TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
iğne {i} die Anzüglichkeit {f}
iğne {i} [bitk]der Griffel {m}
iğne {i} die Injektion {f}
iğne {i} [hek]die Injektionsspritze {f}
iğne {i} [hek]die Kanüle {f}
iğne {i} die Nadel {f}
iğne {i} der Schuss {m}
iğne {i} die Spritze {f}
iğne {i} [hayb]der Stachel {m}
iğne {i} der Zeiger {m}
iğne ateşlemeli tüfek {i} das Zündnadelgewehr {n}
iğne batırma {i} der Nadelstich {m}
iğne batma yarası {i} der Nadelstich {m}
iğne batması {i} der Nadelstich {m}
iğne deliği {i} das Auge {n}
iğne deliği {i} das Nadelöhr {n}
iğne deliği {i} das Öhr {n}
iğne gibi batmak {itr} prickeln {itr}
iğne gözü {i} das Nadelöhr {n}
iğne ile dikiş dikmek {itr} sticheln {itr}
iğne ile işlemek {fi} sticken {v}
iğne ile tutturmak {fi} feststecken {v}
iğne ile yapılmış el işi {i} die Nadelarbeit {f}
iğne ipliğe dönmek {allg} völlig abgemagert {allg}
iğne ipliğe dönmek {allg} zum Strich in der Landschaft werden {allg}
iğne işi {i} die Näherei {f}
iğne işi {i} die Stichelei {f}
iğne işi yapan kadın {i} die Stickerin {f}
iğne işi yapmak {fi} sticken {v}
iğne kanalı {i} der Nadelkanal {m}
iğne kurdu {i} [hayb]der Madenwurm {m}
iğne oyası {i} die Nadelarbeit {f}
iğne tedavisi {i} die Spritzentherapie {f}
iğne ucu {i} die Nadelspitze {f}
iğne üstünde oturmak {allg} wie auf Kohlen sitzen {allg}
iğne yapma {i} [hek]die Injektion {f}
iğne yapmak {fi} ausspritzen {v}
iğne yapmak {fi} einspritzen {v}
iğne yapmak {allg} Injektion geben {allg}
iğne yapmak {v} [hek]Injizieren {v}
iğne yapmak {v} [hek]spritzen {v}
iğne yapmak {s*be} [hek]Spritze geben {s*be}
iğne yaprak {i} die Granne {f}
iğne yaprak {i} [bitk]die Kiefernnadel {f}
iğne yaprak {i} [bitk]die Tannennadel {f}
iğne yaprakları dökülmek {itr} [bitk]nadeln {itr}
iğne yapraklı ağaç {i} [bitk]der Nadelbaum {m}
iğne yapraklı ağaç ormanı {i} der Nadelwald {m}
iğne yapraklılar {ç} [bitk]die Koniferen {pl}
iğne yapraklılar {ç} [bitk]die Nadelhölzer {pl}
iğne yapraklılar {i} [bitk]das Weichholz {n}
iğne yastığı {i} das Nadelkissen {n}
iğneardı {i} der Steppstich {m}
iğnedenlik {i} die Büchse {f}
iğneleme {i} [dilb]die Metonymie {f}
iğneleme {i} der Nadelstich {m}
iğneleme {i} die Randbemerkung {f}
iğneleme {i} die Satire {f}
iğneleme {i} das Sinngedicht {n}
iğneleme {i} die Stichelei {f}
iğneleme {i} [ed]die Trope {f}
iğneleme {i} die Verbrämung {f}
iğneleme {i} die Xenie {f}
iğnelemek {fi} anheften {v}
iğnelemek {fi} annadeln {v}
iğnelemek {fi} [hek]anstecken {v}
iğnelemek {fi} aufstecken {v}
iğnelemek {fi} durchlöchern {v}
iğnelemek {fi} feststecken {v}
iğnelemek {itr} häkeln {itr}
iğnelemek {itr} spötteln {itr}
iğnelemek {itr} stechen {itr}
iğnelemek {fi} stecken {v}
iğnelemek {itr} sticheln {itr}
iğnelemek {v} verbrämen {v}
iğnelemek {fi} zustecken {v}
iğneleyerek birbirine geçirmek {fi} zusammenstecken {v}
iğneleyerek konuşmak {itr} pflaumen {itr}
iğneleyerek yara açmak {fi} aufritzen {v}
iğneleyici {a} anzüglich {a}
Indirekte Treffer
çengelli iğne {i} die Hakelnadel {f}
çengelli iğne {i} die Sicherheitsnadel {f}
damara yapılan iğne {a} [hek]intravenös {a}
deri altına iğne yapma {allg} subkutane Injektion {allg}
idrar torbasının iğne ile delinmesi {i} die Harnblasenpunktion {f}
iğne ateşlemeli tüfek {i} das Zündnadelgewehr {n}
iğne batırma {i} der Nadelstich {m}
iğne batma yarası {i} der Nadelstich {m}
iğne batması {i} der Nadelstich {m}
iğne deliği {i} das Öhr {n}
iğne deliği {i} das Nadelöhr {n}
iğne deliği {i} das Auge {n}
iğne gibi batmak {itr} prickeln {itr}
iğne gözü {i} das Nadelöhr {n}
iğne ile dikiş dikmek {itr} sticheln {itr}
iğne ile işlemek {fi} sticken {v}
iğne ile tutturmak {fi} feststecken {v}
iğne ile yapılmış el işi {i} die Nadelarbeit {f}
iğne ipliğe dönmek {allg} zum Strich in der Landschaft werden {allg}
iğne ipliğe dönmek {allg} völlig abgemagert {allg}
iğne işi {i} die Stichelei {f}
iğne işi {i} die Näherei {f}
iğne işi yapan kadın {i} die Stickerin {f}
iğne işi yapmak {fi} sticken {v}
iğne kanalı {i} der Nadelkanal {m}
iğne kurdu {i} [hayb]der Madenwurm {m}
iğne oyası {i} die Nadelarbeit {f}
iğne tedavisi {i} die Spritzentherapie {f}
iğne ucu {i} die Nadelspitze {f}
iğne üstünde oturmak {allg} wie auf Kohlen sitzen {allg}
iğne yapma {i} [hek]die Injektion {f}
iğne yapmak {v} [hek]spritzen {v}
iğne yapmak {v} [hek]Injizieren {v}
iğne yapmak {allg} Injektion geben {allg}
iğne yapmak {fi} einspritzen {v}
iğne yapmak {s*be} [hek]Spritze geben {s*be}
iğne yapmak {fi} ausspritzen {v}
iğne yaprak {i} [bitk]die Tannennadel {f}
iğne yaprak {i} [bitk]die Kiefernnadel {f}
iğne yaprak {i} die Granne {f}
iğne yaprakları dökülmek {itr} [bitk]nadeln {itr}
iğne yapraklı ağaç {i} [bitk]der Nadelbaum {m}
iğne yapraklı ağaç ormanı {i} der Nadelwald {m}
iğne yapraklılar {ç} [bitk]die Nadelhölzer {pl}
iğne yapraklılar {ç} [bitk]die Koniferen {pl}
iğne yapraklılar {i} [bitk]das Weichholz {n}
iğne yastığı {i} das Nadelkissen {n}
ince iğne işi {i} die Kunststickerei {f}
küçük iğne {i} das Nädelchen {n}
top iğne yayı {i} die Schlagbolzenfeder {f}
toplu iğne {i} die Stecknadel {f}
toplu iğne {i} die Nadel {f}
toplu iğne ile tespit etmek {fi} annadeln {v}
yatıştırıcı iğne {i} [hek]die Beruhigungsspritze {f}