TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
gerçek {s} authentisch {adj}
gerçek {i} das Axiom {n}
gerçek {s} blutig {adj}
gerçek {s} echt {adj}
gerçek {s} effektiv {adj}
gerçek {s} eigentlich {adj}
gerçek {s} existent {adj}
gerçek {i} die Existenz {f}
gerçek {s} faktisch {adj}
gerçek {i} die Faktizität {f}
gerçek {i} das Faktum {n}
gerçek {a} förmlich {a}
gerçek {i} die Gegebenheit {f}
gerçek {i} die Gewissheit {f}
gerçek {allg} [Redw.]in der Wolle gefärbt {allg}
gerçek {s} leibhaftig {adj}
gerçek {s} natürlich {adj}
gerçek {s} Original {adj}
gerçek {s} positiv {adj}
gerçek {s} [tiy]praktikabel {adj}
gerçek {s} real {adj}
gerçek {i} die Realität {f}
gerçek {s} [mat]reell {adj}
gerçek {s} rein {adj}
gerçek {allg} reiner Wein {allg}
gerçek {s} richtig {adj}
gerçek {s} rite {adj}
gerçek {a} sachlich {a}
gerçek {s} scharf {adj}
gerçek {i} die Tatsache {f}
gerçek {s} tatsächlich {adj}
gerçek {a} treu {a}
gerçek {a} ungetrübt {a}
gerçek {s} wahr {adj}
gerçek {s} wahrhaft {adj}
gerçek {s} wahrhaftig {adj}
gerçek {i} die Wahrheit {f}
gerçek {s} waschecht {adj}
gerçek {s} Wesenhaft {adj}
gerçek {s} wirklich {adj}
gerçek {i} die Wirklichkeit {f}
gerçek {i} der Fakt {m}
gercek {i} die Tatsache {f}
gerçek adres {allg} spezifische Adresse {allg}
gerçek adres {allg} tatsächliche Adresse {allg}
gerçek anlam {allg} eigentliche Bedeutung {allg}
gerçek arkadaş {allg} echter Freund {allg}
gerçek baba {allg} leiblicher Vater {allg}
gerçek belgelere dayanan belgesel film {i} der Dokumentarbericht {m}
gerçek benliğimiz {allg} unser wahres Selbst {allg}
gerçek birlik {i} die Realunion {f}
gerçek boy {allg} wirkliche Größe {allg}
gerçek boyama {i} [tek]das Echtfärben {n}
gerçek boyda {allg} in Lebensgröße {allg}
gerçek boyundan büyük {s} überlebensgroß {adj}
gerçek çıktı {i} die Istausbringung {f}
gerçek çıktı {i} die Istleistung {f}
gerçek değer {i} der Effektivwert {m}
gerçek değer {allg} [tic]innerer Wert {allg}
gerçek değer {i} der Realwert {m}
gerçek değer {i} [tek]der Istwert {m}
gerçek değerinin üzerinde sigorta ettirmek {v} überversichern {v}
gerçek dışı {adv} unwirklich {adv}
gerçek dışı {s} eskapistisch {adj}
gerçek dönem karı {allg} periodenechter Gewinn {allg}
gerçek dost {allg} wahrer Freund {allg}
gerçek enflasyon {allg} absolute Inflation {allg}
gerçek envanter {allg} tatsächlich aufgenommenes Inventar {allg}
gerçek fikrini olduğu gibi söylemek {allg} klaren Wein einschenken {allg}
gerçek fiyat {i} [tic]der Effektivpreis {m}
gerçek gayri safi milli hasıla {allg} reales Bruttosozialprodukt {allg}
gerçek gelir {i} das Realeinkommen {n}
gerçek gelir {allg} tatsächliches Einkommen {allg}
gerçek gibi göstermek {fi} vorspiegeln {v}
gerçek hasar ikamesi {allg} Ersatz des tatsächlichen Schadens {allg}
gerçek hasar tazmini {allg} Ersatz des tatsächlichen Schadens {allg}
gerçek hayat {allg} das wirkliche Leben {allg}
gerçek içtima {i} die Realkonkurrenz {f}
gerçek imza {allg} echte Unterschrift {allg}
gerçek kimliğini açıklamak {allg} sein Inkognito lüften {allg}
Indirekte Treffer
acı gerçek {allg} pure Wahrheit {allg}
acı gerçek {i} der Nackenschlag {m}
acı gerçek {allg} die nackte Wahrheit {allg}
çıplak gerçek {allg} die nackte Wahrheit {allg}
gerçek {i} die Existenz {f}
gerçek {s} tatsächlich {adj}
gerçek {s} natürlich {adj}
gerçek {s} wirklich {adj}
gerçek {s} richtig {adj}
gerçek {s} blutig {adj}
gerçek {a} förmlich {a}
gerçek {s} wahrhaft {adj}
gerçek {s} real {adj}
gerçek {s} existent {adj}
gerçek {i} die Tatsache {f}
gerçek {s} leibhaftig {adj}
gerçek {s} Wesenhaft {adj}
gerçek {allg} reiner Wein {allg}
gerçek {i} das Axiom {n}
gerçek {i} das Faktum {n}
gerçek {s} wahr {adj}
gerçek {s} [tiy]praktikabel {adj}
gerçek {s} eigentlich {adj}
gerçek {s} scharf {adj}
gerçek {allg} [Redw.]in der Wolle gefärbt {allg}
gerçek {s} waschecht {adj}
gerçek {s} rein {adj}
gerçek {s} authentisch {adj}
gerçek {i} die Faktizität {f}
gerçek {a} ungetrübt {a}
gerçek {s} positiv {adj}
gerçek {i} der Fakt {m}
gerçek {s} effektiv {adj}
gerçek {a} sachlich {a}
gerçek {i} die Gewissheit {f}
gerçek {i} die Wahrheit {f}
gerçek {s} [mat]reell {adj}
gerçek {s} faktisch {adj}
gerçek {a} treu {a}
gerçek {s} Original {adj}
gerçek {i} die Wirklichkeit {f}
gerçek {s} echt {adj}
gerçek {i} die Gegebenheit {f}
gerçek {s} rite {adj}
gerçek {s} wahrhaftig {adj}
gerçek {i} die Realität {f}
gerçek adres {allg} tatsächliche Adresse {allg}
gerçek adres {allg} spezifische Adresse {allg}
gerçek anlam {allg} eigentliche Bedeutung {allg}
gerçek arkadaş {allg} echter Freund {allg}
gerçek baba {allg} leiblicher Vater {allg}
gerçek belgelere dayanan belgesel film {i} der Dokumentarbericht {m}
gerçek benliğimiz {allg} unser wahres Selbst {allg}
gerçek birlik {i} die Realunion {f}
gerçek boy {allg} wirkliche Größe {allg}
gerçek boyama {i} [tek]das Echtfärben {n}
gerçek boyda {allg} in Lebensgröße {allg}
gerçek boyundan büyük {s} überlebensgroß {adj}
gerçek çıktı {i} die Istleistung {f}
gerçek çıktı {i} die Istausbringung {f}
gerçek değer {i} der Realwert {m}
gerçek değer {allg} [tic]innerer Wert {allg}
gerçek değer {i} der Effektivwert {m}
gerçek değer {i} [tek]der Istwert {m}
gerçek değerinin üzerinde sigorta ettirmek {v} überversichern {v}
gerçek dışı {s} eskapistisch {adj}
gerçek dışı {adv} unwirklich {adv}
gerçek dönem karı {allg} periodenechter Gewinn {allg}
gerçek dost {allg} wahrer Freund {allg}
gerçek enflasyon {allg} absolute Inflation {allg}
gerçek envanter {allg} tatsächlich aufgenommenes Inventar {allg}
gerçek fikrini olduğu gibi söylemek {allg} klaren Wein einschenken {allg}
gerçek fiyat {i} [tic]der Effektivpreis {m}
gerçek gayri safi milli hasıla {allg} reales Bruttosozialprodukt {allg}
gerçek gelir {allg} tatsächliches Einkommen {allg}
gerçek gelir {i} das Realeinkommen {n}
gerçek gibi göstermek {fi} vorspiegeln {v}
gerçek hasar ikamesi {allg} Ersatz des tatsächlichen Schadens {allg}
gerçek hasar tazmini {allg} Ersatz des tatsächlichen Schadens {allg}