DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Sache {f} dava {i}
die Sache {f} durum {i}
die Sache {f} eşya {i}
die Sache {f} hadise {i}
die Sache {f} hal {i}
die Sache {f} [Jur.]ihtilaf {i}
die Sache {f} {i}
die Sache {f} konu {i}
die Sache {f} mal {i}
die Sache {f} mal-mülk {i}
die Sache {f} mesele {i}
die Sache {f} mevzu {i}
die Sache {f} nesne {i}
die Sache {f} nesneler {i}
die Sache {f} olay {i}
die Sache {f} problem {i}
die Sache {f} şey {i}
die Sache {f} sorun {i}
die Sache {f} varlık {i}
die Sache {f} vaziyet {i}
die Sache {f} [Jur.]ayn {i}
Sache ist gelaufen {allg} sorun halloldu {allg}
Sache vor Gericht verhandeln {allg} davayı mahke önünde görüşmek {allg}
die Sacheinlagen {pl} [Handel]firma kuruluşundaki taşınmaz mallar {ç}
das Sächelchen {n} çam sakızı çoban armağanı {i}
das Sächelchen {n} hediyelik eşya {i}
das Sächelchen {n} küçük şey {i}
die Sachen {pl} elbiseler {ç}
die Sachen {pl} eşyalar {ç}
die Sachen {pl} pılı pırtı {ç}
das Sachenrecht {n} [Jur.]eşya hukuku {i}
das Sachenrecht {n} [Jur.]mal hukuku {i}
die Sacherklärung {f} açıklama {i}
die Sacherklärung {f} bildiri {i}
die Sacherklärung {f} deklarasyon {i}
die Sachertorte {f} çikolatalı pasta {i}
die Sachertorte {f} çikolatalı turta {i}
Indirekte Treffer
die abgetane Sache {allg} hallolmuş mesele {allg}
am Ende einer Sache Allah danken {allg} [Rel.]elhamdulillah {allg}
ausgemachte Sache {allg} şike {allg}
ausgemachte Sache {allg} danışıklı dövüş {allg}
bei der Sache sein {allg} kendini vermek {allg}
bewegliche Sache {f} menkul eşya {i}
die das Für und Wider einer Sache {n} fayda ve zararları {i}
das das Für und Wider einer Sache {n} bir şeyin artı ve eksileri {i}
das das gehört nicht zur Sache {allg} bunun konumuzla ilgisi yok! {allg}
das ist eine Sache für sich {allg} bu ayrı bir meseledir onunla ilgisi yok {allg}
das ist meine Sache {allg} bu benim sorunum! {allg}
der Kern der Sache {allg} meselenin özü {allg}
der Kern der Sache {allg} işin en önemli noktası {allg}
die Geheimhaltung dieser Sache wird schwer {allg} bu sorunu gizli tutmak güç olacak {allg}
die Sache hat einen Haken {allg} bu işin zor bir tarafı var {allg}
die Sache hat einen Haken {allg} bu işin bir pürüzü var {allg}
die Sache stinkt {allg} bu işte bir bityeniği var {allg}
eine faule Sache {allg} yaş tahta {allg}
eine faule Sache {allg} şüpheli bir durum {allg}
eine faule Sache {allg} çürük tahta {allg}
eine gerechte Sache {allg} meşru bir dava {allg}
eine Sache schmeißen {allg} işin üstesinden gelmek {allg}
einer Sache {allg} [Naut.]yeğlemek {allg}
einer Sache abgeneigt sein {allg} bir şeyden hoşlanmamak {allg}
einer Sache auf den Grund gehen {allg} bir şeyi iyice araştırmak {allg}
einer Sache auf den Grund gehen {allg} bir işin nedenlerini araştırmak {allg}
einer Sache bedienen {allg} bir şeyi kullanmak {allg}
einer Sache begegnen {allg} bir şeye önlem almak {allg}
einer Sache beikommen {allg} bir şeye çare bulmak {allg}
einer Sache bemächtigen {v} bir şeyi zorla ele geçirmek {fi}
einer Sache bemächtigen {v} zaptetmek {fi}
einer Sache bemächtigen {v} zapt etmek {fi}
einer Sache bemächtigen {v} gasp etmek {fi}
einer Sache bemächtigen {v} ele geçirmek {fi}
einer Sache bewusst sein {v} bilincinde olmak {fi}
einer Sache bewusst sein {v} önemini bilmek {fi}
einer Sache bewusst sein {v} bir şeyin bilincinde olmak {fi}
einer Sache den Garaus machen {allg} bir şeyi bitirmek {allg}
einer Sache den Garaus machen {allg} bir işe nokta koymak {allg}
einer Sache den Garaus machen {allg} bir şeyi yok etmek {allg}
einer Sache den Vorzug geben {v} tercih etmek {fi}
einer Sache den Vorzug geben {v} bir şeyi tercih etmek {fi}
einer Sache eingedenk sein {allg} bir şeyi sürekli hatırlamak {allg}
einer Sache eingedenk sein {allg} aklından hiç çıkarmamak {allg}
einer Sache entgegengesetzt sein {allg} bir şeye karşı olmak {allg}
einer Sache entgegenhandeln {allg} bir şeye aykırı hareket etmek {allg}
einer Sache enthoben sein {allg} kurtulmuş olmak {allg}
einer Sache enthoben sein {allg} bir şeyden kurtulmak {allg}
einer Sache entledigen {allg} bir şeyden kurtulmak {allg}
einer Sache entraten können {allg} onsuz da yapabilmek {allg}
einer Sache entraten können {allg} bir şeyin yokluğuna katlanabilmek {allg}
einer Sache entrückt sein {allg} feragat etmek {allg}
einer Sache entrückt sein {allg} bırakmak {allg}
einer Sache entrückt sein {allg} bir şeyden uzak bulunmak {allg}
einer Sache entrückt sein {allg} vazgeçmek {allg}
einer Sache entrückt sein {allg} terk etmek {allg}
einer Sache entstammen {allg} bir şeyden alınmış olmak {allg}
einer Sache erdreisten {allg} bir şeye cüret etmek {allg}
einer Sache erfreuen {v} hoşlanmak {fi}
einer Sache erfreuen {v} faydalanmak {fi}
einer Sache erfreuen {v} zevk duymak {fi}
einer Sache erkühnen {allg} bir şeye cesaret etmek {allg}
einer Sache etwas entziehen {allg} bir şeyden bir şey çıkarmak {allg}
einer Sache Folge leisten {v} uymak {fi}
einer Sache Folge leisten {v} icabet etmek {fi}
einer Sache froh werden {allg} bir şeyden zevk almak {allg}
einer Sache gegenüber kalt bleiben {allg} kılını bile kıpırdatmamak {allg}
einer Sache gemäß {allg} bir şeye uygun {allg}
einer Sache gemäß {allg} bir şeye göre {allg}
einer Sache geneigt sein {allg} bir şeye eğilimli olmak {allg}
einer Sache gerecht werden {v} bir şeyin hakkını vermek {fi}
einer Sache gewachsen sein {allg} bir şeyi becerebilmek {allg}
einer Sache habhaft werden {allg} bir şeyi ele geçirmek {allg}
einer Sache Herr werden {allg} hakkından gelmek {allg}
einer Sache Herr werden {allg} bir işin hakkından gelmek {allg}
einer Sache hingeben {allg} kendini bir şeye vermek {allg}
einer Sache hingeben {allg} adamak {allg}
einer Sache ihren Lauf lassen {v} işi oluruna bırakmak {fi}
einer Sache ihren Lauf lassen {v} oluruna bırakmak {fi}
einer Sache ins Gesicht schlagen {allg} bir şeye aykırı olmak {allg}