TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
görgü {i} der Anstand {m}
görgü {i} das Benehmen {n}
görgü {i} der Benimm {m}
görgü {i} das Dekorum {n}
görgü {allg} der gute Ton {allg}
görgü {i} die Erfahrung {f}
görgü {i} die Gewandtheit {f}
görgü {ç} die Manieren {pl}
görgü {ç} die Mores {pl}
görgü {i} der Schliff {m}
görgü {i} die Sitte {f}
görgü {ç} die Sitten {pl}
görgü {ç} die Umgangsformen {pl}
görgü gereği {s} anstandshalber {adj}
görgü kitabı {i} der Knigge {m}
görgü kuralı {i} die Etikette {f}
görgü kuralı {i} die Manier {f}
görgü kuralları {ç} die Anstandsformen {pl}
görgü kuralları {i} die Lebensart {f}
görgü kuralları {ç} die Manieren {pl}
görgü kuralları {ç} die Mores {pl}
görgü kuralları {i} das Sittengesetz {n}
görgü kurallarına aykırı {s} sittenlos {adj}
görgü kurallarına aykırı {s} sittenwidrig {adj}
görgü kurallarına bağlı {s} förmlich {adj}
görgü kurallarına uygun {s} formell {adj}
görgü kurallarını bilmeyen {s} unmanierlich {adj}
görgü kurallarını hiçe saymak {fi} vorbeibenehmen {v}
görgü kurallarını iyi bilen adam {i} der Weltmann {m}
görgü şahidi {i} [huk]der Zuschauer {m}
görgü tanığı {i} der Augenzeuge {m}
görgü tanığı {i} die Augenzeugin {f}
görgü tanığı {i} der Hauptzeuge {m}
görgü tanığı {i} [huk]der Zeuge {m}
görgü tanığının ifadesi {i} [huk]der Augenzeugenbericht {m}
görgül {s} erfahrungsmäßig {adj}
görgü {a} gesittet {a}
görgü {a} gewandt {a}
görgü {s} sittsam {adj}
görgü {s} urban {adj}
görgü {a} weltmännisch {a}
görgüsüz {s} flegelhaft {adj}
görgüsüz {s} knüttelig {adj}
görgüsüz {s} kräftig {adj}
görgüsüz {s} rüpelhaft {adj}
görgüsüz {s} ruppig {adj}
görgüsüz {s} sittenlos {adj}
görgüsüz {s} tollpatschig {adj}
görgüsüz {s} tölpelhaft {adj}
görgüsüz {s} unartig {adj}
görgüsüz {s} unbedarft {adj}
görgüsüz {s} unerzogen {adj}
görgüsüz {s} unfreundlich {adj}
görgüsüz {s} ungebildet {adj}
görgüsüz {s} ungehobelt {adj}
görgüsüz {s} unhöflich {adj}
görgüsüz {s} unkultiviert {adj}
görgüsüz {s} unmanierlich {adj}
görgüsüz {s} unschicklich {adj}
görgüsüz {s} wüst {adj}
görgüsüz adam {i} der Botokude {m}
görgüsüz adam {i} der Prolet {m}
görgüsüz adam {i} der Runks {m}
görgüsüz adam {i} der Rüpel {m}
görgüsüz adam {i} der Ruppsack {m}
görgüsüz kişi {i} der Plebejer {m}
görgüsüz kişi {i} der Unmensch {m}
görgüsüzce {s} botokudisch {adj}
görgüsüzce {s} schroff {adj}
görgüsüzleşmek {itr} verbauern {itr}
görgüsüzlük {i} die Plumpheit {f}
görgüsüzlük {i} die Rüpelei {f}
görgüsüzlük {i} die Ruppigkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Sittenlosigkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Unartigkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Unfreundlichkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Unhöflichkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Unkultur {f}
görgüsüzlük {i} die Unschicklichkeit {f}
görgüsüzlük {i} die Verbauerung {f}
Indirekte Treffer
görgü gereği {s} anstandshalber {adj}
görgü kitabı {i} der Knigge {m}
görgü kuralı {i} die Manier {f}
görgü kuralı {i} die Etikette {f}
görgü kuralları {i} die Lebensart {f}
görgü kuralları {ç} die Anstandsformen {pl}
görgü kuralları {i} das Sittengesetz {n}
görgü kuralları {ç} die Mores {pl}
görgü kuralları {ç} die Manieren {pl}
görgü kurallarına aykırı {s} sittenwidrig {adj}
görgü kurallarına aykırı {s} sittenlos {adj}
görgü kurallarına bağlı {s} förmlich {adj}
görgü kurallarına uygun {s} formell {adj}
görgü kurallarını bilmeyen {s} unmanierlich {adj}
görgü kurallarını hiçe saymak {fi} vorbeibenehmen {v}
görgü kurallarını iyi bilen adam {i} der Weltmann {m}
görgü şahidi {i} [huk]der Zuschauer {m}
görgü tanığı {i} die Augenzeugin {f}
görgü tanığı {i} der Augenzeuge {m}
görgü tanığı {i} [huk]der Zeuge {m}
görgü tanığı {i} der Hauptzeuge {m}
görgü tanığının ifadesi {i} [huk]der Augenzeugenbericht {m}