunsichern {v}
tehlikeler {ç} die Gefahren {pl}
tehlikeli {s} abenteuerlich {adj}
tehlikeli {s} bedenklich {adj}
tehlikeli {s} bedrohlich {adj}
tehlikeli {s} brenzlich {adj}
tehlikeli {s} brenzlig {adj}
tehlikeli {s} drohend {adj}
tehlikeli {s} gefährlich {adj}
tehlikeli {s} gefahrvoll {adj}
tehlikeli {a} gewagt {a}
tehlikeli {s} halsbrecherisch {adj}
tehlikeli {s} kitzelig {adj}
tehlikeli {s} kitzlig {adj}
tehlikeli {s} kritisch {adj}
tehlikeli {s} mulmig {adj}
tehlikeli {a} prekär {a}
tehlikeli {s} riskant {adj}
tehlikeli {s} schlimm {adj}
tehlikeli {a} verhängnisvoll {a}
tehlikeli akıntı {i} die Charybdis {f}
tehlikeli atık {i} der Gefahrmüll {m}
tehlikeli bir durum {allg} brenzlige Situation {allg}
tehlikeli bir durum {allg} eine kitzelige Frage {allg}
Indirekte Treffer
büyük tehlike {allg} dringende Gefahr {allg}
büyük tehlike {allg} dicke Luft {allg}
büyük tehlike {i} das Schreckgespenst {n}
denizde gemiler için tehlike olan sivri {i} [coğ]die Klippe {f}
genel tehlike {i} die Gemeingefahr {f}
genel tehlike {i} die Gemeine Gefahr {f}
genel tehlike yaratan {allg} gemeingefährlich {allg}
genel tehlike yaratan madde {allg} gemeingefährliches Mittel {allg}
gerçek tehlike {i} die Tatsächliche Gefährdung {f}
gizli tehlike {allg} latente Gefahr {allg}
görünüşte tehlike {i} die Anscheinsgefahr {f}
hayati tehlike {i} die Lebensgefahr {f}
hayati tehlike arz eden {s} lebensgefährlich {adj}
hayati tehlike içeren {s} lebensbedrohlich {adj}
kamu için tehlike oluşturan {s} gemeingefährlich {adj}
mesleki tehlike {i} die Berufsrisiko {f}
mevcut tehlike {i} die Gegenwärtige Gefahr {f}
somut tehlike suçu {i} das Konkretes Gefährdungsdelikt {n}
soyut tehlike suçu {i} das Abstraktes Gefährdungsdelikt {n}
sürekli bir tehlike {allg} eine dauernde Gefahr {allg}
sürekli tehlike simgesi {i} das Damoklesschwert {n}
tehlike alanı {i} der Gefahrenbereich {m}
tehlike atlatmak {fi} durchkommen {v}
tehlike bayrağı {i} die Notflagge {f}
tehlike bölgesi {i} die Gefahrenzone {f}
tehlike çanı {i} die Alarmglocke {f}
tehlike dışı {allg} außer Gefahr {allg}
tehlike dolu {s} gefahrvoll {adj}
tehlike düdüğü {i} die Alarmpfeife {f}
tehlike durumu {i} der Alarmzustand {m}
tehlike faktörü {i} der Unsicherheitsfaktor {m}
tehlike feneri {i} das Warnlicht {n}
tehlike freni {i} die Notbremse {f}
tehlike geçti işareti {i} [ask]die Entwarnung {f}
tehlike haberi vermek {v} [ask]alarmieren {v}
tehlike ikaz üçgeni {i} [oto]das Warndreieck {n}
tehlike ipi {i} die Notleine {f}
tehlike işareti {i} das Notrufsignal {n}
tehlike işareti {i} das Alarmsignal {n}
tehlike işareti {i} der Alarm {m}
tehlike işareti {i} das Warnsignal {n}
tehlike kapıda {allg} Gefahren lauern {allg}
tehlike kayma borusu {i} das Notrutschrohr {n}
tehlike kaynağı {i} der Gefahrenherd {m}
tehlike kaynağı {i} die Gefahrenquelle {f}
tehlike kokusu almak {allg} den Braten riechen {allg}
tehlike levhası {i} die Warnungstafel {f}
tehlike levhası {i} das Warnschild {n}
tehlike merdiveni {i} die Nottreppe {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenverhütung {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenabwehr {f}
tehlike sezmek {fi} Lunte riechen {v}
tehlike sınıfı {i} die Gefahrenklasse {f}
tehlike sınırı {allg} Gefahrengrenzwert {allg}
tehlike yok {allg} die Luft ist rein {allg}
tehlike yok {allg} reine Luft {allg}
varsayılan tehlike {i} die Putativgefahr {f}
yakın tehlike {i} [huk]die Gefahr im Verzug {f}
yaşamsal tehlike {i} die Lebensgefahr {f}