TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
serbest {s} dienstfrei {adj}
serbest {a} eigenständig {a}
serbest {s} frei {adj}
serbest {s} ledig {adj}
serbest {s} leger {adj}
serbest {s} leicht {adj}
serbest {adv} Los {adv}
serbest {s} müßig {adj}
serbest {a} selbständig {a}
serbest {s} selbstständig {adj}
serbest {s} unbefangen {adj}
serbest {s} unbenommen {adj}
serbest {s} unförmlich {adj}
serbest {s} ungehemmt {adj}
serbest {s} ungezwungen {adj}
serbest {s} zwanglos {adj}
serbest antrepo {i} das Freilager {n}
serbest asit {allg} [kim]freie Säure {allg}
serbest balon {i} der Freiballon {m}
serbest bırakılan hükümlü {mf} Strafentlassene {mf}
serbest bırakılma {i} die Entlassung {f}
serbest bırakılma belgesi {i} der Laufpass {m}
serbest bırakılmak {fi} [huk]freikommen {v}
serbest bırakma {i} die Ablösung {f}
serbest bırakma {i} die Auftauung {f}
serbest bırakma {i} die Enthaftung {f}
serbest bırakma {i} die Entlassung {f}
serbest bırakma {i} die Erlösung {f}
serbest bırakma {i} die Freigabe {f}
serbest bırakma {i} die Freilassung {f}
serbest bırakma {i} die Haftentlassung {f}
serbest bırakma {i} die Liberalisierung {f}
serbest bırakmak {fi} abknüpfen {v}
serbest bırakmak {fi} abmachen {v}
serbest bırakmak {allg} auf freien Fuß setzen {allg}
serbest bırakmak {fi} durchschneiden {v}
serbest bırakmak {v} entlassen {v}
serbest bırakmak {fi} freigeben {v}
serbest bırakmak {fi} freilassen {v}
serbest bırakmak {fi} gehen lassen {v}
serbest bırakmak {allg} in Freiheit setzen {allg}
serbest bırakmak {fi} laufen lassen {v}
serbest bırakmak {v} liberalisieren {v}
serbest bırakmak {fi} loslassen {v}
serbest bırakmak {fi} offen halten {v}
serbest bırakmak {v} setzen {v}
serbest bölge {i} die Freihandelszone {f}
serbest bölge {i} die Freizone {f}
serbest borsa {i} die Freibörse {f}
serbest çalışan {s} freiberuflich {adj}
serbest çalışan {s} freischaffend {adj}
serbest çalışanlar {ç} die Freiberufliche {pl}
serbest çalışma {allg} freie Arbeit {allg}
serbest çalışma {ç} [sp]die Freiübungen {pl}
serbest çalışma {i} die Selbstständigkeit {f}
serbest çalışmadan elde edilen kazançlar {allg} Einkünfte aus freiberuflicher Tätigkeit {allg}
serbest dalgalanmaya bırakmak {allg} frei Floaten lassen {allg}
serbest danışman {allg} unabhängiger Berater {allg}
serbest dolaşabilme özgürlüğü {i} die Bewegungsfreiheit {f}
serbest dolaşım {i} die Freizügigkeit {f}
serbest dolaşım ve ikamet hakkı {i} [huk]die Freizügigkeit {f}
serbest döviz {allg} [tic]konvertierbare Währung {allg}
serbest döviz kuru {allg} [tic]flexibler Wechselkurs {allg}
serbest döviz kuru {allg} frei schwebender Kurs {allg}
serbest döviz kuru {allg} [tic]gleitender Wechselkurs {allg}
serbest döviz kuru {allg} labiler Wechselkurs {allg}
serbest düşünen {s} freidenkerisch {adj}
serbest ekonomi {allg} freie Wirtschaft {allg}
serbest enerji {allg} [tek]freie Energie {allg}
serbest fiyat {allg} freier Preis {allg}
serbest gezme {i} der Freigang {m}
serbest giriş bileti {i} die Freikarte {f}
serbest gümrük bölgesi {i} die Freizone {f}
serbest güreş {i} [sp]das Freistilringen {n}
serbest güreşçi {i} [sp]der Catcher {m}
serbest hareket {i} [sp]die Kür {f}
serbest hareket {i} [sp]die Kurübung {f}
serbest {allg} freie Arbeit {allg}
serbest yapan {a} freischaffend {a}
serbest yapan {i} der Freischaffender {m}
Indirekte Treffer
Avrupa Serbest Ticaret Birliği {i} [pol]die Europäische Freihandelsgemeinschaft {f}
Avrupa Serbest Ticaret Birlik Alanı {allg} [pol]Europäische Freihandelszone {allg}
Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi {allg} [pol]Europäische Freihandelszone {allg}
bir şeyi serbest tutmak {allg} freihalten {allg}
borsa dışı serbest işlem değeri {i} der Freiverkehrswert {m}
borsa dışı serbest işlem komisyoncusu {i} der Freiverkehrsmakler {m}
borsa dışı serbest işlem komisyoncusu {i} der Freiverkehrshändler {m}
borsa dışı serbest işlem piyasası {i} der Freiverkehrsmarkt {m}
borsa dışı serbest işlem piyasası kuru {i} der Freiverkehrskurs {m}
fonların serbest bırakılması {i} die Mittelfreigabe {f}
gençlere serbest {adv} jugendfrei {adv}
giriş serbest {allg} Eintritt frei {allg}
giriş serbest {allg} Anfahrt frei {allg}
giriş serbest! {allg} Zutritt frei {allg}
her şeyin serbest olduğu seviyesiz bir toplantı {i} die Orgie {f}
hayatına serbest girişimci olarak atılmak {allg} eine Existenz gründen {allg}
istediğini yapmakta serbest olmak {allg} freie Hand haben {allg}
ithal edilmesi serbest {s} [tic]einführbar {adj}
ithalatın serbest bırakılması {i} die Einfuhrfreigabe {f}
kiraları serbest bırakma {i} die Mietfreigabe {f}
kiraları serbest bırakma {i} die Mietpreisfreigabe {f}
serbest antrepo {i} das Freilager {n}
serbest asit {allg} [kim]freie Säure {allg}
serbest balon {i} der Freiballon {m}
serbest bırakılan hükümlü {mf} Strafentlassene {mf}
serbest bırakılma {i} die Entlassung {f}
serbest bırakılma belgesi {i} der Laufpass {m}
serbest bırakılmak {fi} [huk]freikommen {v}
serbest bırakma {i} die Haftentlassung {f}
serbest bırakma {i} die Enthaftung {f}
serbest bırakma {i} die Freilassung {f}
serbest bırakma {i} die Auftauung {f}
serbest bırakma {i} die Freigabe {f}
serbest bırakma {i} die Ablösung {f}
serbest bırakma {i} die Erlösung {f}
serbest bırakma {i} die Liberalisierung {f}
serbest bırakma {i} die Entlassung {f}
serbest bırakmak {fi} offen halten {v}
serbest bırakmak {fi} gehen lassen {v}
serbest bırakmak {allg} auf freien Fuß setzen {allg}
serbest bırakmak {fi} loslassen {v}
serbest bırakmak {fi} freilassen {v}
serbest bırakmak {fi} abmachen {v}
serbest bırakmak {v} liberalisieren {v}
serbest bırakmak {fi} freigeben {v}
serbest bırakmak {fi} abknüpfen {v}
serbest bırakmak {fi} laufen lassen {v}
serbest bırakmak {v} entlassen {v}
serbest bırakmak {v} setzen {v}
serbest bırakmak {allg} in Freiheit setzen {allg}
serbest bırakmak {fi} durchschneiden {v}
serbest bölge {i} die Freizone {f}
serbest bölge {i} die Freihandelszone {f}
serbest borsa {i} die Freibörse {f}
serbest çalışan {s} freischaffend {adj}
serbest çalışan {s} freiberuflich {adj}
serbest çalışanlar {ç} die Freiberufliche {pl}
serbest çalışma {ç} [sp]die Freiübungen {pl}
serbest çalışma {allg} freie Arbeit {allg}
serbest çalışma {i} die Selbstständigkeit {f}
serbest çalışmadan elde edilen kazançlar {allg} Einkünfte aus freiberuflicher Tätigkeit {allg}
serbest dalgalanmaya bırakmak {allg} frei Floaten lassen {allg}
serbest danışman {allg} unabhängiger Berater {allg}
serbest dolaşabilme özgürlüğü {i} die Bewegungsfreiheit {f}