TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
olumsuz {s} ablehnend {adj}
olumsuz {s} abschlägig {adj}
olumsuz {s} absprechend {adj}
olumsuz {s} entziehend {adj}
olumsuz {s} Negativ {adj}
olumsuz {allg} negatorisch {allg}
olumsuz {s} ominös {adj}
olumsuz {s} verneinend {adj}
ölümsüz {s} unsterblich {adj}
ölümsüz {s} unvergänglich {adj}
ölümsüz {s} unverwelklich {adj}
olumsuz açıklık {i} die Negative Publizität {f}
olumsuz bir şeye destek vermek {allg} einer Sache Vorschub leisten {allg}
olumsuz bir şeye hazırlanmak {allg} gefasst machen {allg}
olumsuz bir şeye hazırlıklı olmak {fi} auf etw gefasst sein {v}
olumsuz bir şeyi henüz başlangıç aşamasında engellemek {fi} im Keim ersticken {v}
olumsuz borç ikrarı {i} das Negatives Schuldanerkenntnis {n}
olumsuz cevap {allg} ablehnende Antwort {allg}
olumsuz cevap {i} die Ablehnung {f}
olumsuz cevap {i} die Absage {f}
olumsuz cevap {allg} abschlägiger Bescheid {allg}
olumsuz cevap {i} die Verneinung {f}
olumsuz cevap vermek {allg} mit "nein" antworten {allg}
olumsuz cevap vermek {v} verneinen {v}
olumsuz çevre koşulları nedeniyle zarar gören {s} milieugeschädigt {adj}
olumsuz değerlendirme {i} der Minuspunkt {m}
olumsuz gelişme {allg} negative Entwicklung {allg}
olumsuz ihbar {i} die Fehlanzeige {f}
olumsuz irtifak {allg} negative Dienstbarkeit {allg}
olumsuz kılma {i} die Negierung {f}
olumsuz kılmak {v} negieren {v}
olumsuz rapor {i} die Fehlanzeige {f}
olumsuz test {i} der Negativattest {m}
olumsuz tipiklik unsuru {i} das Negatives Tatbestandsmerkmal {n}
olumsuz ve kötü şeylere eğilim {i} [coğ]der Hang {m}
olumsuzlama {i} die Negation {f}
olumsuzlama {i} die Negierung {f}
olumsuzlamak {v} negieren {v}
ölümsüzleşmek {allg} verewigen {allg}
ölümsüzleştirmek {v} verewigen {v}
olumsuzlu {i} die Negation {f}
olumsuzlu {i} die Verneinung {f}
olumsuzluğu çağrıştıran {s} ominös {adj}
olumsuzluk {i} [dilb]die Negation {f}
ölümsüzlük {i} die Unsterblichkeit {f}
ölümsüzlük {i} die Unvergänglichkeit {f}
olumsuzluk eki {i} das Negationswort {n}
olumsuzluk eki {i} das Verneinungswort {n}
olumsuzluk ya da sınırsızlık anlamları verir {önk} un- {prä}
olumsuzluklara yatkınlık {i} [coğ]der Hang {m}
Indirekte Treffer
birisini olumsuz tenkit etmek {fi} [huk]aburteilen {v}
en olumsuz durumda {adv} schlimmstenfalls {adv}
her şeye olumsuz tarafından bakmak {fi} schwarz sehen {v}
ölümsüz {s} unvergänglich {adj}
ölümsüz {s} unsterblich {adj}
ölümsüz {s} unverwelklich {adj}
olumsuz açıklık {i} die Negative Publizität {f}
olumsuz bir şeye destek vermek {allg} einer Sache Vorschub leisten {allg}
olumsuz bir şeye hazırlanmak {allg} gefasst machen {allg}
olumsuz bir şeye hazırlıklı olmak {fi} auf etw gefasst sein {v}
olumsuz bir şeyi henüz başlangıç aşamasında engellemek {fi} im Keim ersticken {v}
olumsuz borç ikrarı {i} das Negatives Schuldanerkenntnis {n}
olumsuz cevap {i} die Ablehnung {f}
olumsuz cevap {allg} ablehnende Antwort {allg}
olumsuz cevap {i} die Verneinung {f}
olumsuz cevap {allg} abschlägiger Bescheid {allg}
olumsuz cevap {i} die Absage {f}
olumsuz cevap vermek {allg} mit "nein" antworten {allg}
olumsuz cevap vermek {v} verneinen {v}
olumsuz çevre koşulları nedeniyle zarar gören {s} milieugeschädigt {adj}
olumsuz değerlendirme {i} der Minuspunkt {m}
olumsuz gelişme {allg} negative Entwicklung {allg}
olumsuz ihbar {i} die Fehlanzeige {f}
olumsuz irtifak {allg} negative Dienstbarkeit {allg}
olumsuz kılma {i} die Negierung {f}
olumsuz kılmak {v} negieren {v}
olumsuz rapor {i} die Fehlanzeige {f}
olumsuz test {i} der Negativattest {m}
olumsuz tipiklik unsuru {i} das Negatives Tatbestandsmerkmal {n}
olumsuz ve kötü şeylere eğilim {i} [coğ]der Hang {m}
sürekli olumsuz şeylerden söz edip moral bozmak {fi} herbeireden {v}
zamanla anlamı olumsuz şekilde değişen sözcük {i} [dilb]das Pejorativum {n}