TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
tehlike freni {i} die Notbremse {f}
Indirekte Treffer
ayak freni {i} die Fußbremse {f}
basınçlı hava freni {i} die Druckluftbremse {f}
bisiklet arka freni {i} die Rücktrittbremse {f}
bisiklette pedal freni {i} die Freilaufbremse {f}
büyük tehlike {allg} dicke Luft {allg}
büyük tehlike {i} das Schreckgespenst {n}
büyük tehlike {allg} dringende Gefahr {allg}
denizde gemiler için tehlike olan sivri {i} [coğ]die Klippe {f}
disk freni {i} [oto]die Scheibenbremse {f}
el freni {i} [oto]die Handbremse {f}
genel tehlike {i} die Gemeingefahr {f}
genel tehlike {i} die Gemeine Gefahr {f}
genel tehlike yaratan {allg} gemeingefährlich {allg}
genel tehlike yaratan madde {allg} gemeingefährliches Mittel {allg}
gerçek tehlike {i} die Tatsächliche Gefährdung {f}
geri tepme freni {i} [ask]die Rücklaufbremse {f}
gizli tehlike {allg} latente Gefahr {allg}
görünüşte tehlike {i} die Anscheinsgefahr {f}
hayati tehlike {i} die Lebensgefahr {f}
hayati tehlike arz eden {s} lebensgefährlich {adj}
hayati tehlike içeren {s} lebensbedrohlich {adj}
freni {i} die Spindelbremse {f}
imdat freni {i} [demy]die Zugbeeinflussung {f}
imdat freni {i} die Notbremse {f}
ispit freni {i} die Radfelgenbremse {f}
jant freni {i} [oto]die Felgenbremse {f}
kamu için tehlike oluşturan {s} gemeingefährlich {adj}
lokomotif freni {i} [demy]die Lokomotivbremse {f}
manivela freni {i} die Hebelbremse {f}
mesleki tehlike {i} die Berufsrisiko {f}
mevcut tehlike {i} die Gegenwärtige Gefahr {f}
ray freni {i} [demy]die Gleisbremse {f}
ray freni {i} die Schienenbremse {f}
somut tehlike suçu {i} das Konkretes Gefährdungsdelikt {n}
soyut tehlike suçu {i} das Abstraktes Gefährdungsdelikt {n}
sürat dişli freni {i} die Getriebebremse {f}
sürekli bir tehlike {allg} eine dauernde Gefahr {allg}
sürekli tehlike simgesi {i} das Damoklesschwert {n}
sürtünme freni {i} die Reibungsbremse {f}
tehlike {i} die Fährnis {f}
tehlike {i} das Gespenst {n}
tehlike {i} die Fährlichkeit {f}
tehlike {i} die Gefährlichkeit {f}
tehlike {i} das Wagnis {n}
tehlike {i} die Gefährdung {f}
tehlike {i} das Wagestück {n}
tehlike {i} die Gefahr {f}
tehlike {i} das Risiko {n}
tehlike alanı {i} der Gefahrenbereich {m}
tehlike atlatmak {fi} durchkommen {v}
tehlike bayrağı {i} die Notflagge {f}
tehlike bölgesi {i} die Gefahrenzone {f}
tehlike çanı {i} die Alarmglocke {f}
tehlike dışı {allg} außer Gefahr {allg}
tehlike dolu {s} gefahrvoll {adj}
tehlike düdüğü {i} die Alarmpfeife {f}
tehlike durumu {i} der Alarmzustand {m}
tehlike faktörü {i} der Unsicherheitsfaktor {m}
tehlike feneri {i} das Warnlicht {n}
tehlike geçti işareti {i} [ask]die Entwarnung {f}
tehlike haberi vermek {v} [ask]alarmieren {v}
tehlike ikaz üçgeni {i} [oto]das Warndreieck {n}
tehlike ipi {i} die Notleine {f}
tehlike işareti {i} das Alarmsignal {n}
tehlike işareti {i} der Alarm {m}
tehlike işareti {i} das Warnsignal {n}
tehlike işareti {i} das Notrufsignal {n}
tehlike kapıda {allg} Gefahren lauern {allg}
tehlike kayma borusu {i} das Notrutschrohr {n}
tehlike kaynağı {i} der Gefahrenherd {m}
tehlike kaynağı {i} die Gefahrenquelle {f}
tehlike kokusu almak {allg} den Braten riechen {allg}
tehlike levhası {i} die Warnungstafel {f}
tehlike levhası {i} das Warnschild {n}
tehlike merdiveni {i} die Nottreppe {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenverhütung {f}
tehlike önleme {i} die Gefahrenabwehr {f}
tehlike sezmek {fi} Lunte riechen {v}
tehlike sınıfı {i} die Gefahrenklasse {f}