TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
önemli {s} angelegen {adj}
önemli {s} angelegentlich {adj}
önemli {s} beachtenswert {adj}
önemli {s} beachtenswertlich {adj}
önemli {s} beachtlich {adj}
önemli {s} bedeutend {adj}
önemli {s} bedeutsam {adj}
önemli {s} bedeutungsvoll {adj}
önemli {s} belangreich {adj}
önemli {s} bemerkenswert {adj}
önemli {s} betont {adj}
önemli {s} beträchtlich {adj}
önemli {i} der Boden {m}
önemli {s} brennend {adj}
önemli {a} delikat {a}
önemli {s} denkwürdig {adj}
önemli {a} einschlägig {a}
önemli {adv} entscheidend {adv}
önemli {s} epochal {adj}
önemli {a} erheblich {a}
önemli {s} erklecklich {adj}
önemli {s} fundamental {adj}
önemli {s} gefährlich {adj}
önemli {s} gehaltreich {adj}
önemli {s} gehaltvoll {adj}
önemli {s} gelegen {adj}
önemli {s} gewichtig {adj}
önemli {a} groß {a}
önemli {s} mächtig {adj}
önemli {s} merklich {adj}
önemli {s} nachdrücklich {adj}
önemli {s} namhaft {adj}
önemli {a} wichtiges {a}
önemli {s} relevant {adj}
önemli {s} seriös {adj}
önemli {s} [fel]substantiell {adj}
önemli {s} tief {adj}
önemli {allg} von Belang {allg}
önemli {s} weltbewegend {adj}
önemli {s} wertvoll {adj}
önemli {s} wesentlich {adj}
önemli {s} wichtig {adj}
önemli {s} signifikant {adj}
önemli bir karar arifesinde bulunmak {allg} am Scheidewege stehen {allg}
önemli bir konuğu karşılayan genç kız {i} die Ehrenjungfrau {f}
önemli bir miktarda {s} stattlich {adj}
önemli bir neden {i} der Wichtiger Grund {m}
önemli bir nokta {allg} ein gewichtiger Punkt {allg}
önemli bir pozisyonda olmak {fi} innehaben {v}
önemli bir rol oynamak {fi} ausmachen {v}
önemli bir rol oynamak {allg} eine Rolle spielen {allg}
önemli bir rolü olmamak {fi} keine Rolle spielen {v}
önemli bir soru {allg} eine brennende Frage {allg}
önemli bir yer tutmak {fi} ausmachen {v}
önemli değil {allg} das macht nichts {allg}
önemli değil {allg} das tut nichts {allg}
önemli değil {allg} nicht bedeutend {allg}
önemli değil! {allg} keine Sache {allg}
önemli değil! {allg} [Redw.]kein Thema! {allg}
önemli derecede {adv} bedeutend {adv}
önemli derecede {a} maßgeblich {a}
önemli durum {i} das Moment {n}
önemli durumlarda önemli sahneye veya kişiye ışık yöneltme {i} [tiy]die Effektbeleuchtung {f}
önemli durumlarda önemli sahneye veya kişiye ışık yöneltme {i} [tiy]das Effektlicht {n}
önemli eserler yarattığı dönem {i} die Klassik {f}
önemli etken {allg} wesentlicher Faktor {allg}
önemli faktör {allg} wesentlicher Faktor {allg}
önemli hasara uğratmak {allg} erheblich beschädigen {allg}
önemli hata {i} der Grundirrtum {m}
önemli hata {i} der Kardinalfehler {m}
önemli {s} delikat {adj}
önemli kişi {i} der Matador {m}
önemli mesele {allg} wichtiger Punkt {allg}
önemli mevki {i} die Schlüsselposition {f}
önemli miktarda {adv} wesentlich {adv}
önemli nokta {allg} der springende Punkt {allg}
önemli nokta {i} der Kern {m}
önemli noktalarıyla özetlemek {fi} resümieren {v}
önemli olan {a} relavant {a}
önemli olay {i} die Denkwürdigkeit {f}
Indirekte Treffer
benim için çok önemli {allg} mir liegt viel daran {allg}
benim için şu önemli {allg} es kommt mir darauf an {allg}
bir hükmün en önemli bölümü {i} [huk]der Tenor {m}
bir şeyi önemli bulmak {allg} für wichtig halten {allg}
çok önemli {s} ausschlaggebend {adj}
çok önemli {s} welterschütternd {adj}
çok önemli {s} hochbedeutsam {adj}
çok önemli {s} vital {adj}
çok önemli {s} erheblich {adj}
çok önemli {s} schwer wiegend {adj}
çok önemli {s} dringlich {adj}
çok önemli {s} lebenswichtig {adj}
çok önemli {s} dringend {adj}
çok önemli {s} lebensnotwendig {adj}
çok önemli görev {i} die Sendung {f}
çok önemli görev {i} die Mission {f}
daha önemli olmak {fi} vorgehen {v}
en önemli {s} ausschlaggebend {adj}
en önemli {s} oberste {adj}
en önemli {allg} am wichtigsten {allg}
en önemli {önk} Kardinal- {prä}
en önemli {i} das Haupt {n}
en önemli {s} erstrangig {adj}
en önemli {s} überwiegend {adj}
en önemli bölüm {i} das Hauptstück {n}
en önemli eser {i} das Standardwerk {n}
en önemli hareket {i} die Attraktion {f}
en önemli karakterlerden birisi {i} [tiy]die Hauptfigur {f}
en önemli kişi {i} die Schlüsselfigur {f}
en önemli nokta {i} der Kardinalpunkt {m}
en önemli nokta {i} die Hauptsache {f}
en önemli nokta {i} die Pointe {f}
en önemli nokta {i} der Kernpunkt {m}
en önemli parça {i} das Hauptstück {n}
en önemli şey {i} die Hauptsache {f}
haftanın önemli olaylarını tartışan haber programı {i} die Wochenschau {f}
hukuken önemli delil {allg} [huk]rechtserheblicher Beweis {allg}
iki önemli olay arasında önemli olmayan ara olay {i} [tiy]das Zwischenspiel {n}
ikinci derecede önemli {s} zweitrangig {adj}
işin en önemli noktası {allg} der Kern der Sache {allg}
kendi yetenekleriyle önemli bir makama gelmiş kişi {i} der Selfmademan {m}
kendini aşırı önemli bulma {i} die Selbstüberschätzung {f}
konuyla ilgili önemli kelime {i} das Stichwort {n}
konuyla ilgili önemli kelime {i} das Schlagwort {n}
Lütfen bütün önemli temel bilgileri doldurun {allg} Bitte alle relevanten Grunddaten füllen {allg}