TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sarı kart göstermek {v} [sp]verwarnen {v}
Indirekte Treffer
açık sarı {s} hellgelb {adj}
açık sarı {s} semmelblond {adj}
açık sarı renkli {s} flachsfarben {adj}
açık sarı renkli {s} chamois {adj}
açık sarı renkli saç {i} das Flachshaar {n}
açık sarı renkte {s} strohig {adj}
açık sarı saçlı {s} strohblond {adj}
aylık kart {i} die Monatskarte {f}
bir oyuncuyu kırmızı kart ile oyundan atmak {allg} [sp]einen Spieler vom Felde verweisen {allg}
bitkilerden elde edilen sarı boyar madde {i} [bitk]das Xanthophyll {n}
boyalı sarı {s} safflorgelb {adj}
çalışılmış saatleri gösteren kart {i} der Arbeitszeitnachweis {m}
delikli kart {i} die Lochkarte {f}
elektronik cihazlarda kullanılan delikli kart {i} [biliş]die Datenlochkarte {f}
esmerimsi sarı {s} isabellfarben {adj}
haftalık kart {i} die Wochenkarte {f}
başlangıcında kart basma {allg} Karte abstempeln {allg}
kahverengimsi sarı toprak rengi {s} ockergelb {adj}
kart {allg} nicht mehr jung {allg}
kart {s} alt {adj}
kart {allg} nicht mehr frisch {allg}
kart {i} die Karte {f}
kart {i} der Bezugsschein {m}
kart {i} der Ausweis {m}
kart basma aracı {i} die Kontrolluhr {f}
kart delgi makinesi {i} der Kartenlocher {m}
kart delgisi {i} der Kartenlocher {m}
kart falına bakmak {fi} Karten legen {v}
kart hamili {i} der Karteninhaber {m}
kart kredisi {i} der Kartenkredit {m}
kart okuyucu {i} der Kartenleser {m}
kart parası {allg} Kartengeld {allg}
kart sahibi {i} der Karteninhaber {m}
kart yoluyla kredi {i} der Kartenkredit {m}
kırmızı kart göstermek {allg} [sp]vom Platz verweisen {allg}
kırmızı veya sarı gibi renkli iri erik {i} die Eierpflaume {f}
kokulu sarı yonca {i} der Steinklee {m}
kokulu sarı yonca {i} der Klee {m}
kokulu sarı yonca {i} der Honigklee {m}
küçük sarı yuvarlak erik {i} die Mirabelle {f}
lenf damarlarında dolaşan berrak ve sarı renkli sıvı {i} die Lymphe {f}
manyetik kart {i} die Magnetkarte {f}
mıknatıslı kart {i} die Magnetkarte {f}
sarı {s} blond {adj}
sarı {i} das Messing {n}
sarı {s} hell {adj}
sarı {i} das Gelb {n}
sarı açalya {i} [bitk]das Felsenröschen {n}
sarı akrep {i} [hayb]der Feldskorpion {m}
sarı akrep {i} der Skorpion {m}
sarı akrep {i} der Felsenskorpion {m}
sarı amber çiçeği {i} [bitk]das Amberkörbchen {n}
sarı asma {i} die Golddrossel {f}
sarı asma {i} die Drossel {f}
sarı asma {i} der Pirol {m}
sarı bakır {i} [mad]das Messing {n}
sarı bakırdan yapılma {s} messingen {adj}
sarı boya {i} der Färberdorn {m}
sarı boya {i} der Kreuzdorn {m}
sarı boya {allg} Gelbbeeren {allg}
sarı boya ağacı {i} [bitk]das Gelbholz {n}
sarı boya maddesi {i} [kim]das Tartrazin {n}
sarı çalı meyvesi {i} [bitk]die Berberitze {f}
sarı çirişotu {i} der Jakobsstab {m}
sarı çirişotu {i} [bitk]die Goldwurz {f}
sarı darı {i} [bitk]das Honiggras {n}
sarı diken {i} die Golddistel {f}
sarı engerek yılanı {i} [hayb]der Levanteotter {m}
sarı gagalı leylek {i} der Nimmersatt {m}
sarı gül {i} [bitk]die Damaszenerrose {f}
sarı humma {i} [hek]das Gelbfieber {n}
sarı iskorçina {i} der Wiesenbocksbart {m}
sarı iskorçina {i} der Bocksbart {m}
sarı ırk {allg} gelbe Rasse {allg}
sarı kantaron {i} [bitk]das Johanniskraut {n}
sarı kantaron {allg} Erythraea centaurium {allg}
sarı kart göstermek {v} [sp]verwarnen {v}
sarı kiraz kuşu {i} die Goldammer {f}
sarı kiraz kuşu {i} die Ammer {f}
sarı kıvırcık saçlı {s} blondlockig {adj}