DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
Handeln {itr} alıp satmak {itr}
handeln {v} davranışta bulunmak {fi}
Handeln {itr} davranmak {itr}
das Handeln {n} eylem {i}
das Handeln {n} faaliyet {i}
handeln {v} faaliyet gösterme {fi}
handeln {v} hareket etme {fi}
Handeln {itr} hareket etmek {itr}
Handeln {itr} harekete geçmek {itr}
das Handeln {n} {i}
das Handeln {n} pazarlık {i}
Handeln {itr} pazarlık etmek {itr}
handeln {v} [Handel]ticaret yapma {fi}
Handeln {itr} [Handel]ticaret yapmak {itr}
Handeln {itr} [Handel]ticaretle uğraşmak {itr}
handeln um {v} söz konusu olmak {fi}
handeln von {v} hakkında olmak {fi}
handeln von {v} ile ilgili olmak {fi}
die Handelnde {f} hareket eden {i}
die Handelnde {f} [Handel]ticaret yapan {i}
der Handelnder {m} acente {i}
der Handelnder {m} hareket eden {i}
der Handelnder {m} temsilci {i}
der Handelnder {m} [Handel]ticaret yapan {i}
Indirekte Treffer
der aus Eile überstürzt handeln {allg} iki ayağı bir pabuca girmek {allg}
eigenmächtiges Handeln {allg} keyfi davranış {allg}
fahrlässig handeln {allg} dikkatsiz hareket etmek {allg}
gemeinsames Handeln {allg} müşterek faaliyet {allg}
gemeinsames Handeln {allg} ortak faaliyet {allg}
gesegnetes Handeln {n} kurban {i}
das gesegnetes Handeln {v} bağışta bulunmak {v}
gesegnetes Handeln {v} kıymak {fi}
gesegnetes Handeln {v} özveride bulunmak {v}
gesegnetes Handeln {v} [Rel.]hayır işlemek {v}
gesegnetes Handeln {v} kurban etmek {v}
gesegnetes Handeln {v} fedakarlık etmek {v}
gesegnetes Handeln {n} kurban etme {i}
das gesegnetes Handeln {v} feda etmek {fi}
handeln um {v} söz konusu olmak {fi}
handeln von {v} ile ilgili olmak {fi}
handeln von {v} hakkında olmak {fi}
im Affekt handeln {allg} heyecanlı davranmak {allg}
im öffentlichen Interesse handeln {allg} kamu yararına hareket etmek {allg}
kollegial handeln {allg} arkadaşça davranmak {allg}
konkludentes Handeln {n} [Jur.]hukuki sonuç doğurmaya yönelik hareket {i}
das leichtsinnig handeln und sein Leben aufs Spiel setzen {allg} eceline susamak {allg}
mit etw handeln {allg} [Handel]bir şeyin ticaretini yapmak {allg}
mit sich handeln lassen {allg} anlaşmaya açık olmak {allg}
nach dem islamischen Glauben eine Gutschrift für gutes Handeln {allg} sevap {allg}
nach seinem eigenen Kopf handeln {v} [Redw.]bildiğini okumak {fi}
nicht richtig handeln {allg} yanlış yolda gitmek {allg}
schlüssiges Handeln {n} [Jur.]hukuki sonuç doğurmaya yönelik hareket {i}
das schnell handeln {allg} çabuk hareket etmek {allg}
triebhaft handeln {allg} içgüdü ile hareket etmek {allg}
umsichtig handeln {allg} dikkatli hareket etmek {allg}
unternehmerisches Handeln {allg} girişimci faaliyeti {allg}
vertragswidrig handeln {allg} sözleşmeye aykırı hareket etmek {allg}
vertragswidrig handeln {allg} akde aykırı hareket etmek {allg}
von etwas handeln {allg} bir şeyden bahsetmek {allg}
vorschriftswidrig handeln {allg} talimata aykırı hareket etmek {allg}