DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
auspacken {itr} açıklamak {itr}
auspacken {v} açmak {fi}
auspacken {v} birine içini dökmek {fi}
auspacken {itr} detaylarıyla anlatmak {itr}
auspacken {itr} elevermek {itr}
auspacken {itr} ifşa etmek {itr}
auspacken {itr} ötmek {itr}
auspacken {v} paket açmak {fi}
ausparken {v} aracı park yerinden çıkarmak {fi}
auspeitschen {v} kamçılamak {fi}
auspeitschen {v} kırbaçla dövmek {fi}
auspeitschen {v} kırbaçlamak {fi}
die Auspeitschung {f} kamçılama {i}
die Auspeitschung {f} kırbaçlama {i}
auspellen {v} ayıklamak {fi}
auspellen {v} kabuğunu çıkarmak {fi}
auspellen {v} kabuğunu soymak {fi}
auspellen {v} sondalamak {fi}
auspellen {allg} soyunmak {allg}
auspendeln {v} salınımı bitirmek {fi}
auspfähen {v} katranlamak {fi}
auspfähen {v} zift sürmek {fi}
auspfähen {v} ziftlemek {fi}
auspfählen {v} [Berg]kazık çakmak {fi}
auspfänden {v} [Jur.]haczetmek {fi}
die Auspfändung {f} [Jur.]haciz {i}
auspfeifen {v} ıslıkla protesto etmek {fi}
auspfeifen {v} ıslıklamak {fi}
auspfeifen {v} yuhalamak {fi}
auspflanzen {v} [Bot.]fidelemek {fi}
auspflanzen {v} [Bot.]fideyi başka vere dikmek {fi}
auspflanzen {v} [Bot.]şaşırtmak {fi}
auspflanzen {v} [Bot.]yerini değiştirmek {fi}
auspflastern {v} parke döşemek {fi}
auspflastern {v} parke taşı döşemek {fi}
auspflücken {v} ağaçtan meyve koparmak {fi}
auspflücken {v} meyveleri ayıklamak {fi}
auspflücken {v} sık meyve veren ağacın meyvelerini seyreltmek {fi}
auspicken {v} gagalarıyla toplamak {fi}
die Auspizien {f} idare {i}
die Auspizien {f} yönetim {i}
ausplatzen {v} çatlamak {fi}
ausplatzen {v} patlamak {fi}
ausplaudern {v} ağzından kaçırmak {fi}
ausplaudern {v} ayıklamak {fi}
ausplaudern {v} belli etmek {fi}
ausplaudern {v} boşboğazlık etmek {fi}
ausplaudern {v} herkese duyurmak {fi}
das Ausplaudern {n} ifşa {i}
ausplaudern {v} ifşa etmek {fi}
ausplaudern {v} laf yumurtlamak {fi}
ausplaudern {v} yaymak {fi}
ausplaudern {v} yumurtlamak {fi}
ausplaudern {allg} çene çalmak {allg}
ausplaudern {allg} durmadan konuşmak {allg}
ausplündern {v} dımdızlak ortada bırakmak {fi}
ausplündern {v} nesi var nesi yok almak {fi}
ausplündern {v} soyup soğana çevirmek {fi}
ausplündern {v} talan etmek {fi}
ausplündern {v} yağma etmek {fi}
ausplündern {v} yağmalamak {fi}
die Ausplünderung {f} soygun {i}
die Ausplünderung {f} talan {i}
die Ausplünderung {f} yağma {i}
die Ausplünderung {f} yağmalama {i}
auspolstern {v} doldurmak {fi}
ausposaunen {v} çalmak {fi}
ausposaunen {v} duymadık insan bırakmamak {fi}
ausposaunen {v} herkese yaymak {fi}
auspowern {v} fakirleştirmek {fi}
auspowern {v} kanını emmek {fi}
auspowern {v} [Handel]sömürmek {fi}
auspowern {v} soymak {fi}
auspowern {v} varını yoğunu almak {fi}
auspowern {v} yoksullaştırmak {fi}
die Auspowerung {f} [Handel]fakirleştirme {i}
die Auspowerung {f} [Handel]sömürme {i}
die Auspowerung {f} [Handel]soyma {i}
die Auspowerung {f} [Handel]yoksullaştırma {i}
das Ausprägen {n} açık belirti {i}