TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
dalga {i} der Schwindel {m}
dalga {i} der Spott {m}
dalga {i} der Streifen {m}
dalga {i} die Welle {f}
dalga {i} [den]der Wellengang {m}
dalga {i} die Woge {f}
dalga aşındırması {i} die Abrasion {f}
dalga bandı {i} der Wellenbereich {m}
dalga biçiminde {s} wellenförmig {adj}
dalga boyu {i} [fiz]die Wellenlänge {f}
dalga çarpması {i} der Wellenschlag {m}
dalga çukurları arasındaki derinlik {i} [coğ]das Tal {n}
dalga çukuru {i} das Wellental {n}
dalga dalga {s} wellig {adj}
dalga dalga yayılmak {itr} wogen {itr}
dalga geçen {i} der Döskopf {m}
dalga geçme {i} die Verhöhnung {f}
dalga geçme {i} die Verspottung {f}
dalga geçme! {allg} schlaf nicht {allg}
dalga geçmek {fi} aufziehen {v}
dalga geçmek {itr} bummeln {itr}
dalga geçmek {v} hänseln {v}
dalga geçmek {fi} narren {v}
dalga geçmek {v} scherzen {v}
dalga geçmek {fi} mokieren {v}
dalga geçmek {v} uzen {v}
dalga geçmek {fi} verarschen {v}
dalga geçmek {fi} verhöhnen {v}
dalga geçmek {v} verhohnepiepeln {v}
dalga geçmek {v} verknacken {v}
dalga geçmek {v} verspotten {v}
dalga geçmek {v} verulken {v}
dalga geçmek {allg} zum Besten haben {allg}
dalga köpüğü {i} der Gischt {m}
dalga köpüğü {i} die Schaumkrone {f}
dalga kuramı {i} [fiz]die Wellenmechanik {f}
dalga kuşağı {i} der Wellenbereich {m}
dalga serpintisi {i} der Gischt {m}
dalga sırtı {i} der Kamm {m}
dalga uzunluğu {i} [fiz]die Wellenlänge {f}
dalga vurması {i} der Wellenschlag {m}
dalga {i} der Döskopf {m}
dalga {i} der Drückeberger {m}
dalga {i} die Drückebergerin {f}
dalgakıran {i} der Damm {m}
dalgakıran {i} der Hafendamm {m}
dalgakıran {i} die Mole {f}
dalgakıran {i} [den]der Wellenbrecher {m}
dalgalama {i} die Fluktuation {f}
dalgalanarak yayılmak {itr} wogen {itr}
dalgalandırma {i} [yerb]die Undulation {f}
dalgalandırmak {fi} aufwühlen {v}
dalgalanma {i} der Ausschlag {m}
dalgalanma {i} das Floaten {n}
dalgalanma {i} das Floating {n}
dalgalanma {i} die Fluktuation {f}
dalgalanma {i} [tic]die Schwankung {f}
dalgalanma {i} die Wallung {f}
dalgalanmak {itr} brauen {itr}
dalgalanmak {itr} flackern {itr}
dalgalanmak {itr} flattern {itr}
dalgalanmak {itr} fliegen {itr}
dalgalanmak {itr} [eko]floaten {itr}
dalgalanmak {itr} fluktuieren {itr}
dalgalanmak {itr} [tic]schwanken {itr}
dalgalanmak {allg} wellen {allg}
dalgalanmak {itr} undulieren {itr}
dalgalanmak {fi} wehen {v}
dalgalanmak {itr} wogen {itr}
dalgalanmaya bırakmak {v} [eko]floaten {v}
dalgalara karşı korunmalı liman {i} der Dockhafen {m}
dalgaların kayalara veya kıyıya çarparak kırılması {i} die Brandung {f}
dalgalarla mücadele etmek {itr} [den]Reiten {itr}
dalga {a} bewegt {a}
dalga {s} flukticrend {adj}
dalga {adv} gefaltet {adv}
dalga {s} [tic]schwankend {adj}
dalga {s} schwer {adj}
dalga {s} streifig {adj}
dalga {s} stürmisch {adj}
Indirekte Treffer
azgın dalga {i} die Bore {f}
belli bir yöne yayın yapan kısa dalga radyo istasyonu {i} der Richtstrahler {m}
birisi ile dalga geçmek {v} foppen {v}
birisiyle dalga geçmek {allg} jdn auf Arm nehmen {allg}
birisiyle dalga geçmek {itr} dösen {itr}
biriyle dalga geçmek {allg} jemanden auf die Schippe nehmen {allg}
biriyle dalga geçmek {fi} jemanden auf den Arm nehmen {v}
büyük dalga {i} der Schwall {m}
büyük dalga {i} [den]der Roller {m}
büyük dalga {i} der Brecher {m}
büyük dalga {i} die Woge {f}
büyük dalga {i} die See {f}
çok kısa dalga {ç} die Ultrakurzwellen {pl}
çok kısa dalga {i} die Ultrakurzwelle {f}
dalga aşındırması {i} die Abrasion {f}
dalga bandı {i} der Wellenbereich {m}
dalga biçiminde {s} wellenförmig {adj}
dalga boyu {i} [fiz]die Wellenlänge {f}
dalga çarpması {i} der Wellenschlag {m}
dalga çukurları arasındaki derinlik {i} [coğ]das Tal {n}
dalga çukuru {i} das Wellental {n}
dalga dalga {s} wellig {adj}
dalga dalga yayılmak {itr} wogen {itr}
dalga geçen {i} der Döskopf {m}
dalga geçme {i} die Verhöhnung {f}
dalga geçme {i} die Verspottung {f}
dalga geçme! {allg} schlaf nicht {allg}
dalga geçmek {v} uzen {v}
dalga geçmek {itr} bummeln {itr}
dalga geçmek {v} verknacken {v}
dalga geçmek {fi} mokieren {v}
dalga geçmek {fi} aufziehen {v}
dalga geçmek {v} verhohnepiepeln {v}
dalga geçmek {v} scherzen {v}
dalga geçmek {allg} zum Besten haben {allg}
dalga geçmek {fi} verhöhnen {v}
dalga geçmek {fi} narren {v}
dalga geçmek {v} verulken {v}
dalga geçmek {fi} verarschen {v}
dalga geçmek {v} hänseln {v}
dalga geçmek {v} verspotten {v}
dalga köpüğü {i} die Schaumkrone {f}
dalga köpüğü {i} der Gischt {m}
dalga kuramı {i} [fiz]die Wellenmechanik {f}
dalga kuşağı {i} der Wellenbereich {m}
dalga serpintisi {i} der Gischt {m}
dalga sırtı {i} der Kamm {m}
dalga uzunluğu {i} [fiz]die Wellenlänge {f}
dalga vurması {i} der Wellenschlag {m}
deprem veya fırtına dolayısıyla ani ve dev dalga {i} die Flutwelle {f}
gemi boyunu aşan dalga {i} [den]der Brecher {m}
işi boş vererek dalga geçmek {itr} schlafen {itr}
ışındaki tüm dalga uzunlukları {i} [fiz]das Spektrum {n}
kısa dalga {i} [fiz]die Kurzwelle {f}
kısa dalga {allg} kurze Welle {allg}
kısa dalga alıcısı {i} der Kurzwellenempfänger {m}
kısa dalga ışık {i} [hek]das Blaulicht {n}
orta dalga {i} die Mittelwelle {f}
radyoda orta dalga {i} die Mittelwelle {f}
tam dalga {i} die Vollwelle {f}
taşkın dalga {i} die Bore {f}
tehlikeli dalga {i} die Bore {f}
uzun dalga {i} die Langwelle {f}
uzun dalga {allg} lange Welle {allg}
uzun dalga istasyonu {i} der Langwellensender {m}
uzun dalga vericisi {i} der Langwellensender {m}
yapay dalga havuzu {i} das Wellenbad {n}