TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
içeri {adv} ein {adv}
içeri {adv} herein {adv}
içeri {adv} hinein {adv}
içeri {allg} nach innen {allg}
içeri akıtma borusu {i} [tek]das Einflussrohr {n}
içeri almak {fi} einlassen {v}
içeri almak {fi} hereinlassen {v}
içeri almak {fi} hereinnehmen {v}
içeri almak {fi} hineinbekommen {v}
içeri almak {fi} vorlassen {v}
içeri almak {fi} zulassen {v}
içeri atma {i} die Einbringung {f}
içeri atma {i} die Einbuchtung {f}
içeri atmak {fi} einbuchten {v}
içeri bakmak {fi} dareinblicken {v}
içeri bakmak {fi} dareinschauen {v}
içeri bırakmak {fi} einlassen {v}
içeri bırakmak {fi} zulassen {v}
içeri çevirmek {allg} nach innen kehren {allg}
içeri dalmak {fi} hereinstürzen {v}
içeri doğru {allg} nach innen zu {allg}
içeri doğru bastırmak {fi} hineindrücken {v}
içeri doğru bastırmak {fi} hineinpressen {v}
içeri doğru çekmek {fi} hineinziehen {v}
içeri düşmek {fi} hereinfallen {v}
içeri esiyor {allg} es zieht herein {allg}
içeri gelmek {fi} hereinkommen {v}
içeri getirilmiş olan {s} eingebracht {adj}
içeri getirmek {fi} einbringen {v}
içeri girin! {allg} treten Sie näher {allg}
içeri giriş {i} der Anlass {m}
içeri girme {i} der Einbruch {m}
içeri girmek {fi} hereingehen {v}
içeri girmek {fi} hereinkommen {v}
içeri girmek {fi} hereinspazieren {v}
içeri girmek {fi} hereintreten {v}
içeri girmek {fi} hineingehen {v}
içeri girmek {fi} ins Gefängnis kommen {v}
içeri girmek istemek {fi} hineinwollen {v}
içeri girmesine izin vermek {fi} vorlassen {v}
içeri girmeye izin vermek {fi} hineinlassen {v}
içeri götürmek {fi} hineinbringen {v}
içeri sarkmak {fi} hineinragen {v}
içeri sığdırmak {fi} hineinzwängen {v}
içeri sokmak {fi} einbringen {v}
içeri sokmak {fi} hereinlassen {v}
içeri sokmayı başarmak {fi} hereinbekommen {v}
içeri taşımak {fi} hineintragen {v}
içeri tıkışmak {allg} hinein zwängen {allg}
içeri tıkıştırmak {fi} hineinzwängen {v}
içeri tıkmak {allg} gefangen setzen {allg}
içeri tıkmak {fi} hineindrücken {v}
içeri yağmak {fi} hereinschneien {v}
içeri yagması {fi} durchregnen {v}
içeri! {ünl} rein {Inter}
içeri! {allg} herein! {allg}
içeriğinde bakır oranı yüksek olan tunç {i} [mad]der Rotguss {m}
içeriğini serbestçe belirleme özgürlüğü {i} die Inhaltsfreiheit {f}
içerik {i} der Begriffsinhalt {m}
içerik {i} die Beschaffenheit {f}
içerik {i} der Betreff {m}
içerik {i} der Charakter {m}
içerik {i} der Erhalt {m}
içerik {ç} die Ingredienzien {pl}
içerik {i} der Gehalt {m}
içerik {adv} impliziert {adv}
içerik {adv} inbegriffen {adv}
içerik {i} der Inhalt {m}
içerik {adv} involviert {adv}
içerik {i} das Präparat {n}
içerik {i} der Sinn {m}
içerik {i} der Tenor {m}
içerik {i} der Content {m}
içerik açısından {adv} inhaltlich {adv}
içerik analizi {i} die Inhaltsanalyse {f}
içerik çözümlemesi {i} die Inhaltsanalyse {f}
içerik farkı {i} die Kapazitätsabweichung {f}
içerik olarak {adv} inhaltlich {adv}
içerik yönetim sistemi {i} das CMS-System {n}
içerikle ilgili {s} stofflich {adj}
Indirekte Treffer
aniden içeri girmek {itr} [bitk]platzen {itr}
birden içeri dalmak {itr} [bitk]platzen {itr}
camı kırıp içeri girmek {fi} einbrechen {v}
güderek içeri sokmak {fi} hereinführen {v}
içeri akıtma borusu {i} [tek]das Einflussrohr {n}
içeri almak {fi} hineinbekommen {v}
içeri almak {fi} hereinnehmen {v}
içeri almak {fi} hereinlassen {v}
içeri almak {fi} zulassen {v}
içeri almak {fi} einlassen {v}
içeri almak {fi} vorlassen {v}
içeri atma {i} die Einbuchtung {f}
içeri atma {i} die Einbringung {f}
içeri atmak {fi} einbuchten {v}
içeri bakmak {fi} dareinschauen {v}
içeri bakmak {fi} dareinblicken {v}
içeri bırakmak {fi} zulassen {v}
içeri bırakmak {fi} einlassen {v}
içeri çevirmek {allg} nach innen kehren {allg}
içeri dalmak {fi} hereinstürzen {v}
içeri doğru {allg} nach innen zu {allg}
içeri doğru bastırmak {fi} hineinpressen {v}
içeri doğru bastırmak {fi} hineindrücken {v}
içeri doğru çekmek {fi} hineinziehen {v}
içeri düşmek {fi} hereinfallen {v}
içeri esiyor {allg} es zieht herein {allg}
içeri gelmek {fi} hereinkommen {v}
içeri getirilmiş olan {s} eingebracht {adj}
içeri getirmek {fi} einbringen {v}
içeri girin! {allg} treten Sie näher {allg}
içeri giriş {i} der Anlass {m}
içeri girme {i} der Einbruch {m}
içeri girmek {fi} hereintreten {v}
içeri girmek {fi} hereinspazieren {v}
içeri girmek {fi} hereinkommen {v}
içeri girmek {fi} ins Gefängnis kommen {v}
içeri girmek {fi} hereingehen {v}
içeri girmek {fi} hineingehen {v}
içeri girmek istemek {fi} hineinwollen {v}
içeri girmesine izin vermek {fi} vorlassen {v}
içeri girmeye izin vermek {fi} hineinlassen {v}
içeri götürmek {fi} hineinbringen {v}
içeri sarkmak {fi} hineinragen {v}
içeri sığdırmak {fi} hineinzwängen {v}
içeri sokmak {fi} einbringen {v}
içeri sokmak {fi} hereinlassen {v}
içeri sokmayı başarmak {fi} hereinbekommen {v}
içeri taşımak {fi} hineintragen {v}
içeri tıkışmak {allg} hinein zwängen {allg}
içeri tıkıştırmak {fi} hineinzwängen {v}
içeri tıkmak {fi} hineindrücken {v}
içeri tıkmak {allg} gefangen setzen {allg}
içeri yağmak {fi} hereinschneien {v}
içeri yagması {fi} durchregnen {v}
içeri! {allg} herein! {allg}
içeri! {ünl} rein {Inter}
ite kaka içeri girmek {fi} hineindrängen {v}
kapıyı kırarak içeri girme {i} der Einbruch {m}
otomobille içeri girilip otomobilde film seyredilen açık hava sineması {i} das Drive-in-Kino {n}
paldır küldür içeri dalmak {fi} hereinplatzen {v}
percereye tırmanarak içeri girmek {fi} durchsteigen {v}
uçarak içeri girme {i} der Einflug {m}
usulca içeri girmek {fi} schlüpfen {v}
yağmurun içeri vurması {fi} durchregnen {v}
zorla içeri girmek {fi} eindringen {v}
zorla içeri sokmak {fi} hineinzwängen {v}