DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
verkabeln {v} kablo bağlamak {v}
verkabeln {v} kablo döşemek {v}
verkabeln {v} kablo TV sistemine bağlamak {v}
verkalken {v} bunamak {fi}
verkalken {itr} [Med.]kireçlenmek {itr}
verkalken {v} kireçleşmek {fi}
verkalken {itr} [Med.]yaşlanmak {itr}
verkalkt {adj} beyni sulanmış {s}
verkalkulieren {v} hayal kırıklığına uğramak {fi}
verkalkulieren {v} yanılgıya düşmek {fi}
verkalkulieren {v} yanılmak {fi}
verkalkulieren {v} yanlış besaplamak {fi}
verkalkulieren {v} yanlış hesaplamak {fi}
die Verkalkung {f} kireçlenme {i}
verkannt {adj} takdir edilmeyen {s}
verkanten {v} kenarı üzerine dikmek {v}
verkappen {v} kılık değiştirmek {v}
verkappen {v} maskelemek {v}
verkappen {v} tipini değiştirmek {v}
verkappt {adj} kamufle {s}
verkappt {adj} maskeli {s}
verkapseln {v} [Med.]içine kapanmak {fi}
verkapseln {v} [Med.]kendini soyutlamak {fi}
verkapseln {v} [Med.]kist oluşmak {fi}
verkapseln {v} [Med.]kistleşmek {fi}
die Verkapselung {f} [Med.]içine kapanma {i}
die Verkapselung {f} [Med.]kendini soyutlama {i}
die Verkapselung {f} [Med.]kist oluşumu {i}
die Verkapselung {f} [Med.]kistlenme {i}
verkarsten {itr} çoraklaşmak {itr}
die Verkarstung {f} [Geol]karstlaşma {i}
die Verkäsung {f} [Med.]ölü doku oluşumu {i}
die Verkäsung {f} [Med.]peynirleşme {i}
verkatert {adj} akşamdan kalma {s}
verkatert {adj} mahmur {s}
verkatert {adj} uyku sersemi {s}
der Verkauf {m} satım {i}
der Verkauf {m} satış {i}
der Verkauf {m} satış bölümü {i}
der Verkauf {m} satma {i}
Verkauf ab Lager {allg} ardiyede satış {allg}
Verkauf ab Lager {allg} depo satışı {allg}
Verkauf auf der Straße {allg} evlere servis {allg}
Verkauf auf der Straße {allg} paket servis {allg}
verkaufen {v} fahişelik yapmak {fi}
verkaufen {v} kendini satmak {fi}
verkaufen {v} satılmak {fi}
verkaufen {itr} satışa çıkarmak {itr}
verkaufen {itr} satmak {itr}
der Verkäufer {m} bayi {i}
der Verkäufer {m} satıcı {i}
der Verkäufer {m} tezgahtar {i}
Verkäufer/in {nom} [Handel]satış elemanı {i}
die Verkäuferin {f} bayan satış elemanı {i}
die Verkäuferin {f} bayan tezgahtar {i}
die Verkäuferin {f} bayi {i}
die Verkäuferin {f} satıcı {i}
die Verkäuferin {f} tezgahtar {i}
die Verkäuferini {f} satıcı {i}
die Verkäufernummer {f} satıcı numarası {i}
verkäuflich {adj} iyi satılan {s}
verkäuflich {adj} satılan {s}
verkäufliche Ernte {allg} satılık mahsul {allg}
die Verkaufsabteilung {f} [Handel]satış bölümü {i}
Verkaufsagent {allg} satış acentası {allg}
Verkaufsagent {allg} satış temsilcisi {allg}
die Verkaufsbedingungen {pl} satış şartları {ç}
Verkaufsberater/in {nom} [Handel]satış danışmanı {i}
die Verkaufsfläche {f} satış alanı {i}
verkaufsförderndes Mittel {allg} satışı teşvik edici araç {allg}
verkaufsförderndes Mittel {allg} satışı teşvik edici vasıta {allg}
das Verkaufsgespräch {n} satış tanıtımı {i}
die Verkaufskommission {f} satış komisyonu {i}
die Verkaufskultur {f} satış kültürü {i}
der Verkaufsleiter {m} satış müdürü {i}
die Verkaufsnacherfassung {f} satış sonra kayıt {i}
verkaufsoffen {adj} alışverişe açık {s}
der Verkaufsschlager {m} çok iyi satılan mal {i}
der Verkaufsschlager {m} sürümü çok iyi olan mal {i}
der Verkaufsstand {m} satış reyonu {i}