DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Zeit {f} süre {i}
die Zeit {f} belirli bir zaman süresi {i}
die Zeit {f} çağ {i}
die Zeit {f} devir {i}
Zeit {prp} esnasında {öt}
Zeit {prp} -ken {öt}
die Zeit {f} mehil {i}
die Zeit {f} müddet {i}
die Zeit {f} mühlet {i}
die Zeit {f} saat {i}
Zeit {prp} sırasında {öt}
die Zeit {f} vakit {i}
die Zeit {f} zaman {i}
Zeit gewinnen {v} vakit kazanmak {fi}
Zeit haben {v} vakti olmak {fi}
Zeit haben {v} zamanı olmak {fi}
Zeit ist abgelaufen {allg} vakit doldu! {allg}
Zeit ist Geld {allg} vakit nakittir {allg}
zeit meines Lebens {allg} hayatım boyunca {allg}
Zeit raubend {adj} çok zaman alan {s}
Zeit raubend {adj} çok zaman isteyen {s}
Zeit raubend {adj} zaman alıcı {s}
Zeit raubend {adj} zaman gerektiren {s}
Zeit sparen {allg} zaman kazanmak {allg}
Zeit zubringen {allg} vakit geçirmek {allg}
der Zeitablauf {m} geçiş {i}
der Zeitablauf {m} mürur {i}
der Zeitablauf {m} zamanın geçmesi {i}
der Zeitabschnitt {m} çağ {i}
der Zeitabschnitt {m} çığır {i}
der Zeitabschnitt {m} devir {i}
der Zeitabschnitt {m} dönem {i}
der Zeitabschnitt {m} periyot {i}
der Zeitabschnitt {m} zaman dilimi {i}
der Zeitabschnitt {m} süre {i}
der Zeitabstand {m} aralık {i}
der Zeitabstand {m} fasıla {i}
der Zeitabstand {m} zaman aralığı {i}
der Zeitalter {m} çağ {i}
das Zeitalter {n} devir {i}
der Zeitalter {m} yüzyıl {i}
der Zeitalter {m} zaman {i}
die Zeitangabe {f} tarih {i}
die Zeitangabe {f} [Sprachw]zaman tümleci {i}
Zeitangestellte {mf} sözleşmeli eleman {mf}
die Zeitansage {f} saat ayarı bildirimi {i}
die Zeitarbeit {f} geçici {i}
die Zeitarbeit {f} süresi sınırlı {i}
der Zeitarbeiter {m} [Ind.]geçici işçi {i}
die Zeitarbeitsfirma {f} [ökon.]taşeron şirket {i}
der Zeitaufnahme {m} [Foto]pozalı çekim {i}
der Zeitaufwand {m} zaman gereksinimi {i}
der Zeitaufwand {m} zaman harcama {i}
der Zeitaufwand {m} zaman ihtiyacı {i}
zeitaufwendig {adj} zaman isteyen {s}
zeitbedingt {adj} modaya bağımlı {s}
zeitbedingt {adj} zamana bağlı {s}
der Zeitbegriff {m} zaman kavramı {i}
die Zeitbestätigung {f} [Jur.]mazeret belgesi {i}
die Zeitbestimmung {f} süre koyma {i}
die Zeitbestimmung {f} sürenin belirlenmesi {i}
das Zeitbild {n} çağın genel görünümü {i}
das Zeitbild {n} dönemin genel görünümü {i}
die Zeitbombe {f} saatli bomba {i}
die Zeitdauer {f} müddet {i}
die Zeitdauer {f} süre {i}
die Zeitdifferenz {f} Saat farkı {i}
das Zeitdokument {n} o zamana ait belge {i}
der Zeitdruck {m} zaman baskısı {i}
der Zeitdruck {m} zaman darlığının yarattığı psikolojik baskı {i}
die Zeiteinheit {f} zaman birimi {i}
die Zeiteinteilung {f} zaman bölüşümü {i}
die Zeiteinteilung {f} zaman dağılımı {i}
die Zeitenfolge {f} [Sprachw]temel ve yan cümle zamanları arasındaki ilişki {i}
die Zeitenwende {f} milat {i}
die Zeitenwende {f} takvim başlangıcı {i}
das Zeitereignis {n} günün olayı {i}
das Zeitereignis {n} olay {i}
das Zeitereignis {n} vaka {i}
die Zeitersparnis {f} zaman tasarrufu {i}
Indirekte Treffer
die angenehm die Zeit verbringen {allg} hoş vakit geçirmek {allg}
auf kurze Zeit {allg} kısa bir süre için {allg}
auf Zeit {allg} süreli {allg}
außer der Zeit {allg} uygunsuz bir zamanda {allg}
außer der Zeit {allg} kötü bir zamanda {allg}
Beamter auf Zeit {allg} belli bir süre için görevli memur {allg}
bei nachtschlafender Zeit {adv} gece yarısı {adv}
bei nachtschlafender Zeit {adv} uyku zamanı {adv}
das hat Zeit {allg} bunun daha vakti var {allg}
das ist eine Frage der Zeit {allg} zaman meselesidir {allg}
das Rad der Zeit {allg} devran {allg}
die Zeit messen {allg} [Sp]kronometre tutmak {allg}
die Zeit messen {allg} [Sp]vakit tutmak {allg}
die Zeit nehmen {allg} zaman ayırmak {allg}
die Zeit nehmen {allg} vakit ayırmak {allg}
die Zeit nützen {allg} zamandan istifade etmek {allg}
die Zeit nützen {allg} fırsatı kaçırmamak {allg}
die Zeit opfern {allg} vaktini feda etmek {allg}
die Zeit rauben {allg} birisinin vaktini almak {allg}
die Zeit rauben {allg} alıkoymak {allg}
die Zeit stehlen {allg} birisinin vaktini çalmak {allg}
die Zeit totschlagen {allg} zamanı boşa harcamak {allg}
die Zeit totschlagen {allg} vaktini öldürmek {allg}
die Zeit verbringen {v} vakit geçirmek {fi}
die Zeit vertreiben {allg} hoş vakit geçirmek {allg}
dieselbe Zeit {allg} hemen hemen aynı zamanda {allg}
eine gewisse Zeit {allg} bir müddet {allg}
eine gewisse Zeit {allg} bir süre {allg}
eine schöne Zeit erleben {allg} harika vakit geçirmek {allg}
eine Spanne Zeit {allg} belirli bir süre {allg}
einige Zeit später {allg} bir süre sonra {allg}
freie Zeit {allg} boş vakit {allg}
für alle Zeit {allg} hiç durmadan {allg}
für alle Zeit {allg} ebediyen {allg}
für alle Zeit {allg} daima {allg}
für einige Zeit {allg} bir süre için {allg}
für kurze Zeit {allg} kısa bir süre için {allg}
geeignete Zeit {allg} uygun zaman {allg}
gerade zur rechten Zeit {allg} tam vaktinde {allg}
geraume Zeit {allg} uzun süre {allg}
heutige Zeit {allg} zamane {allg}
im Lauf der Zeit {allg} zamanla {allg}
in absehbarer Zeit {allg} yakın bir zamanda {allg}
in absehbarer Zeit {allg} çok yakında {allg}
in absehbarer Zeit {allg} yakın zamanda {allg}
in der ersten Zeit {allg} ilkönce {allg}
in der ersten Zeit {allg} her şeyden önce {allg}
in der ersten Zeit {allg} evvela {allg}
in der jüngsten Zeit {allg} yakın zamanda {allg}
in der letzten Zeit {a} son zamanlarda {a}
in jeder Zeit {allg} her zaman {allg}
in jeder Zeit {allg} daima {allg}
in kurzer Zeit {allg} kısa bir zaman içinde {allg}
in unserer Zeit {allg} günümüzde {allg}
in unserer Zeit {allg} çağımızda {allg}
jemandem viel Zeit kosten {v} vaktini almak {fi}
keine Zeit haben {v} vakti olmamak {fi}
lange Zeit {adv} uzun zaman {adv}
lass dir Zeit {allg} acele etme! {allg}
lass dir Zeit {allg} acele etme {allg}
Lass dir Zeit! {allg} acele etme {allg}
mit der Zeit {allg} zamanla {allg}
mit der Zeit {allg} yavaş yavaş {allg}
mit der Zeit {allg} gittikçe {allg}
mit der Zeit {allg} giderek {allg}
mitteleuropäische Zeit {allg} Orta Avrupa saati {allg}
nach einiger Zeit {allg} gel zaman git zaman {allg}
nach kurzer Zeit {allg} kısa süre sonra {allg}
nach kurzer Zeit {allg} kısa bir süre sonra {allg}
närrische Zeit {allg} eğlence zamanı {allg}
närrische Zeit {allg} karnaval zamanı {allg}
närrische Zeit {allg} faşing zamanı {allg}
neue Zeit {allg} son zamanlar {allg}
seine Zeit vertrödeln {allg} vaktini öldürmek {allg}
seine Zeit vertrödeln {allg} zamanı boşa harcamak {allg}
seit einiger Zeit {allg} bir süreden beri {allg}
seit geraumer Zeit {allg} uzun süredir {allg}
seit kurzer Zeit {allg} kısa bir zamandan beri {allg}
seit langer Zeit {allg} uzun zamandan beri {allg}
seit langer Zeit {allg} uzun zamandır {allg}