TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sınırlı {s} bedingt {adj}
sınırlı {s} begrenzt {adj}
sınırlı {s} beschränkt {adj}
sınırlı {a} eng {a}
sınırlı {adv} gesperrt {adv}
sınırlı {s} limitativ {adj}
sınırlı {allg} limitiert {allg}
sınırlı {s} restringiert {adj}
sınırlı bağımlılık {i} die Limitierte Akzessorität {f}
sınırlı bölge {i} [coğ]die Zone {f}
sınırlı ciro {allg} [tic]beschränktes Giro {allg}
sınırlı dayanıklı {allg} beschränkt haltbar {allg}
sınırlı denetim {allg} begrenzte Prüfung {allg}
sınırlı doğrulama kaydı {allg} eingeschränkter Bestätigungsvermerk {allg}
sınırlı emir {i} der Limitauftrag {m}
sınırlı fiyat {allg} limitierter Kurs {allg}
sınırlı fiyat {i} der Limitpreis {m}
sınırlı kaynaklar {allg} begrenzte Mittel {allg}
sınırlı kur {i} der Limitkurs {m}
sınırlı miktarda bulunan {allg} nur in beschränkter Anzahl vorhanden {allg}
sınırlı ömür {allg} begrenzte Lebensdauer {allg}
sınırlı şahsi irtifak hakkı {i} die Beschränkte persönliche Dienstbarkeit {f}
sınırlı sayı {i} der Numerus clausus {m}
sınırlı sayıda bulunur {allg} begrenzt lieferbar {allg}
sınırlı sayıda bulunur {allg} beschränkt lieferbar {allg}
sınırlı sorumlu {s} limited {adj}
sınırlı sorumlu ortak {allg} beschränkt haftender Gesellschafter {allg}
sınırlı sorumlu ortak {allg} [tic]beschränkt haftender Teilhaber {allg}
sınırlı sorumluluk {i} [tic]die Beschränkte Haftung {f}
sınırlı sorumluluk {i} die Haftungsbegrenzung {f}
sınırlı sorumluluk {i} die Haftungsbeschränkung {f}
sınırlı sorumluluk taşımak {allg} bedingt haften {allg}
sınırlı sorumluluk taşıyan {a} kommanditistisch {a}
sınırlı süre {allg} begrenzte Frist {allg}
sınırlı yararlanma yetki veren irtifak {allg} beschränkte Dienstbarkeit {allg}
sınırlılık {i} die Bedingtheit {f}
sınırlılık {i} die Begrenztheit {f}
sınırlılık hali {i} die Begrenztheit {f}
Indirekte Treffer
belli bir bölgeyle sınırlı olmayan {s} überregional {adj}
çalışabilirliğin sakatlık yüzünden sınırlı oluşu {i} die Erwerbsbeschränkung {f}
yapabilirliği sınırlı {s} erwerbsbeschränkt {adj}
sınırlı bağımlılık {i} die Limitierte Akzessorität {f}
sınırlı bölge {i} [coğ]die Zone {f}
sınırlı ciro {allg} [tic]beschränktes Giro {allg}
sınırlı dayanıklı {allg} beschränkt haltbar {allg}
sınırlı denetim {allg} begrenzte Prüfung {allg}
sınırlı doğrulama kaydı {allg} eingeschränkter Bestätigungsvermerk {allg}
sınırlı emir {i} der Limitauftrag {m}
sınırlı fiyat {i} der Limitpreis {m}
sınırlı fiyat {allg} limitierter Kurs {allg}
sınırlı kaynaklar {allg} begrenzte Mittel {allg}
sınırlı kur {i} der Limitkurs {m}
sınırlı miktarda bulunan {allg} nur in beschränkter Anzahl vorhanden {allg}
sınırlı ömür {allg} begrenzte Lebensdauer {allg}
sınırlı şahsi irtifak hakkı {i} die Beschränkte persönliche Dienstbarkeit {f}
sınırlı sayı {i} der Numerus clausus {m}
sınırlı sayıda bulunur {allg} beschränkt lieferbar {allg}
sınırlı sayıda bulunur {allg} begrenzt lieferbar {allg}
sınırlı sorumlu {s} limited {adj}
sınırlı sorumlu ortak {allg} [tic]beschränkt haftender Teilhaber {allg}
sınırlı sorumlu ortak {allg} beschränkt haftender Gesellschafter {allg}
sınırlı sorumluluk {i} die Haftungsbegrenzung {f}
sınırlı sorumluluk {i} [tic]die Beschränkte Haftung {f}
sınırlı sorumluluk {i} die Haftungsbeschränkung {f}
sınırlı sorumluluk taşımak {allg} bedingt haften {allg}
sınırlı sorumluluk taşıyan {a} kommanditistisch {a}
sınırlı süre {allg} begrenzte Frist {allg}
sınırlı yararlanma yetki veren irtifak {allg} beschränkte Dienstbarkeit {allg}
süresi sınırlı {i} die Zeitarbeit {f}
yer itibariyle sınırlı hukuk {i} [huk]das Partikularrecht {n}
zamanla sınırlı {s} zeitlich {adj}
zarar sınırlı sipariş {allg} limitierter Kaufauftrag {allg}