DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
voll {a} balıketi {a}
voll {adj} bütün {s}
voll {a} dola {a}
voll {adj} dolgun {s}
voll {adj} dolu {s}
voll {adj} [Astr.]dolun {s}
voll {adj} doymuş {s}
voll {a} etine dolgun {a}
voll {a} ful {a}
voll {adj} gelişmiş {s}
voll {adj} gizli {s}
voll {adj} kafası kıyak {s}
voll {adj} örtülü {s}
voll {adj} özlü {s}
voll {adj} sarhoş {s}
voll {adj} şişman {s}
voll {adj} tam {s}
voll {adj} tok {s}
voll {adj} tombul {s}
voll {adj} tüm {s}
voll {adj} yüklü {s}
voll ausgebaut {allg} tam donanımlı {allg}
voll ausgebaut {allg} tam teşekküllü {allg}
voll beladen {allg} tam yüklü {allg}
voll elektronisch {adj} tamamen elektronik {s}
voll füllen {v} ağzına kadar doldurmak {v}
voll füllen {v} tamamen doldurmak {v}
voll gepackt {adj} tıka basa dolu {s}
voll gestopft {adj} tıka basa dolu {s}
voll gießen {v} ağzına kadar doldurmak {v}
voll gießen {v} tamamen doldurmak {v}
voll haftbar {allg} tam sorumlu {allg}
voll laufen {v} dolup taşmak {fi}
voll laufen {v} ful dolmak {fi}
voll laufen {v} iyice sarhoş olmak {fi}
voll laufen {v} tamamen dolmak {fi}
voll machen {v} altına etmek {fi}
voll machen {v} altını pisletmek {fi}
voll machen {v} doldurmak {fi}
voll machen {v} donuna etmek {fi}
voll schlagen {v} çok yemek {fi}
voll schlagen {v} tıka basa yemek {fi}
voll schreiben {v} sayfanın tamamını yazıyla doldurmak {v}
voll sein {allg} sarhoş olmak {allg}
voll tanken {v} [Auto]depoyu ful doldurmak {fi}
voll tanken {v} ful yapmak {fi}
voll und ganz {a} tamamen {a}
voll und ganz {a} tümüyle {a}
voll und ganz {a} yerden göğe kadar {a}
voll verantwortlich {allg} tam sorumlu {allg}
voll verantwortlich {allg} tam yetkili {allg}
voll wie eine Eule {allg} zil zurna sarhoş {allg}
voll wie eine Haubitze sein {allg} kör kütük sarhoş olmak {allg}
voll zeichnen {v} sayfanın tamamını çizerek doldurmak {v}
der Vollakademiker {m} üniversite diplomalı akademisyen {i}
Vollakademiker/in {nom} Üniversite mezunu {i}
die Vollappretur {f} tam apre {i}
vollauf {a} bol bol {a}
vollauf {adv} bütünüyle {adv}
vollauf {adv} tamamen {adv}
vollauf {a} tamamıyla {a}
vollautomatisch {adj} tam otomatik {s}
vollautomatische Waschmaschine {allg} tam otomatik çamaşır makinesi {allg}
das Vollbad {n} banyo {i}
das Vollbad {n} bütün vücudu yıkama {i}
das Vollbad {n} gusül {i}
das Vollbad {n} tam banyo {i}
der Vollbart {m} sakal {i}
die Vollbeschäftigung {f} [Handel] yoğunluğu {i}
die Vollbeschäftigung {f} [Handel]tam kapasite {i}
der Vollbesitz {m} [Jur.]tamamen sahip olma {i}
der Vollbesitz {m} [Jur.]tamamına sahip olma {i}
der Vollbestand {m} normal sık meşcere {i}
der Vollbestandsfaktor {m} normal sık meşcere faktörü {i}
das Vollblut {n} [Zoo]cins {i}
das Vollblut {n} [Zoo]safkan {i}
der Vollblüter {m} [Zoo]cins {i}
der Vollblüter {m} [Zoo]safkan {i}
vollblütig {adj} [Zoo]diri {s}
vollblütig {a} kanlı canlı {a}
Indirekte Treffer
alle Hände voll zu tun haben {allg} işi başından aşmak {allg}
alle Hände voll zu tun haben {allg} çok meşgul olmak {allg}
alle Hände voll zu tun haben {allg} çok işi olmak {allg}
den Kanal voll haben {allg} bıkmış olmak {allg}
den Kanal voll haben {allg} bıkmak {allg}
den Kopf voll haben {allg} kafası ambale olmak {allg}
den Kopf voll haben {allg} başka şeyi düşünecek durumda olmamak {allg}
den Kopf voll haben {allg} başı kalabalık olmak {allg}
den Mund zu voll nehmen {allg} büyük söz söylemek {allg}
die Nase voll haben {allg} bir şeyden bıkmış olmak {allg}
ein Teller voll {allg} tabak dolusu {allg}
für voll nehmen {allg} adam yerine koymak {allg}
für voll nehmen {allg} ciddiye almak {allg}
ganz voll {allg} dopdolu {allg}
gedrängt voll {allg} dopdolu {allg}
gepfropft voll {a} tıka basa {a}
gesteckt voll {allg} ağzına kadar dolu {allg}
halb voll {adj} yarı dolu {s}
ich habe die Nase gestrichen voll {allg} artık burama kadar geldi! {allg}
jemandem die Jacke voll lügen {allg} palavra atmak {allg}
jemandem die Jacke voll lügen {allg} birine yalan yutturmak {allg}
jemanden für voll nehmen {v} ciddiye almak {fi}
jemanden nicht für voll nehmen {allg} birini ciddiye almamak {allg}
schwappend voll {allg} tepesine kadar dolu {allg}
schwappend voll {allg} ağzına kadar dolu {allg}
Speicher voll {allg} hafıza dolu {allg}
voll ausgebaut {allg} tam donanımlı {allg}
voll ausgebaut {allg} tam teşekküllü {allg}
voll beladen {allg} tam yüklü {allg}
voll elektronisch {adj} tamamen elektronik {s}
voll füllen {v} ağzına kadar doldurmak {v}
voll füllen {v} tamamen doldurmak {v}
voll gepackt {adj} tıka basa dolu {s}
voll gestopft {adj} tıka basa dolu {s}
voll gießen {v} tamamen doldurmak {v}
voll gießen {v} ağzına kadar doldurmak {v}
voll haftbar {allg} tam sorumlu {allg}
voll laufen {v} tamamen dolmak {fi}
voll laufen {v} iyice sarhoş olmak {fi}
voll laufen {v} ful dolmak {fi}
voll laufen {v} dolup taşmak {fi}
voll machen {v} donuna etmek {fi}
voll machen {v} doldurmak {fi}
voll machen {v} altını pisletmek {fi}
voll machen {v} altına etmek {fi}
voll schlagen {v} tıka basa yemek {fi}
voll schlagen {v} çok yemek {fi}
voll schreiben {v} sayfanın tamamını yazıyla doldurmak {v}
voll sein {allg} sarhoş olmak {allg}
voll tanken {v} [Auto]depoyu ful doldurmak {fi}
voll tanken {v} ful yapmak {fi}
voll und ganz {a} yerden göğe kadar {a}
voll und ganz {a} tümüyle {a}
voll und ganz {a} tamamen {a}
voll verantwortlich {allg} tam yetkili {allg}
voll verantwortlich {allg} tam sorumlu {allg}
voll wie eine Eule {allg} zil zurna sarhoş {allg}
voll wie eine Haubitze sein {allg} kör kütük sarhoş olmak {allg}
voll zeichnen {v} sayfanın tamamını çizerek doldurmak {v}