DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
lass das {allg} bırak! {allg}
lass das {allg} yapma! {allg}
lass das bloß {allg} bunu sakın yapma! {allg}
Lass die Finger davon {allg} bu işten parmağını çek! {allg}
lass die Kirche im Dorf {allg} yüksekten atma! {allg}
lass dir Zeit {allg} acele etme {allg}
lass dir Zeit {allg} acele etme! {allg}
Lass dir Zeit! {allg} acele etme {allg}
Lass es , wie es ist {s*be} [Redw.]Oluruna bırak {s*be}
lass es gut sein {allg} bırak {allg}
lass es gut sein {allg} boşver {allg}
lass es gut sein {allg} yeter! {allg}
lass es gut sein! {allg} bırak {allg}
lass es gut sein! {allg} boşver {allg}
lass hören {allg} hadi anlat bakalım! {allg}
Lass mich in Frieden {allg} beni rahat bırak! {allg}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak {allg}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak! {allg}
lass nicht locker {allg} peşini bırakma {allg}
lassen {v} bırakmak {v}
lassen {v} dayanmak {v}
lassen {v} emretmek {v}
lassen {v} izin vermek {v}
lassen {v} müsaade etmek {v}
lassen {v} neden olmak {fi}
lassen {v} razı olmak {v}
lassen {v} sebebiyet vermek {v}
lassen {v} tahammül etmek {v}
lassen {v} terk etmek {v}
lassen {v} vazgeçmek {v}
lassen {v} yaptırmak {v}
lassen {v} yol açmak {v}
lassen Sie mich Folgendes Ihrer werten Aufmerksamkeit unterbreiten {allg} [Redw.]Saygılarımla arz ederim {allg}
lassen sie sich nicht stören {allg} rahatsız olmayın! {allg}
lässig {adj} dikkatsiz {s}
lässig {adj} gayretsiz {s}
lässig {adj} gevşek {s}
lässig {adj} ihmalci {s}
lässig {a} ihmalkar {a}
lässig {a} ilgisiz {a}
lässig {adj} kayıtsız {s}
lässig {adj} laubali {s}
lässig {adj} miskin {s}
lässig {adj} savsak {s}
lässig {adj} saygısız {s}
lässig {adj} tembel {s}
lässig {adj} umursamaz {s}
lässig {adj} uyuşuk {s}
die Lässigkeit {f} dikkatsizlik {i}
die Lässigkeit {f} gayretsizlik {i}
die Lässigkeit {f} gevşeklik {i}
die Lässigkeit {f} ihmalcilik {i}
die Lässigkeit {f} ihmalkarlık {i}
die Lässigkeit {f} ilgisizlik {i}
die Lässigkeit {f} kayıtsızlık {i}
die Lässigkeit {f} laubalilik {i}
die Lässigkeit {f} miskinlik {i}
die Lässigkeit {f} savsaklık {i}
die Lässigkeit {f} saygısızlık {i}
die Lässigkeit {f} tembellik {i}
die Lässigkeit {f} uyuşukluk {i}
lässlich {adj} affedilebilir {s}
der Lassreitel {m} bırakılan sürgün {i}
Indirekte Treffer
der gut: Lass gut sein {s*be} Tamam, tamam {s*be}
gut: Lass gut sein {s*be} Uzatmayalım! {s*be}
lass das {allg} yapma! {allg}
lass das {allg} bırak! {allg}
lass das bloß {allg} bunu sakın yapma! {allg}
Lass die Finger davon {allg} bu işten parmağını çek! {allg}
lass die Kirche im Dorf {allg} yüksekten atma! {allg}
lass dir Zeit {allg} acele etme! {allg}
lass dir Zeit {allg} acele etme {allg}
Lass dir Zeit! {allg} acele etme {allg}
Lass es , wie es ist {s*be} [Redw.]Oluruna bırak {s*be}
lass es gut sein {allg} yeter! {allg}
lass es gut sein {allg} boşver {allg}
lass es gut sein {allg} bırak {allg}
lass es gut sein! {allg} boşver {allg}
lass es gut sein! {allg} bırak {allg}
lass hören {allg} hadi anlat bakalım! {allg}
Lass mich in Frieden {allg} beni rahat bırak! {allg}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak {allg}
lass mich in Ruhe {allg} beni rahat bırak! {allg}
lass nicht locker {allg} peşini bırakma {allg}