TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sınır {i} die Gemarkung {f}
sınır {i} die Grenze {f}
sınır {i} das Limit {n}
sınır {i} das Mal {n}
sınır {i} das Mass {n}
sınır {i} [sp]der Oxer {m}
sınır {i} der Rand {m}
sınır {i} die Scheide {f}
sınır {i} der Schlagbaum {m}
sınır {i} die Schranke {f}
sınır {i} [mat]der Umfang {m}
sınır alanı {i} das Grenzgebiet {n}
sınır anlaşmazlığı {i} der Grenzkonflikt {m}
sınır aşan piyasa {allg} grenzüberschreitender Handel {allg}
sınır aşırı {a} grenzüberschreitend {a}
sınır aşırı piyasa {allg} grenzüberschreitender Handel {allg}
sınır basamağı {i} die Randverwerfung {f}
sınır belirtme {i} die Umgrenzung {f}
sınır bölgesi {i} der Grenzbezirk {m}
sınır bölgesi {i} das Grenzgebiet {n}
sınır bölgesi sakini {i} der Grenzbewohner {m}
sınır boyunca {allg} der Grenze entlang {allg}
sınır çarpışması {i} [ask]der Grenzzwischenfall {m}
sınır çekme {i} die Demarkation {f}
sınır çizgisi {i} die Demarkationslinie {f}
sınır çizgisi {i} die Grenzlinie {f}
sınır çizgisi {i} die Scheidelinie {f}
sınır çizmek {fi} abgrenzen {v}
sınır dışı etmek {fi} abschieben {v}
sınır dışı etmek {fi} ächten {v}
sınır dışı etmek {fi} jemanden des Landes verweisen {v}
sınır durum {i} der Grenzfall {m}
sınır düzeltme {i} die Grenzregelung {f}
sınır eğrisi {i} die Grenzkurve {f}
sınır fayı {i} die Randverwerfung {f}
sınır geçit noktası {i} die Grenzstation {f}
sınır geçme yeri {i} die Grenzübertrittsstelle {f}
sınır geçmek {itr} verlaufen {itr}
sınır gümrüğü {i} die Grenzstation {f}
sınır gümrüğü {i} der Grenzzoll {m}
sınır gümrüğü {i} das Grenzzollamt {n}
sınır gümrüğü {i} die Grenzzollstelle {f}
sınır halkı {i} die Grenzbevölkerung {f}
sınır hattı {i} die Demarkationslinie {f}
sınır hattı {i} die Grenzlinie {f}
sınır hızı {i} die Grenzgeschwindigkeit {f}
sınır ihlali {i} die Grenzverletzung {f}
sınır işareti {i} der Grenzpfahl {m}
sınır istasyonu {i} der Grenzbahnhof {m}
sınır istasyonu {i} die Grenzstation {f}
sınır kalesi {i} die Landwehr {f}
sınır kapama {i} die Grenzsperre {f}
sınır kapısı {i} die Grenzstation {f}
sınır kapısı {i} der Grenzübergang {m}
sınır kapısında muamele yapmak {allg} abfertigen am Grenzübergang {allg}
sınır kapısındaki gümrük {i} das Grenzzollamt {n}
sınır kapısındaki gümrük {i} die Grenzzollstelle {f}
sınır kapısındaki işlemler {allg} Abfertigung am Grenzübergang {allg}
sınır komşusu {i} der Angrenzer {m}
sınır komşusu {i} der Anrainer {m}
sınır koyma {i} die Begrenzung {f}
sınır koymak {allg} Grenzen setzen {allg}
sınır memuru {i} der Grenzbeamter {m}
sınır muhafızı {i} der Grenzwächter {m}
sınır ötesi {s} grenzüberschreitend {adj}
sınır polisi {i} der Grenzer {m}
sınır polisi {i} die Grenzpolizei {f}
sınır sahası {i} der Grenzbezirk {m}
sınır şehri {i} die Mark {f}
sınır tabaka {i} die Grenzschicht {f}
sınır tanımama {i} die Grenzenlosigkeit {f}
sınır tanımama {i} die Maßlosigkeit {f}
sınır tanımamak {v} übertreiben {v}
sınır tanımayan {s} maßlos {adj}
sınır tanımayan {s} zügellos {adj}
sınır taşı {i} der Grenzstein {m}
sınır taşı {i} der Markstein {m}
sınır taşı {i} der Prallstein {m}
sınır tespiti {i} die Grenzfestsetzung {f}
sınır ticareti {i} [tic]der Grenzhandel {m}
Indirekte Treffer
alt sınır {allg} untere Grenze {allg}
asgari sınır {i} die Bagatellgrenze {f}
asgari sınır {i} die Mindestgrenze {f}
azami sınır {i} die Höchstgrenze {f}
bir şeye sınır koymak {allg} eine Grenze ziehen {allg}
bir şeyin etrafına sınır çizmek {fi} eingrenzen {v}
cinsel açıdan yasak ve sınır tanımama {i} die Unkeuschheit {f}
federal sınır koruma teşkilatı {i} der Bundesgrenzschutz {m}
insandan arındırılmış sınır bölgesi {i} das Niemandsland {n}
işaretlenmiş sınır {i} die Mark {f}
serbest sınır {i} die Freigrenze {f}
sık sık sınır geçen {i} der Grenzgänger {m}
sınır alanı {i} das Grenzgebiet {n}
sınır anlaşmazlığı {i} der Grenzkonflikt {m}
sınır aşan piyasa {allg} grenzüberschreitender Handel {allg}
sınır aşırı {a} grenzüberschreitend {a}
sınır aşırı piyasa {allg} grenzüberschreitender Handel {allg}
sınır basamağı {i} die Randverwerfung {f}
sınır belirtme {i} die Umgrenzung {f}
sınır bölgesi {i} das Grenzgebiet {n}
sınır bölgesi {i} der Grenzbezirk {m}
sınır bölgesi sakini {i} der Grenzbewohner {m}
sınır boyunca {allg} der Grenze entlang {allg}
sınır çarpışması {i} [ask]der Grenzzwischenfall {m}
sınır çekme {i} die Demarkation {f}
sınır çizgisi {i} die Grenzlinie {f}
sınır çizgisi {i} die Demarkationslinie {f}
sınır çizgisi {i} die Scheidelinie {f}
sınır çizmek {fi} abgrenzen {v}
sınır dışı etmek {fi} ächten {v}
sınır dışı etmek {fi} abschieben {v}
sınır dışı etmek {fi} jemanden des Landes verweisen {v}
sınır durum {i} der Grenzfall {m}
sınır düzeltme {i} die Grenzregelung {f}
sınır eğrisi {i} die Grenzkurve {f}
sınır fayı {i} die Randverwerfung {f}
sınır geçit noktası {i} die Grenzstation {f}
sınır geçme yeri {i} die Grenzübertrittsstelle {f}
sınır geçmek {itr} verlaufen {itr}
sınır gümrüğü {i} der Grenzzoll {m}
sınır gümrüğü {i} die Grenzstation {f}
sınır gümrüğü {i} die Grenzzollstelle {f}
sınır gümrüğü {i} das Grenzzollamt {n}
sınır halkı {i} die Grenzbevölkerung {f}
sınır hattı {i} die Demarkationslinie {f}
sınır hattı {i} die Grenzlinie {f}
sınır hızı {i} die Grenzgeschwindigkeit {f}
sınır ihlali {i} die Grenzverletzung {f}
sınır işareti {i} der Grenzpfahl {m}
sınır istasyonu {i} der Grenzbahnhof {m}
sınır istasyonu {i} die Grenzstation {f}
sınır kalesi {i} die Landwehr {f}
sınır kapama {i} die Grenzsperre {f}
sınır kapısı {i} der Grenzübergang {m}
sınır kapısı {i} die Grenzstation {f}
sınır kapısında muamele yapmak {allg} abfertigen am Grenzübergang {allg}
sınır kapısındaki gümrük {i} die Grenzzollstelle {f}
sınır kapısındaki gümrük {i} das Grenzzollamt {n}
sınır kapısındaki işlemler {allg} Abfertigung am Grenzübergang {allg}
sınır komşusu {i} der Anrainer {m}
sınır komşusu {i} der Angrenzer {m}
sınır koyma {i} die Begrenzung {f}
sınır koymak {allg} Grenzen setzen {allg}
sınır memuru {i} der Grenzbeamter {m}
sınır muhafızı {i} der Grenzwächter {m}
sınır ötesi {s} grenzüberschreitend {adj}
sınır polisi {i} die Grenzpolizei {f}
sınır polisi {i} der Grenzer {m}
sınır sahası {i} der Grenzbezirk {m}