TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
ağır {s} Arg {adj}
ağır {a} bedächtig {a}
ağır {a} bitter {a}
ağır {s} drückend {adj}
ağır {a} dumpf {a}
ağır {s} gewichtig {adj}
ağır {s} gravitätisch {adj}
ağır {s} grob {adj}
ağır {s} hart {adj}
ağır {s} hoch {adj}
ağır {s} langsam {adj}
ağır {s} Massiv {adj}
ağır {s} mühevoll {adj}
ağır {s} mühsam {adj}
ağır {s} Plump {adj}
ağır {s} saumselig {adj}
ağır {s} schleppend {adj}
ağır {s} schnöde {adj}
ağır {s} schwer {adj}
ağır {s} schwer verdaulich {adj}
ağır {a} schwerverdaulich {a}
ağır {a} schwerwiegend {a}
ağır {s} schwierig {adj}
ağır {s} spinös {adj}
ağır {s} unbeholfen {adj}
ağır {s} ungeschickt {adj}
ağır {s} wuchtig {adj}
ağır ağır {allg} [müz]adagio {allg}
ağır ağır {adv} [müz]andante {adv}
ağır ağır oluşmak {fi} aufdämmern {v}
ağır ağır yakmak {v} [tek]schwelen {v}
ağır ağır yürümek {itr} trotteln {itr}
ağır ağır yürümek {itr} trotten {itr}
ağır ağır yürümek {itr} zuckeln {itr}
ağır akılsızlık {i} der Grober Unverstand {m}
ağır aksak yürümek {itr} trappen {itr}
ağır basan {s} prävalent {adj}
ağır başlı {s} würdevoll {adj}
ağır başlı olmak {allg} ernst und würdig sein {allg}
ağır basma {i} die Prävalenz {f}
ağır basmak {allg} das Zünglein an der Waage sein {allg}
ağır basmak {fi} den Ausschlag geben {v}
ağır basmak {v} Entscheiden {v}
ağır basmak {fi} ins Gewicht fallen {v}
ağır basmak {itr} prävalieren {itr}
ağır basmak {itr} überwiegen {itr}
ağır bir adam {allg} ein langsamer Mensch {allg}
Ağır bir hastalığınız var {allg} Sie haben eine schwere Krankheit {allg}
ağır bir şekilde eleştirmek {v} verreißen {v}
ağır bir şekilde tahrik etmek {allg} gröblich beleidigen {allg}
ağır bir şey taşımak {fi} mitschleppen {v}
ağır bir şeyi havaya kaldırmak {v} stemmen {v}
ağır bir şeyi taşımak {itr} asten {itr}
ağır bir şeyi yukarı çekmek {v} hieven {v}
ağır bir yenilgi almak {allg} mit Glanz und Gloria untergehen {allg}
ağır çekim {i} [fot]die Zeitlupe {f}
ağır çekim {i} [fot]die Zeitlupenaufnahme {f}
ağır çekim {i} [sin]die Zeitlupe(naufnahme) {f}
ağır ceza {allg} hohe Strafe {allg}
ağır ceza gerektiren suç {i} [huk]das Kapitalverbrechen {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]das Kriminalgericht {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]das Schwurgericht {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]die Strafkammer {f}
ağır ceza mahkemesi kurulu {i} [huk]der Strafsenat {m}
ağır cezayı gerektiren {s} [huk]kriminalistisch {adj}
ağır cezayı gerektiren {s} [huk]kriminell {adj}
ağır derecede özürlü {fm} [hek]Schwerbehinderter {fm}
ağır dilli {s} abgehackt {adj}
ağır eleştiri {i} die Hiebe {f}
ağır eleştiri {i} der Verriss {m}
ağır engelli kimliği {i} der Schwerbehindertenausweis {m}
ağır gelmek {fi} ankommen {v}
ağır gelmek {itr} belasten {itr}
ağır gelmek {fi} schwer fallen {v}
ağır hapis {i} die Schwere Haftstrafe {f}
ağır hapis {i} das Zuchthaus {n}
ağır hapis cezası {i} [huk]der Kerker {m}
ağır hapis cezası {i} [huk]die Kerkerstrafe {f}
ağır hapis cezası {i} [huk]die Zuchthausstrafe {f}
ağır hapis cezası almış kişi {i} der Zuchthäusler {m}
Indirekte Treffer
ağır ağır {adv} [müz]andante {adv}
ağır ağır {allg} [müz]adagio {allg}
ağır ağır oluşmak {fi} aufdämmern {v}
ağır ağır yakmak {v} [tek]schwelen {v}
ağır ağır yürümek {itr} zuckeln {itr}
ağır ağır yürümek {itr} trotten {itr}
ağır ağır yürümek {itr} trotteln {itr}
ağır akılsızlık {i} der Grober Unverstand {m}
ağır aksak yürümek {itr} trappen {itr}
ağır basan {s} prävalent {adj}
ağır başlı {s} würdevoll {adj}
ağır başlı olmak {allg} ernst und würdig sein {allg}
ağır basma {i} die Prävalenz {f}
ağır basmak {v} Entscheiden {v}
ağır basmak {fi} den Ausschlag geben {v}
ağır basmak {itr} überwiegen {itr}
ağır basmak {allg} das Zünglein an der Waage sein {allg}
ağır basmak {itr} prävalieren {itr}
ağır basmak {fi} ins Gewicht fallen {v}
ağır bir adam {allg} ein langsamer Mensch {allg}
Ağır bir hastalığınız var {allg} Sie haben eine schwere Krankheit {allg}
ağır bir şekilde eleştirmek {v} verreißen {v}
ağır bir şekilde tahrik etmek {allg} gröblich beleidigen {allg}
ağır bir şey taşımak {fi} mitschleppen {v}
ağır bir şeyi havaya kaldırmak {v} stemmen {v}
ağır bir şeyi taşımak {itr} asten {itr}
ağır bir şeyi yukarı çekmek {v} hieven {v}
ağır bir yenilgi almak {allg} mit Glanz und Gloria untergehen {allg}
ağır çekim {i} [fot]die Zeitlupenaufnahme {f}
ağır çekim {i} [fot]die Zeitlupe {f}
ağır çekim {i} [sin]die Zeitlupe(naufnahme) {f}
ağır ceza {allg} hohe Strafe {allg}
ağır ceza gerektiren suç {i} [huk]das Kapitalverbrechen {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]das Schwurgericht {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]das Kriminalgericht {n}
ağır ceza mahkemesi {i} [huk]die Strafkammer {f}
ağır ceza mahkemesi kurulu {i} [huk]der Strafsenat {m}
ağır cezayı gerektiren {s} [huk]kriminell {adj}
ağır cezayı gerektiren {s} [huk]kriminalistisch {adj}
ağır derecede özürlü {fm} [hek]Schwerbehinderter {fm}
ağır dilli {s} abgehackt {adj}
ağır eleştiri {i} der Verriss {m}
ağır eleştiri {i} die Hiebe {f}
ağır engelli kimliği {i} der Schwerbehindertenausweis {m}
ağır gelmek {fi} schwer fallen {v}
ağır gelmek {itr} belasten {itr}
ağır gelmek {fi} ankommen {v}
ağır hapis {i} die Schwere Haftstrafe {f}
ağır hapis {i} das Zuchthaus {n}
ağır hapis cezası {i} [huk]die Zuchthausstrafe {f}
ağır hapis cezası {i} [huk]die Kerkerstrafe {f}
ağır hapis cezası {i} [huk]der Kerker {m}
ağır hapis cezası almış kişi {i} der Zuchthäusler {m}