DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
ganz {adv} büsbütün {adv}
ganz {adj} bütün {s}
ganz {adv} çok {adv}
ganz {a} cümle {a}
ganz {adj} eksiksiz {s}
ganz {a} hep {a}
ganz {adj} iyi tamam {s}
ganz {adv} oldukça {adv}
ganz {adv} pek {adv}
ganz {adj} sağlam {s}
ganz {adj} tam {s}
ganz {adj} tamam {s}
ganz {adv} tamamen {adv}
ganz {adv} tamamıyla {adv}
ganz {adj} tekmil {s}
ganz {adj} tipik {s}
ganz {adj} tüm {s}
ganz gewiß {adv} muhakkak {adv}
ganz gewiss {adv} muhakkak {adv}
ganz allein {a} kendi kendine {a}
ganz allein {a} tek başına {a}
ganz allein {a} yalnız başına {a}
ganz alt {allg} çok eski {allg}
ganz alt {allg} epeski {allg}
ganz anderes {allg} bambaşka {allg}
ganz anders {allg} bambaşka {allg}
ganz auf sich gestellt sein {allg} kimseden yardım görmemek {allg}
ganz auf sich gestellt sein {allg} tek başına olmak {allg}
ganz Auge sein {allg} göz kesilmek {allg}
ganz aus dem Häuschen sein {allg} kendinden geçmek {allg}
ganz aus dem Häuschen sein {allg} sevinçten kanatlanmış gibi fırlamak {allg}
ganz begeistert sein {allg} bayılmak {allg}
ganz begeistert sein {allg} hayran kalmak {allg}
ganz benommen sein {v} ambale olmak {fi}
ganz besessen sein {allg} sabit fikre kapılmak {allg}
ganz bestimmt {allg} kesin olarak {allg}
ganz bestimmt {allg} muhakkak {allg}
ganz bestimmt {allg} mutlaka {allg}
ganz betrübt {a} teessürle {a}
ganz dabei {allg} çok yakınında {allg}
ganz die Mutter {allg} anasının çocuğu {allg}
ganz die Mutter {allg} hık demiş anasının burnundan düşmüş {allg}
ganz durchlesen {allg} tamamını okumak {allg}
ganz einfach {allg} çocuk oyuncağı {allg}
ganz einfach {allg} çok basit {allg}
ganz einfach {allg} çok kolay {allg}
ganz einfach zu verstehen {allg} anlaşılması çok kolay {allg}
ganz entlegen {allg} ıssız {allg}
ganz entlegen {allg} ücra {allg}
ganz fettig {allg} çok yağlı {allg}
ganz frisch {allg} çok taze {allg}
ganz frisch {allg} dumanı üstünde {allg}
ganz frisch {allg} taptaze {allg}
ganz geknickt sein {allg} sükutu hayale uğramak {allg}
ganz genau {allg} tamı tamına {allg}
ganz gewiss {allg} muhakkak {allg}
ganz gewiß! {allg} muhakkak {allg}
ganz gut {allg} oldukça iyi {allg}
ganz im Vertrauen gesagt {allg} aramızda kalsın! {allg}
ganz in der Nähe {allg} çok yakınında {allg}
ganz in der Nähe {allg} oracıkta {allg}
ganz in der Nähe {allg} şuralarda {allg}
ganz in seinem Element sein {allg} kendini iyi ve garantili hissetmek {allg}
ganz leer {allg} bomboş {allg}
ganz nackt {allg} çırılçıplak {allg}
ganz nahe {allg} çok yakın {allg}
ganz nass {allg} sırılsıklam {allg}
ganz neu {allg} gıcır gıcır {allg}
ganz neu {allg} yepyeni {allg}
ganz Ohr sein {allg} can kulağı ile dinlemek {allg}
ganz Ohr sein {allg} can kulağıyla dinlemek {allg}
ganz richtig {allg} pekala {allg}
ganz richtig {allg} peki {allg}
ganz richtig {allg} tamam {allg}
ganz sauber {a} tertemiz {a}
ganz und gar {allg} büsbütün {allg}
ganz und gar {allg} tamamen {allg}
ganz und gar {allg} tamamıyla {allg}
ganz und gar {allg} tıpatıp {allg}
ganz und gar {allg} tümüyle {allg}
Indirekte Treffer
aufs Haar ganz genau {allg} tıpa tıp benzemek {allg}
das Buch ist ganz {allg} kitap tam {allg}
das Buch ist ganz {allg} eksiksiz {allg}
das ist ganz schön happig {allg} bu çok riskli {allg}
du bist ja ganz nass {allg} ama sırılsıklamsın {allg}
ein ganz klein Bisschen {allg} çok küçük bir parça {allg}
ein ganz klein Bisschen {allg} azıcık {allg}
eine ganz besondere Note haben {allg} çok özel bir değeri olmak {allg}
er ist nicht ganz bei Trost {allg} tahtası eksik {allg}
er ist nicht ganz richtig im Kopf {allg} tahtası eksik {allg}
er wurde ganz klein {allg} sessiz kaldı {allg}
ganz gewiss {adv} muhakkak {adv}
ganz gewiß {adv} muhakkak {adv}
ganz allein {a} yalnız başına {a}
ganz allein {a} tek başına {a}
ganz allein {a} kendi kendine {a}
ganz alt {allg} epeski {allg}
ganz alt {allg} çok eski {allg}
ganz anderes {allg} bambaşka {allg}
ganz anders {allg} bambaşka {allg}
ganz auf sich gestellt sein {allg} tek başına olmak {allg}
ganz auf sich gestellt sein {allg} kimseden yardım görmemek {allg}
ganz Auge sein {allg} göz kesilmek {allg}
ganz aus dem Häuschen sein {allg} sevinçten kanatlanmış gibi fırlamak {allg}
ganz aus dem Häuschen sein {allg} kendinden geçmek {allg}
ganz begeistert sein {allg} hayran kalmak {allg}
ganz begeistert sein {allg} bayılmak {allg}
ganz benommen sein {v} ambale olmak {fi}
ganz besessen sein {allg} sabit fikre kapılmak {allg}
ganz bestimmt {allg} mutlaka {allg}
ganz bestimmt {allg} muhakkak {allg}
ganz bestimmt {allg} kesin olarak {allg}
ganz betrübt {a} teessürle {a}
ganz dabei {allg} çok yakınında {allg}
ganz die Mutter {allg} hık demiş anasının burnundan düşmüş {allg}
ganz die Mutter {allg} anasının çocuğu {allg}
ganz durchlesen {allg} tamamını okumak {allg}
ganz einfach {allg} çocuk oyuncağı {allg}
ganz einfach {allg} çok kolay {allg}
ganz einfach {allg} çok basit {allg}
ganz einfach zu verstehen {allg} anlaşılması çok kolay {allg}
ganz entlegen {allg} ücra {allg}
ganz entlegen {allg} ıssız {allg}
ganz fettig {allg} çok yağlı {allg}
ganz frisch {allg} taptaze {allg}
ganz frisch {allg} dumanı üstünde {allg}
ganz frisch {allg} çok taze {allg}
ganz geknickt sein {allg} sükutu hayale uğramak {allg}
ganz genau {allg} tamı tamına {allg}
ganz gewiss {allg} muhakkak {allg}
ganz gewiß! {allg} muhakkak {allg}
ganz gut {allg} oldukça iyi {allg}
ganz im Vertrauen gesagt {allg} aramızda kalsın! {allg}
ganz in der Nähe {allg} şuralarda {allg}
ganz in der Nähe {allg} oracıkta {allg}
ganz in der Nähe {allg} çok yakınında {allg}
ganz in seinem Element sein {allg} kendini iyi ve garantili hissetmek {allg}
ganz leer {allg} bomboş {allg}
ganz nackt {allg} çırılçıplak {allg}
ganz nahe {allg} çok yakın {allg}
ganz nass {allg} sırılsıklam {allg}
ganz neu {allg} gıcır gıcır {allg}
ganz neu {allg} yepyeni {allg}