DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
glatt {adj} açık {s}
glatt {adj} belli {s}
glatt {adj} buruşuksuz {s}
glatt {a} çaparızsız {a}
glatt {adj} cilalı {s}
glatt {adj} deniz dalgasız {s}
glatt {adj} direkt {s}
glatt {adj} doğrudan doğruya {s}
glatt {adj} dolaysız {s}
glatt {adj} düpedüz {s}
glatt {adj} düz {s}
glatt {adj} düzgün {s}
glatt {adj} kaygan {s}
glatt {a} kaygın {a}
glatt {adj} kaypak {s}
glatt {adj} kılsız {s}
glatt {adj} kırışıksız {s}
glatt {adj} kolay {s}
glatt {a} müşkülatsız {a}
glatt {adj} parlak {s}
glatt {a} perdahlı {a}
glatt {adj} pürüzsüz {s}
glatt {adj} sakin {s}
glatt {adj} tamamen {s}
glatt {adj} tüysüz {s}
glatt {a} zahmetsiz {a}
glatt gehen {v} istenildiği gibi olmak {fi}
glatt gehen {v} pürüz çıkmadan hallolmak {fi}
glatt gehen {v} pürüz çıkmamak {fi}
glatt heraussagen {allg} bir şeyi açıkça söylemek {allg}
glatt heraussagen {allg} lafını esirgememek {allg}
glatt machen {v} bir şeyi düzleştirmek {fi}
glatt machen {v} borcu ödemek {fi}
glatt machen {v} hesabı kapamak {fi}
glatt stehen {v} anlaşmak {fi}
glatt stehen {v} fit olmak {fi}
glatt stellen {v} çözmek {fi}
glatt stellen {v} sorunu çözümlemek {fi}
glatt streichen {v} düzeltmek {fi}
glatt streichen {v} tesviye etmek {fi}
der Glattbutt {m} [Zoo]çivisiz kalkanbalığı {i}
die Glätte {f} açıklık {i}
die Glätte {f} cilalılık {i}
die Glätte {f} düzlük {i}
die Glätte {f} kayganlık {i}
die Glätte {f} perdahlılık {i}
die Glätte {f} pürüzsüzlük {i}
glatte Gänsedistel {allg} eşek marulu {allg}
glatte Gänsedistel {allg} kuzugevreği {allg}
glatte Gänsedistel {allg} marul {allg}
glatte Lüge {allg} düpedüz yalan {allg}
glatte Verleumdung {allg} kuru iftira {allg}
glatte Worte {allg} tatlı sözler {allg}
glatte Zunge {allg} tatlı dil {allg}
die Glattechse {f} [Zoo]kum keleri {i}
das Glatteis {n} don {i}
das Glatteis {n} donmuş kırağı {i}
das Glatteisen {n} makinata {i}
glätten {v} anlaşılmaları ortadan kaldırmak {v}
glätten {v} cilalamak {v}
glätten {v} düzeltmek {v}
glätten {v} düzgünleştirmek {v}
glätten {v} düzlemek {v}
glätten {v} düzleştirmek {fi}
das Glätten {n} [Tec]krablama {i}
glätten {v} mührelemek {fi}
glätten {v} perdahlamak {fi}
glätten {v} pürüzleri gidermek {v}
glätten {v} pürüzünü gidermek {fi}
glätten {v} yanlış {v}
das Glätten {n} [Tec]yaş fiksaj {i}
glatter Verlauf {allg} düpdüzgünlük {allg}
glatter Verlauf {allg} pürüzsüzlük {allg}
glattes Akkreditiv {allg} [Handel]basit akreditif {allg}
glattes Haar {allg} düz saç {allg}
die Glattfeile {f} [Tec]perdah eğesi {i}
die Glattfeit {f} düzlük {i}
die Glattfeit {f} kayganlık {i}
der Glatthafer {m} yulaf {i}
der Glatthafer {m} yulaf otu {i}
Indirekte Treffer
der glatt gehen {v} pürüz çıkmamak {fi}
glatt gehen {v} pürüz çıkmadan hallolmak {fi}
glatt gehen {v} istenildiği gibi olmak {fi}
glatt heraussagen {allg} lafını esirgememek {allg}
glatt heraussagen {allg} bir şeyi açıkça söylemek {allg}
glatt machen {v} bir şeyi düzleştirmek {fi}
glatt machen {v} hesabı kapamak {fi}
glatt machen {v} borcu ödemek {fi}
glatt stehen {v} fit olmak {fi}
glatt stehen {v} anlaşmak {fi}
glatt stellen {v} çözmek {fi}
glatt stellen {v} sorunu çözümlemek {fi}
glatt streichen {v} tesviye etmek {fi}
glatt streichen {v} düzeltmek {fi}