TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
mümkün {s} angängig {adj}
mümkün {s} ausführbar {adj}
mümkün {s} denkbar {adj}
mümkün {adv} möglich {adv}
mümkün {s} mutmaßlich {adj}
mümkün {s} potenzial {adj}
mümkün {s} potenziell {adj}
mümkün değil {s} ausgeschlossen {adj}
mümkün değil {allg} das geht nicht {allg}
mümkün değil {allg} nicht möglich {allg}
mümkün değil! {allg} nicht möglich {allg}
mümkün kılma {i} die Ermöglichung {f}
mümkün kılmak {fi} einrichten {v}
mümkün kılmak {v} ermöglichen {v}
mümkün kılmak {v} fördern {v}
mümkün mertebe {allg} aufs Beste {allg}
mümkün mertebe {allg} im Rahmen des Möglichen {allg}
mümkün mertebe {s} tunlich {adj}
mümkün mertebe {adv} tunlichst {adv}
mümkün mertebe çabuk {s} ehestmöglich {adj}
mümkün mertebe çabuk {a} schnellstens {a}
mümkün mertebe erken {a} baldmöglichst {a}
mümkün mertebe erken {allg} tunlichst bald {allg}
mümkün olabildiği kadar az {adv} so wenig {adv}
mümkün olabildiğince iyi {s} bestmöglich {adj}
mümkün olabilir {allg} das ist wohl möglich {allg}
mümkün olamama {i} die Unmöglichkeit {f}
mümkün olan {s} bestmöglich {adj}
mümkün olan {s} präsumptiv {adj}
mümkün olan en geç {s} letztmöglich {adj}
mümkün olan en kısa zamanda {a} baldmöglichst {a}
mümkün olan en küçük {s} kleinstmöglich {adj}
mümkün olan en son tarih {s} letztmöglich {adj}
mümkün olan her çareye başvurmak {allg} nichts unversucht lassen {allg}
mümkün olan her şey {mf} Beste {mf}
mümkün olduğu kadar {adv} möglichst {adv}
mümkün olduğu kadar {allg} nach möglich {allg}
mümkün olduğu kadar {allg} nach Möglichkeit {allg}
mümkün olduğu kadar {adv} tunlichst {adv}
mümkün olduğu kadar {adv} womöglich {adv}
mümkün olduğu kadar çabuk {allg} möglichst bald {allg}
mümkün olduğu kadar erken {allg} tunlichst bald {allg}
mümkün olduğunca {allg} soweit es möglich ist {allg}
mümkün olduğunca {adv} weit gehend {adv}
mümkün olduğunca {adv} möglichst {adv}
mümkün olduğunca çabuk {s} ehestmöglich {adj}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schleunigst {adv}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schnellstens {adv}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schnellstmöglich {adv}
mümkün olduğunca çabuk {allg} so früh wie möglich {allg}
mümkün oldukça {adv} sofern möglich {adv}
mümkün olmak {fi} angehen {v}
mümkün olmak {allg} etwas lässt sich machen {allg}
mümkün olmayan {s} unmöglich {adj}
mümkün olmayan {s} unzutreffend {adj}
mümkündür {adv} möglichenfalls {adv}
mümkündür {adv} möglicherweise {adv}
mümkünse {adv} womöglich {adv}
mümkünse {adv} sofern möglich {adv}
Indirekte Treffer
ameliyatı mümkün {s} [hek]operabel {adj}
ameliyatı mümkün olmayan {allg} [hek]inoperabel {allg}
basılabilmesi mümkün {s} druckfähig {adj}
bulunması mümkün {adv} auffindbar {adv}
cezanın uygulanması mümkün {s} [huk]vollstreckbar {adj}
devri mümkün alacak {allg} übertragbare Forderung {allg}
devri mümkün alacaklar {allg} übertragbare Forderungen {allg}
devri mümkün olmayan alacaklar {allg} unübertragbare Forderungen {allg}
dökülmesi mümkün {s} abgießbar {adj}
etkilemesi mümkün alan {i} die Reichweite {f}
fark edilmemesi mümkün olmayan {s} unübersehbar {adj}
fark edilmesi mümkün {s} bemerkbar {adj}
görülmesi mümkün {s} bemerkbar {adj}
hesaplanması mümkün olmayan durumlar {ç} die Imponderabilien {pl}
içinde oturulması mümkün olmayan {s} unwohnlich {adj}
ikrazı mümkün {a} beleihbar {a}
imarı mümkün arazi {allg} anbaufähiges Land {allg}
infazı mümkün {s} [huk]vollstreckbar {adj}
itfası mümkün istikraz {i} [huk]das Tilgungsdarlehen {n}
kabulü mümkün olmaya koşul {allg} unannehmbare Bedingung {allg}
kaçınılması mümkün olmayan {s} unausweichlich {adj}
kaçınması mümkün olmayan {s} unentrinnbar {adj}
karşılıklı feshi mümkün {allg} beiderseitig kündbar {allg}
kontrolü mümkün değil {s} unkontrollierbar {adj}
kurtarılması mümkün olmayan {s} [den]rettlos {adj}
kurtarılması mümkün olmayan {s} rettungslos {adj}
mümkün değil {s} ausgeschlossen {adj}
mümkün değil {allg} nicht möglich {allg}
mümkün değil {allg} das geht nicht {allg}
mümkün değil! {allg} nicht möglich {allg}
mümkün kılma {i} die Ermöglichung {f}
mümkün kılmak {v} fördern {v}
mümkün kılmak {v} ermöglichen {v}
mümkün kılmak {fi} einrichten {v}
mümkün mertebe {allg} im Rahmen des Möglichen {allg}
mümkün mertebe {allg} aufs Beste {allg}
mümkün mertebe {adv} tunlichst {adv}
mümkün mertebe {s} tunlich {adj}
mümkün mertebe çabuk {a} schnellstens {a}
mümkün mertebe çabuk {s} ehestmöglich {adj}
mümkün mertebe erken {allg} tunlichst bald {allg}
mümkün mertebe erken {a} baldmöglichst {a}
mümkün olabildiği kadar az {adv} so wenig {adv}
mümkün olabildiğince iyi {s} bestmöglich {adj}
mümkün olabilir {allg} das ist wohl möglich {allg}
mümkün olamama {i} die Unmöglichkeit {f}
mümkün olan {s} präsumptiv {adj}
mümkün olan {s} bestmöglich {adj}
mümkün olan en geç {s} letztmöglich {adj}
mümkün olan en kısa zamanda {a} baldmöglichst {a}
mümkün olan en küçük {s} kleinstmöglich {adj}
mümkün olan en son tarih {s} letztmöglich {adj}
mümkün olan her çareye başvurmak {allg} nichts unversucht lassen {allg}
mümkün olan her şey {mf} Beste {mf}
mümkün olduğu kadar {allg} nach Möglichkeit {allg}
mümkün olduğu kadar {allg} nach möglich {allg}
mümkün olduğu kadar {adv} möglichst {adv}
mümkün olduğu kadar {adv} womöglich {adv}
mümkün olduğu kadar {adv} tunlichst {adv}
mümkün olduğu kadar çabuk {allg} möglichst bald {allg}
mümkün olduğu kadar erken {allg} tunlichst bald {allg}
mümkün olduğunca {adv} möglichst {adv}
mümkün olduğunca {adv} weit gehend {adv}
mümkün olduğunca {allg} soweit es möglich ist {allg}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schleunigst {adv}
mümkün olduğunca çabuk {s} ehestmöglich {adj}
mümkün olduğunca çabuk {allg} so früh wie möglich {allg}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schnellstmöglich {adv}
mümkün olduğunca çabuk {adv} schnellstens {adv}
mümkün oldukça {adv} sofern möglich {adv}
mümkün olmak {fi} angehen {v}
mümkün olmak {allg} etwas lässt sich machen {allg}
mümkün olmayan {s} unzutreffend {adj}