TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
onur {i} die Ehre {f}
onur {i} die Ehrenhaftigkeit {f}
onur {i} die Selbstachtung {f}
onur {i} die Würde {f}
onur anıtı {i} das Ehrenmal {n}
onur günü {i} der Ehrentag {m}
onur kırıcı {s} ehrenrührig {adj}
onur kırıcı {s} ehrverletzend {adj}
onur kırıcı {s} schimpflich {adj}
onur kırıcı {s} unwirsch {adj}
onur kırıcı {s} verletzend {adj}
onur kırıcı bir nedenden dolayı kavga {i} der Ehrenhandel {m}
onur kırıcı lakap {i} der Schimpfname {m}
onur kırıcı şekilde {s} schnöde {adj}
onur kırılması {i} die Ehrverletzung {f}
onur kırılması {i} die Schmach {f}
onur kırma {i} der Schimpf {m}
onur konuğu {i} der Ehrengast {m}
onur kurulu {i} das Ehrengericht {n}
onur kurulu davası {i} das Ehrengerichtsverfahren {n}
onur kurulu heyeti {i} der Ehrenrat {m}
onur meselesi {i} die Ehrensache {f}
onur meselesi {i} die Prestigefrage {f}
onur ödülü {i} der Ehrenpreis {m}
onur sahibi {i} die Ehrliebe {f}
onur unvanı {i} der Ehrentitel {m}
onur verici bir şey {i} die Zierde {f}
onur verici görev {allg} ehrenvolle Aufgabe {allg}
onur vermek {v} zieren {v}
onurlandırmak {fi} beehren {v}
onurlandırmak {v} ehren {v}
onurlu {s} ehrbar {adj}
onurlu {s} ehrenhaft {adj}
onurlu {s} ehrenvoll {adj}
onurlu {s} ehrlich {adj}
onurlu {s} ehrliebend {adj}
onurlu {s} vornehm {adj}
onurluluk {i} die Ehrbarkeit {f}
onursal {a} ehren {a}
onursal {allg} ehrenamtlich {allg}
onursal başkan {i} der Ehrenpräsident {m}
onursal başkan {i} der Ehrenvorsitzende {m}
onursal başkan {i} der Protektor {m}
onursal başkanlık {i} das Protektorat {n}
onursal görev {i} das Ehrenamt {n}
onursal olarak {s} ehrenamtlich {adj}
onursal olarak {adv} ehrenhalber {adv}
onursal üye {i} das Ehrenmitglied {n}
onursal üye {i} der Schöffe {m}
onursal üye {i} die Schöffin {f}
onursuz {s} ehrlos {adj}
onursuz {s} würdelos {adj}
onursuzluk {i} die Ehrlosigkeit {f}
onursuzluk {i} die Würdelosigkeit {f}
onuru zedelenme {i} die Schmach {f}
onurunu incitmek {itr} schmähen {itr}
onurunu kırma {i} die Demütigung {f}
onurunu kırma {i} die Verbalinjurie {f}
onurunu kırma {i} die Verletzung {f}
onurunu kırmak {v} verschmähen {v}
onurunu rencide etmek {allg} Ehrgefühl verletzen {allg}
Indirekte Treffer
onur anıtı {i} das Ehrenmal {n}
onur günü {i} der Ehrentag {m}
onur kırıcı {s} ehrverletzend {adj}
onur kırıcı {s} ehrenrührig {adj}
onur kırıcı {s} verletzend {adj}
onur kırıcı {s} unwirsch {adj}
onur kırıcı {s} schimpflich {adj}
onur kırıcı bir nedenden dolayı kavga {i} der Ehrenhandel {m}
onur kırıcı lakap {i} der Schimpfname {m}
onur kırıcı şekilde {s} schnöde {adj}
onur kırılması {i} die Schmach {f}
onur kırılması {i} die Ehrverletzung {f}
onur kırma {i} der Schimpf {m}
onur konuğu {i} der Ehrengast {m}
onur kurulu {i} das Ehrengericht {n}
onur kurulu davası {i} das Ehrengerichtsverfahren {n}
onur kurulu heyeti {i} der Ehrenrat {m}
onur meselesi {i} die Prestigefrage {f}
onur meselesi {i} die Ehrensache {f}
onur ödülü {i} der Ehrenpreis {m}
onur sahibi {i} die Ehrliebe {f}
onur unvanı {i} der Ehrentitel {m}
onur verici bir şey {i} die Zierde {f}
onur verici görev {allg} ehrenvolle Aufgabe {allg}
onur vermek {v} zieren {v}