TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
hüküm {i} die Ansicht {f}
hüküm {i} der Befehl {m}
hüküm {i} das Befinden {n}
hüküm {i} [huk]der Bescheid {m}
hüküm {i} der Beschluss {m}
hüküm {i} die Bestimmung {f}
hüküm {i} die Beurteilung {f}
hüküm {i} der Entscheid {m}
hüküm {i} [huk]die Entscheidung {f}
hüküm {i} die Erkenntnis {f}
hüküm {i} das Gericht {n}
hüküm {i} die Herrschaft {f}
hüküm {i} das Judikat {n}
hüküm {i} die Meinung {f}
hüküm {i} der Richterspruch {m}
hüküm {i} [hek]die Sentenz {f}
hüküm {i} der Spruch {m}
hüküm {i} [huk]das Urteil {n}
hüküm {i} der Urteilsspruch {m}
hüküm {i} [huk]das Verdikt {n}
hüküm {i} die Verhängung {f}
hüküm {i} die Vorschrift {f}
hüküm {i} die Norm {f}
hüküm fıkrası {i} die Urteilsformel {f}
hüküm fıkrası {i} der Urteilstenor {m}
hüküm giydirme {i} die Verurteilung {f}
hüküm giydirmek {fi} verdammen {v}
hüküm giydirmek {fi} verurteilen {v}
hüküm giymek {allg} Gefängnis bekommen {allg}
hüküm ifade etmek {fi} [huk]Wirkung haben {v}
hüküm ifade etmek {fi} rechtliche Geltungskraft haben {v}
hüküm ilanı {allg} [huk]Eröffnung eines Urteils {allg}
hüküm kılma {i} die Urteilfällung {f}
hüküm sebepleri {ç} die Urteilsgründe {pl}
hüküm sürme hırsı {i} die Herrschsucht {f}
hüküm sürme hırsı olan {s} herrschsüchtig {adj}
hüküm sürmek {allg} ausschlaggebend sein {allg}
hüküm sürmek {itr} dominieren {itr}
hüküm sürmek {itr} herrschen {itr}
hüküm sürmek {itr} obwalten {itr}
hüküm sürmek {fi} regieren {v}
hüküm sürmek {itr} watten {itr}
hüküm sürmek {fi} walten {v}
hüküm verme {i} die Beurteilung {f}
hüküm verme {i} das Entscheiden {n}
hüküm verme {i} die Judikation {f}
hüküm verme {i} [huk]die Urteilsfindung {f}
hüküm verme yöntemi {i} [huk]die Rechtssprechung {f}
hüküm vermek {fi} abgeben {v}
hüküm vermek {fi} [huk]aussprechen {v}
hüküm vermek {itr} beurteilen {itr}
hüküm vermek {allg} [huk]ein Urteil fällen {allg}
hüküm vermek {allg} eine Urteil abgeben {allg}
hüküm vermek {v} Entscheiden {v}
hüküm vermek {fi} fällen {v}
hüküm vermek {itr} [huk]richten {itr}
hüküm vermek {fi} äußern {v}
hüküm vermek {itr} urteilen {itr}
hükümdar {i} der Herrscher {m}
hükümdar {i} der Dominus {m}
hükümdar {i} der Dynast {m}
hükümdar {i} der Fürst {m}
hükümdar {i} der Gebieter {m}
hükümdar {i} die Gebieterin {f}
hükümdar {i} der Gewalthaber {m}
hükümdar {i} der Herr {m}
hükümdar {i} der Herrscher {m}
hükümdar {i} die Herrscherin {f}
hükümdar {i} der Kaiser {m}
hükümdar {i} der Khan {m}
hükümdar {i} der Landesherr {m}
hükümdar {i} der Landesvater {m}
hükümdar {i} der Monarch {m}
hükümdar {i} die Monarchin {f}
hükümdar {i} der Potentat {m}
hükümdar {i} der Regent {m}
hükümdar {i} der Souverän {m}
hükümdar {i} der Sultan {m}
hükümdar {i} der Suzerän {m}
hükümdar adına işleri yöneten kimse {i} der Prinzregent {m}
Indirekte Treffer
adli hüküm vermek {allg} gerichtlich entscheiden {allg}
bir ülkede hüküm sürmek {allg} über ein Land herrschen {allg}
çerçeve hüküm {i} die Rahmenvorschrift {f}
cezai hüküm {i} die Strafvorschrift {f}
davadan feragat üzerine verilen hüküm {i} das Verzichtsurteil {n}
ek hüküm {i} [huk]die Zusatzbestimmung {f}
emredici hüküm {i} die Gebotsvorschrift {f}
evraka göre hüküm {allg} Entscheidung nach Aktenlage {allg}
genel hüküm {i} die Generalklausel {f}
gıyabi hüküm {i} das Versäumnisurteil {n}
gıyapta verilen hüküm {i} das Versäumnisurteil {n}
hatalı hüküm {i} der Fehlurteil {m}
hüküm fıkrası {i} der Urteilstenor {m}
hüküm fıkrası {i} die Urteilsformel {f}
hüküm giydirme {i} die Verurteilung {f}
hüküm giydirmek {fi} verurteilen {v}
hüküm giydirmek {fi} verdammen {v}
hüküm giymek {allg} Gefängnis bekommen {allg}
hüküm ifade etmek {fi} rechtliche Geltungskraft haben {v}
hüküm ifade etmek {fi} [huk]Wirkung haben {v}
hüküm ilanı {allg} [huk]Eröffnung eines Urteils {allg}
hüküm kılma {i} die Urteilfällung {f}
hüküm sebepleri {ç} die Urteilsgründe {pl}
hüküm sürme hırsı {i} die Herrschsucht {f}
hüküm sürme hırsı olan {s} herrschsüchtig {adj}
hüküm sürmek {fi} regieren {v}
hüküm sürmek {itr} obwalten {itr}
hüküm sürmek {itr} herrschen {itr}
hüküm sürmek {fi} walten {v}
hüküm sürmek {itr} dominieren {itr}
hüküm sürmek {itr} watten {itr}
hüküm sürmek {allg} ausschlaggebend sein {allg}
hüküm verme {i} das Entscheiden {n}
hüküm verme {i} die Beurteilung {f}
hüküm verme {i} [huk]die Urteilsfindung {f}
hüküm verme {i} die Judikation {f}
hüküm verme yöntemi {i} [huk]die Rechtssprechung {f}
hüküm vermek {fi} fällen {v}
hüküm vermek {fi} [huk]aussprechen {v}
hüküm vermek {v} Entscheiden {v}
hüküm vermek {fi} abgeben {v}
hüküm vermek {itr} urteilen {itr}
hüküm vermek {allg} eine Urteil abgeben {allg}
hüküm vermek {fi} äußern {v}
hüküm vermek {allg} [huk]ein Urteil fällen {allg}
hüküm vermek {itr} [huk]richten {itr}
hüküm vermek {itr} beurteilen {itr}
ikrar üzerine hüküm {i} das Anerkenntnisurteil {n}
inşai hüküm {i} das Gestaltungsurteil {n}
istisnai hüküm {i} [huk]die Ausnahmebestimmung {f}
kesin hüküm {i} die Rechtskraft {f}
kesin hüküm {i} die Formelle Rechtskraft {f}
maddi anlamda kesin hüküm {i} die Materielle Rechtskraft {f}
munzam hüküm {i} das Ergänzungsurteil {n}
özel hüküm {i} [huk]die Klausel {f}
özel hüküm koymak {v} klausulieren {v}
peşin hüküm {i} die Voreingenommenheit {f}