DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
stehen {itr} ayakta durmak {itr}
stehen {v} beklemek {v}
stehen {itr} bulunmak {itr}
stehen {itr} dik durmak {itr}
stehen {itr} dik durumda bulunmak {itr}
stehen {itr} dikelmek {itr}
stehen {itr} durmak {itr}
stehen {itr} ilerlememek {itr}
stehen {itr} iyi durmak {itr}
stehen {v} nöbet tutmak {v}
stehen {itr} olmak {itr}
stehen {v} yakınmak {fi}
stehen {itr} yakışmak {itr}
stehen {v} yazılı olmak {fi}
stehen bleiben {v} ayakta kalmak {fi}
stehen bleiben {v} durmak {fi}
stehen bleiben {v} durup kalmak {fi}
stehen bleiben {v} hareket etmemek {fi}
stehen lassen {v} bırakmak {fi}
stehen lassen {v} büyütmek {fi}
stehen lassen {v} el sürmemek {fi}
stehen lassen {v} olduğu yerde bırakmak {fi}
stehen lassen {v} yerinden almamak {fi}
stehen lassen {v} yerinden oynatmamak {fi}
stehend {a} ayakta {a}
stehend {adj} dayanıklı {s}
stehend {adj} kalıcı {s}
stehend {adj} kararlı {s}
stehende Appretur {allg} kalıcı apre {allg}
stehende Dampfmaschine {allg} dik buhar makinesi {allg}
stehende Kolbenpumpe {allg} yatay pistonlu pompa {allg}
stehende Schleuder {allg} yatay santrifüj {allg}
stehenden Fußes {allg} derhal {allg}
stehenden Fußes {allg} hemen {allg}
stehender Kolbenpumpe {allg} dik pistonlu pompa {allg}
stehender Vakuumapparat {allg} dik vakum kazanı {allg}
stehender Verdampfapparat {allg} yatay buhar kazanı {allg}
stehendes Heer {allg} sürekli ordu {allg}
stehendes Wasser {allg} durgun su {allg}
Indirekte Treffer
Abseits stehen {allg} [Sp]ofsayta düşmek {allg}
Abseits stehen {allg} bir olaya seyirci kalmak {allg}
am Scheidewege stehen {allg} önemli bir karar arifesinde bulunmak {allg}
an der Spitze stehen {allg} yüksek mevkide olmak {allg}
an der Spitze stehen {allg} önde gelmek {allg}
an der Spitze stehen {allg} lider durumda bulunmak {allg}
an der Spitze stehen {allg} başta olmak {allg}
an erster Stelle stehen {allg} üstün olmak {allg}
an erster Stelle stehen {allg} önem olarak başı çekmek {allg}
auf dem Papier stehen {allg} kağıt üzerinde kalmak {allg}
auf dem Papier stehen {allg} gerçekleşmemek {allg}
auf der Kippe stehen {allg} her an devrilebilir durumda olmak {allg}
auf des Messers Schneide stehen {allg} zor durumda olmak {allg}
auf des Messers Schneide stehen {allg} kıl üstünde olmak {allg}
auf eigenen Füßen stehen {allg} kimseye muhtaç olmamak {allg}
auf eigenen Füßen stehen {allg} kimseye muhtaç olmadan yaşamak {allg}
auf gutem Fuß stehen {allg} araları iyi olmak {allg}
auf jdn stehen {allg} birisinden hoşlanmak {allg}
auf null stehen {allg} sıfırı göstermek {allg}
Aufrecht stehen {n} kıyma {i}
das bei jemandem in der Kreide stehen {allg} birine maddi veya manevi olarak borçlu olmak {allg}
beiseite stehen {v} bir kenarda durmak {fi}
beiseite stehen {v} bir kenarda dikilmek {fi}
bereit stehen (für jemanden) {v} emrine amade olmak {fi}
dahinter stehen {v} yardım etmek {fi}
dahinter stehen {v} destek olmak {fi}
dahinter stehen {v} arkasında durmak {fi}
davor stehen {v} önünde durmak {fi}
davor stehen {v} önünde dikilmek {fi}
die Beine in den Leib stehen {allg} canı çıkmak {allg}
die Beine in den Leib stehen {allg} beklemekten ayaklarına kara sular inmek {allg}
durch den Aufprall zum Stehen kommen {v} çarparak durmak {fi}
einen Bart stehen lassen {allg} sakal bırakmak {allg}
fern stehen {v} uzak durmak {fi}
fern stehen {v} ilgisi olmamak {fi}
für etwas grade stehen {allg} sorumluluğu üstüne almak {allg}
gerade stehen {v} mesuliyet altında bulunmak {fi}
gerade stehen {v} dik durmak {fi}
glatt stehen {v} anlaşmak {fi}
glatt stehen {v} fit olmak {fi}
gut stehen {allg} iyi para kazanmak {allg}
gut zu Gesicht stehen {allg} yakışmak {allg}
hinter jdm stehen {allg} birisini desteklemek {allg}
hinter jdm stehen {allg} arkasında olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} zirvede olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} revaçta olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} kabul görmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} çok beğenilmek {allg}
im Abseits stehen {allg} [Sp]ofsaytta olmak {allg}
im Erwerbsleben stehen {allg} edinim yaşamında bulunmak {allg}
im Erwerbsleben stehen {allg} çalışmak {allg}
im Erwerbsleben stehen {allg} çalışma yaşamında bulunmak {allg}
im Flor stehen {allg} bir eli yağda bir eli balda olmak {allg}
im Flor stehen {allg} çiçeklenmek {allg}
im Gegensatz zu etw stehen {allg} bir şeye uymamak {allg}
im Gegensatz zu etw stehen {allg} bir şeye aykırı olmak {allg}
im Kampf stehen {allg} savaş halinde olmak {allg}
im Kredit stehen {allg} kredisi olmak {allg}
im Vordergrund stehen {allg} ön planda olmak {allg}
im Widerspruch zu etw stehen {allg} bir şey ile çelişki içinde bulunmak {allg}
in Arbeit stehen {allg} çalışıyor olmak {allg}
in besonders hohem Ansehen stehen {allg} başı üstünde yeri olmak {allg}
in Betrieb stehen {allg} işlemek {allg}
in den Waffen stehen {allg} silahlanmak {allg}
in der Zeitung stehen {allg} gazetede yazılmış olmak {allg}
in Flammen stehen {allg} alevler içinde bulunmak {allg}
in Frage stehen {allg} şüpheli olmak {allg}
in Geltung stehen {allg} geçerli olmak {allg}
in Gunst stehen {allg} gözde olma {allg}
in gutem Geruch stehen {allg} iyi ün yapmak {allg}
in gutem Geruch stehen {allg} iyi görülmek {allg}
in hellen Flammen stehen {allg} alev alev yanmak {allg}
in hellen Flammen stehen {allg} alevlenmek {allg}
in Kontakt stehen {allg} ilişkide olmak {allg}
in Kontakt stehen {allg} görüşmek {allg}
in Verbindung stehen {v} temasta bulunmak {fi}
ins Haus stehen {allg} kapıya dayanmak {allg}
jemandem dauernd im Wege stehen {allg} ayak altında dolaşmak {allg}
jemandem gut stehen {allg} birine iyi yakışmak {allg}
jemandem im Wege stehen {allg} birine engel olmak {allg}