DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
offen {adj} açık {s}
offen {adj} [Sprachw]açık ağızlı sesletim {s}
offen {adj} aleni {s}
offen {a} askıda {a}
offen {adj} bağlı {s}
offen {adj} boş {s}
offen {a} candan {a}
offen {adj} çözülmemiş {s}
offen {adj} doğrucu {s}
offen {adj} dürüst {s}
offen {adj} gevşek {s}
offen {adj} gizli kapaklı işi olmayan {s}
offen {adj} güpegündüz {s}
offen {adj} halledilmemiş {s}
offen {adj} hazır {s}
offen {a} içten {a}
offen {adj} kabiliyetli {s}
offen {adj} müsait {s}
offen {adj} ortada {s}
offen {a} örtüsüz {a}
offen {adj} sadık {s}
offen {adj} sarkık {s}
offen {adj} seyrek {s}
offen {a} üstü açık {a}
offen {adj} yetenekli {s}
offen {adv} aşikare {adv}
offen bleiben {v} açık bırakmak {fi}
offen bleiben {v} açık kalmak {fi}
offen bleiben {v} askıda olmak {fi}
offen bleiben {v} çözümlenmemek {fi}
offen bleiben {v} ortada kalmak {fi}
offen geblieben {adj} açık kalmış {s}
offen geblieben {adj} kapatılmamış {s}
offen gebliebene Fragen {allg} cevapsız kalmış sorular {allg}
offen gesagt {allg} açıkça söylemek gerekirse {allg}
offen gesagt {allg} doğrusu {allg}
offen gestanden {allg} açık söylemek gerekirse {allg}
offen gestanden {allg} açıkça {allg}
offen gestehen {allg} doğrusu {allg}
offen gestehen {allg} doğrusunu söylemek gerekirse {allg}
offen halten {v} açık bırakmak {fi}
offen halten {v} açık tutmak {fi}
offen halten {v} serbest bırakmak {fi}
offen heraus {allg} açıktan açığa {allg}
offen lassen {v} açık bırakmak {fi}
offen lassen {v} açık tutmak {fi}
offen lassen {v} çözüme kavuşturmamak {fi}
offen lassen {v} göz ardı etmek {fi}
offen lassen {v} kapatmamak {fi}
offen lassen {v} kilitlememek {fi}
offen lassen {v} örtmemek {fi}
offen liegen {allg} açık olmak {allg}
offen liegen {allg} ortada olmak {allg}
offen reden {allg} açık saçık konuşmak {allg}
offen reden {allg} dobra dobra konuşmak {allg}
offen reden {allg} müstehcen konuşmak {allg}
offen stehen {v} açık bulunmak {fi}
offen stehen {v} açık durmak {fi}
offen stehen {v} açık kalmak {fi}
offen stehen {v} borçlu kalmak {fi}
offen stehen {v} boş olmak {fi}
offen stehen {v} kapanmamak {fi}
offen stehen {v} müsait olmak {fi}
offen stehen {v} serbest olmak {fi}
offenbar {adj} açık {s}
offenbar {adj} açık açık {s}
offenbar {adj} açık seçik {s}
offenbar {adj} aleni {s}
offenbar {a} apaçık {a}
offenbar {adj} aşikar {s}
offenbar {allg} aşıkar {allg}
offenbar {adj} bariz {s}
offenbar {adj} belli {s}
offenbar {adj} besbelli {s}
offenbar {adv} galiba {adv}
offenbar {adv} görünüşte {adv}
offenbar {adj} ortada {s}
offenbar {a} peyda {a}
offenbaren {allg} bildirmek {allg}
offenbaren {allg} haber vermek {allg}
Indirekte Treffer
Augen offen halten {allg} gözünü dört açmak {allg}
das Fenster ist offen {allg} pencere açık {allg}
das Hotel ist ganzjährig offen {allg} otel yıl boyu açık {allg}
eine Hintertür offen halten {allg} [Redw.]açık kapı bırakmak {allg}
halb offen {adj} yarı açık {s}
Krankenhaus ist ganztägig offen {allg} hastane 24 saat açık {allg}
offen bleiben {v} askıda olmak {fi}
offen bleiben {v} açık kalmak {fi}
offen bleiben {v} açık bırakmak {fi}
offen bleiben {v} ortada kalmak {fi}
offen bleiben {v} çözümlenmemek {fi}
offen geblieben {adj} kapatılmamış {s}
offen geblieben {adj} açık kalmış {s}
offen gebliebene Fragen {allg} cevapsız kalmış sorular {allg}
offen gesagt {allg} doğrusu {allg}
offen gesagt {allg} açıkça söylemek gerekirse {allg}
offen gestanden {allg} açıkça {allg}
offen gestanden {allg} açık söylemek gerekirse {allg}
offen gestehen {allg} doğrusunu söylemek gerekirse {allg}
offen gestehen {allg} doğrusu {allg}
offen halten {v} açık tutmak {fi}
offen halten {v} açık bırakmak {fi}
offen halten {v} serbest bırakmak {fi}
offen heraus {allg} açıktan açığa {allg}
offen lassen {v} çözüme kavuşturmamak {fi}
offen lassen {v} örtmemek {fi}
offen lassen {v} açık tutmak {fi}
offen lassen {v} kilitlememek {fi}
offen lassen {v} açık bırakmak {fi}
offen lassen {v} kapatmamak {fi}
offen lassen {v} göz ardı etmek {fi}
offen liegen {allg} açık olmak {allg}
offen liegen {allg} ortada olmak {allg}
offen reden {allg} müstehcen konuşmak {allg}
offen reden {allg} dobra dobra konuşmak {allg}
offen reden {allg} açık saçık konuşmak {allg}
offen stehen {v} boş olmak {fi}
offen stehen {v} borçlu kalmak {fi}
offen stehen {v} serbest olmak {fi}
offen stehen {v} açık kalmak {fi}
offen stehen {v} müsait olmak {fi}
offen stehen {v} açık durmak {fi}
offen stehen {v} kapanmamak {fi}
offen stehen {v} açık bulunmak {fi}