TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sıkıcı {a} ätzend {a}
sıkıcı {s} aufdringlich {adj}
sıkıcı {a} bedrückend {a}
sıkıcı {s} beklemmend {adj}
sıkıcı {s} beklommen {adj}
sıkıcı {s} brütend {adj}
sıkıcı {s} drangvoll {adj}
sıkıcı {a} drückend {a}
sıkıcı {s} dumpf {adj}
sıkıcı {s} flau {adj}
sıkıcı {s} freudlos {adj}
sıkıcı {s} geistlos {adj}
sıkıcı {s} grau {adj}
sıkıcı {s} langweilig {adj}
sıkıcı {allg} lästig {allg}
sıkıcı {a} nullachtfünfzehn {a}
sıkıcı {a} öd {a}
sıkıcı {allg} saft- und kraftlos {allg}
sıkıcı {s} [metr]stickig {adj}
sıkıcı {s} stupide {adj}
sıkıcı {allg} tote Hose {allg}
sıkıcı {i} der Trott {m}
sıkıcı {a} uninteressant {a}
sıkıcı araştırma {i} die Sucherei {f}
sıkıcı bir durumda kısa sessizlik {i} die Verlegenheitspause {f}
sıkıcı bir film {allg} ein öder Film {allg}
sıkıcı bir şekilde dersi tekrar çalışmak {fi} [hayb]wiederkäuen {v}
sıkıcı bir şekilde okumak {fi} ableiern {v}
sıkıcı çevre {i} der Mief {m}
sıkıcı durum {i} [tek]die Schraube {f}
sıkıcı insan {i} der Langweiler {m}
sıkıcı kimse {s} formell {adj}
sıkıcı konuşma {i} [hayb]der Salm {m}
sıkıcı muhabbet {i} die Salbaderei {f}
sıkıcı olma {i} die Freudlosigkeit {f}
sıkıcı şey {i} der Scheiß {m}
sıkıcılık {i} die Aufdringlichkeit {f}
sıkıcılık {i} die Geistlosigkeit {f}
sıkıcılık {i} die Langweiligkeit {f}
sıkıcılık {i} die ödnis {f}
sıkıcılık {i} die Ödigkeit {f}
sıkıcılık {i} die Stupidität {f}
Indirekte Treffer
bir metni sıkıcı ve monoton bir şekilde okumak {fi} herunterleiern {v}
burası çok sıkıcı {allg} es ist hier so beklommen {allg}
can sıkıcı {s} unerfreulich {adj}
can sıkıcı {s} dumpf {adj}
can sıkıcı {s} langstielig {adj}
can sıkıcı {s} sauer {adj}
can sıkıcı {s} öd {adj}
can sıkıcı {s} verdrießlich {adj}
can sıkıcı {s} beklemmend {adj}
can sıkıcı {s} ermüdend {adj}
can sıkıcı {a} leidig {a}
can sıkıcı {s} unbequem {adj}
can sıkıcı {s} dumm {adj}
can sıkıcı {s} lahm {adj}
can sıkıcı {a} nervtötend {a}
can sıkıcı {s} unwillkommen {adj}
can sıkıcı {a} ärgerlich {a}
can sıkıcı {a} einschläfernd {a}
can sıkıcı {s} ledern {adj}
can sıkıcı {s} unangenehm {adj}
can sıkıcı {s} saudumm {adj}
can sıkıcı {s} doof {adj}
can sıkıcı {s} geisttötend {adj}
can sıkıcı {s} mopsig {adj}
can sıkıcı {a} ungut {a}
can sıkıcı {s} einförmig {adj}
can sıkıcı {s} lästig {adj}
can sıkıcı {s} trostlos {adj}
can sıkıcı {s} saublöd {adj}
can sıkıcı {s} blöd {adj}
can sıkıcı {allg} fade beklemmend {allg}
can sıkıcı {s} misslich {adj}
can sıkıcı {s} unerquicklich {adj}
can sıkıcı {s} dunkel {adj}
can sıkıcı {a} langweilig {a}
can sıkıcı {s} trocken {adj}
can sıkıcı {s} ödnis {adj}
can sıkıcı {s} widerwärtig {adj}
can sıkıcı {s} beklommen {adj}
can sıkıcı {s} fad {adj}
can sıkıcı {s} missfällig {adj}
can sıkıcı durum {i} die Widerwärtigkeit {f}
can sıkıcı durum {s} prekär {adj}
can sıkıcı durum {i} das Ärgernis {n}
can sıkıcı herif {i} der Knülch {m}
can sıkıcı hesap işi {i} die Rechnerei {f}
can sıkıcı insan {i} der Trauerkloß {m}
can sıkıcı insan {i} der Langweiler {m}
can sıkıcı kasaba {i} das Drecknest {n}
can sıkıcı kişi {i} der Stockfisch {m}
can sıkıcı kişi {i} das Scheusal {n}
can sıkıcı kişi {i} der Nieselprime {m}
can sıkıcı konuşma {i} die Salbaderei {f}
can sıkıcı konuşma {i} [din]die Litanei {f}
can sıkıcı konuşmalar yapmak {itr} salbadern {itr}
can sıkıcı olay {i} der Ärger {m}
can sıkıcı ortam {allg} tote Hose {allg}
can sıkıcı şekilde şarkı söylemek {fi} absingen {v}
can sıkıcı şey {i} die Unbequemlichkeit {f}
can sıkıcı şeyler {i} der Stumpfsinn {m}
can sıkıcı yer {i} das Kuhkaff {n}
çok sıkıcı {s} stinklangweilig {adj}
hoşa gitmeyen ve can sıkıcı çalgı {i} [müz]die Dudelei {f}
rahatsız edecek kadar sıkıcı şarkı söyleme {i} der Singsang {m}