TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
tehlikesine karsı {allg} auf die Gefahr hin {allg}
tehlikesine karşı {allg} auf die Gefahr hin {allg}
tehlikesine uğramak {allg} Gefahr laufen zu {allg}
tehlikesiz {s} gefahrlos {adj}
tehlikesiz {s} harmlos {adj}
tehlikesiz {s} sicher {adj}
tehlikesiz {s} ungefährlich {adj}
tehlikesiz {s} unschädlich {adj}
tehlikesiz {s} unverfänglich {adj}
tehlikesiz göstermeye çalışma {i} die Verharmlosung {f}
tehlikesiz göstermeye çalışmak {fi} verharmlosen {v}
tehlikesizce {s} ungefährdet {adj}
tehlikesizlik {i} die Sicherheit {f}
tehlikesizlik {i} die Ungefährlichkeit {f}
tehlikesizmiş gibi lanse etme {i} die Verharmlosung {f}
Indirekte Treffer
bağımlılık tehlikesi {i} [hek]die Suchtgefahr {f}
batma tehlikesi {i} [den]die Seenot {f}
batma tehlikesi geçiren gemi {allg} Schiff in Seenot {allg}
bulaşma tehlikesi {i} die Infektionsgefahr {f}
bulaşma tehlikesi {i} die Ansteckungsgefahr {f}
buzlanma tehlikesi {i} die Frostgefährdung {f}
çığ tehlikesi {i} die Lawinengefahr {f}
çığ tehlikesi olmayan {s} lawinensicher {adj}
delilleri yok etme tehlikesi {i} [huk]die Verdunkelungsgefahr {f}
enfeksiyon tehlikesi {i} die Infektionsgefahr {f}
enflasyon tehlikesi {i} die Inflationsgefahr {f}
fiyat tehlikesi {i} die Preisgefahr {f}
göçük tehlikesi {i} die Einsturzgefahr {f}
intihar tehlikesi {i} die Suizidgefahr {f}
inversiyon tehlikesi {i} das Inversionsgefahr {n}
tehlikesi {i} die Berufsrisiko {f}
işletme tehlikesi {i} die Betriebsgefahr {f}
kaçma tehlikesi {i} [huk]Fluchtgefahr {nom}
kanama tehlikesi {i} die Blutungsgefahr {f}
karartma tehlikesi {i} die Verdunkelungsgefahr {f}
kayma tehlikesi {i} die Rutschgefahr {f}
kaza tehlikesi olan {s} unfallgefährdet {adj}
kırılma tehlikesi {i} das Bruchrisiko {n}
kriz tehlikesi içinde {s} krisenanfällig {adj}
kriz tehlikesi olmayan {s} krisenfest {adj}
ödeme tehlikesi {i} die Vergütungsgefahr {f}
ölüm tehlikesi {i} die Lebensgefahr {f}
ölüm tehlikesi {i} die Todesgefahr {f}
patlama tehlikesi {i} die Explosionsgefahr {f}
salgın tehlikesi {i} die Seuchengefahr {f}
savaş tehlikesi içindeki kritik bölge {i} das Spannungsgebiet {n}
sel tehlikesi {i} die Überschwemmungsgefahr {f}
sözleşme tehlikesi {i} die Verabredungsgefahr {f}
su baskını tehlikesi {i} die Überschwemmungsgefahr {f}
taşkın tehlikesi {i} die Hochwassergefahr {f}
tazmin tehlikesi {i} die Vergütungsgefahr {f}
tekrarlama tehlikesi {i} die Wiederholungsgefahr {f}
yangın tehlikesi {i} die Brandgefahr {f}
yangın tehlikesi {i} die Feuergefahr {f}
yanma tehlikesi olan {s} feuergefährlich {adj}
yaralanma tehlikesi {i} die Verletzungsgefahr {f}
yaşam tehlikesi {i} die Lebensgefahr {f}
yineleme tehlikesi {i} die Wiederholungsgefahr {f}
zarar-ziyan tehlikesi {i} das Risiko {n}
zarara uğrama tehlikesi {i} das Risiko {n}